Anayasa Mahkemesi Tarafından İhalenin Feshi Davasında Somut Gerekçe Gösterilmeden Üst Sınırdan Hükmedilen Para Cezasının Mahkemeye Erişim Hakkını İhlal Ettiğine Karar Verilmiştir

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından verilen 2022/49505 başvuru numaralı 20/05/2026 tarihli Anayasa Mahkemesi Karar (“Karar”) 17 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;

  • Başvuru, icra müdürlüğünce yapılan ihalenin feshi için açılan davanın esastan reddi üzerine, başvurucu aleyhine ihale bedelinin %10 oranında para cezasının hazineye irat kaydına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 134. maddesinin eski düzenlemesinde, ihalenin feshi talebinin esastan reddi halinde davacının doğrudan ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkûm edileceği öngörülmektedir. Başvurucu aleyhine yürütülen icra takibinde ipotekli taşınmazın satışı sonrasında ihalenin feshi davası açılmış; mahkemece davanın reddine ve ihale bedelinin %10’u oranında para cezasının başvurucudan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
  • Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kararlarında bu kuralın hâkime somut olayına koşullarını değerlendirme imkânı tanımaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği tespiti üzerine, kanun koyucu tarafından 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile İİK m.134/5 düzenlemesine gidilmiştir.
  • Karar’da, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına (E. 2022/12645, K. 2023/66 ve E. 2023/2251, K. 2023/5637) atıf yapılarak; mahkemelerin para cezası tayin ederken davacının süreci uzatma amacı güdüp gütmediğini, fesih iddiasının ağırlığını, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerini dikkate alması gerektiği vurgulanmıştır. 
  • AYM değerlendirmesinde, ihale sürecinin sürüncemede bırakılmasını önlemek ve haksız yere dava açılmasını caydırmak amacıyla davanın reddi halinde ek bir mali külfet öngörülmesinin anayasal açıdan meşru bir amaç taşıdığı ve gerekli bir araç olduğu kabul edilmiştir.
  • Yasal düzenlemede hâkime esneklik ve takdir yetkisi sağlamış olmasına rağmen; somut olayda İlk Derece Mahkemesi, kanun değişikliğinden hemen sonra verdiği kararda hiçbir gerekçe göstermeksizin ve başvurucunun ekonomik durumu ile davayı ihale sürecini uzatmak amacıyla açıp açmadığını değerlendirmeksizin en üst sınır olan %10 oranında para cezası uygulamıştır.
  • İstinaf ve Yargıtay temyiz incelemelerinde de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının aksine somut gerekçe sunulmaksızın bu cezanın aynen onaylanması nedeniyle, alacaklının menfaati ile başvurucunun dava açma hakkı arasındaki makul dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna varılmıştır.
  • Somut olay gerekçelendirilmeden uygulanan yüksek tutarlı para cezasının başvurucuya ağır bir külfet yüklediği, bu durumun anayasanın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesini ve Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkeme erişim hakkını İHLAL ETTİĞİNE OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
  • Hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin diğer iddia açıkça dayanaktan yoksun bulunarak KABUL EDİLEMEZ kararı verilmiş; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmiştir.

 

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

 

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği'nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır.Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.