AİHM ÇALIŞANLARIN GİZLİ KAMERAYLA İZLENMESİNİN ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE AYKIRILIK TEŞKİL ETMEDİĞİNE KARAR VERDİ !

20 Ekim 2019

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) 17.10.2019 tarihli Kararıyla, süpermarket yöneticisinin hırsızlık şüphesiyle çalışma alanlarına hem görünür hem de gizli kameralar yerleştirmesi ve bu kayıtlara dayanılarak çalışanların işten çıkarılmasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde düzenlenen özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

AİHM, yerel mahkeme tarafından çalışanların özel hayatının gizliliği ile işverenin mülkiyet ve yönetim hakkı arasında menfaat dengesi gözetilmesinin ve gizli kamera kaydı alınmasında meşru sebep incelemesi yapılmasının yerinde olduğunu değerlendirmiştir.

Bunun yanında AİHM, bir çalışanın bulunduğu yere bağlı olarak bekleyebileceği mahremiyet düzeyleri arasında ayrıma giderek tamamen yasaklama olan tuvalet ve vestiyer gibi özel yerlerde mahremiyet düzeyinin çok yüksek, ofis gibi sınırlandırılmış çalışma alanlarında yüksek, ancak Karara konu süpermarket gibi meslektaşları veya kamuoyu tarafından görülebilen veya erişilebilen yerlerde ise daha düşük olduğunu saptamıştır.

Ayrıca gizli kamera kaydı alımının sadece 10 gün sürmesi ve sınırlı sayıda insanın kayıtları izlediği ve kayıtların kayıplardan sorumlu olanların izini sürmek dışında başka bir amaçla kullanılmaması da göz önüne alınarak AİHM, başvuran çalışanların mahremiyetine yapılan müdahalenin ciddi boyutta olmadığına karar vermiştir.

 Öte yandan, çalışanların kamera kaydı konusunda bilgilendirilmemiş olmaları hususunda AİHM öncelikle genel bir şekilde olsa bile çalışanlara bildirim yapılması gerektiği noktasındaki yaygın uluslararası fikir birliğine dikkat çekmiş; ancak önemli kamu veya özel menfaatin korunması noktasında bildirim yapılmamasının haklı kılınabileceğini belirtmiştir.

Bunun yanında AİHM ilk kez, başvurucuların ülkelerindeki Kişisel Verileri Koruma Yasası uyarınca haklarının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak Veri Koruma Otoritesine şikayette bulunma veya mahkemede dava açma gibi başka yasal yollara başvurmamalarını ve yalnızca İş Mahkemesinde kamera kaydı delillerinin hukuka aykırı elde edildiği noktasında bu şikayetlerini ileri sürmelerini bir kriter olarak değerlendirmiştir. AİHM’in bu yeni yaklaşımı ile, Kişiler Verileri Koruma Otoritelerinin, başvuru için tüketilmesi gereken iç hukuk yollarından biri olarak kabul edilmesi mümkündür.

 İlgili Kararın İngilizce metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz ve/veya yorumunuz olması halinde, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr