Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

Anayasa Mahkemesi, Competition Law, Commercial Law

 

  1. İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar Yayımlanmıştır

8 Haziran 2024 tarihli ve 32570 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (“Karar”) ile gümrük vergisi uygulanmasına ilişkin değişiklikler getirilmiştir.

Karar’da getirilen değişiklikler özetle şu şekildedir;

  • Çin Halk Cumhuriyeti’nden ithal edilecek araçların her biri için %40 oranında ilave vergi uygulanmasına karar verilmiştir. İthal edilen aracın bedelinin 7.000 USD’den az olması halinde doğrudan 7.000 USD vergi uygulanacaktır.
  • Halihazırda %10 olarak uygulanan gümrük vergisi oranı Çin Halk Cumhuriyeti’nden ithal edilecek araçlar için toplamda %50 olarak uygulanacaktır.

Değişiklik yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 435)’ nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 562) Yayımlanmıştır

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından (“GİB”) Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 435)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”), 12.06.2024 tarihli 32574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ’de getirilen düzenlemeler özetle şu şekildedir;

  • 6361 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren tasarruf finansman şirketleri ile 6493 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşlarına, BSMV’ye tâbi işlemlerinde fatura yerine geçmek üzere dekont düzenleme imkânı getirilmiştir.
  • Ayrıca, ödeme ve elektronik para kuruluşlarına faaliyetlerine göre belirli hesap devreleri itibariyle dekont yerine hesap bildirim cetveli (ekstre) de düzenleme imkânı verilmektedir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili olarak GİB tarafından yayınlanan Açıklayıcı Bilgi Notuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Rekabet Kurumu Tarafından Roche’a Soruşturma Başlatılmıştır

Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) Roche Müstahzarları Sanayi A.Ş.’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği iddiasına yönelik olarak yapılan ön araştırma sonucunda alınan 25.02.2021 tarihli ve 21-10/130-55 sayılı kararı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin (“Mahkeme”) 21.03.2024 tarihli ve 2023/1084 E., 2024/663 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Mahkemenin iptal kararı üzerine, dosyada yer alan bilgileri ve belgeleri 21.05.2024 tarihli toplantısında müzakere eden Kurul, söz konusu Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen, 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla Roche Müstahzarları Sanayi A.Ş. hakkında soruşturma açılmasına 24-23/534-M sayı ile karar vermiştir.

Konuya ilişkin 12.06.2024 tarihli duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. TİTCK Beşerî Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatına İlişkin Kılavuzlar Güncellenmiştir

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu  ("TİTCK" veya “Kurum”) tarafından güncellenen

  1. Beşerî Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatına İlişkin Kılavuz
  2. Beşerî Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatının Okunabilirliğine İlişkin Kılavuz
  3. Beşerî Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatındaki Yardımcı Maddelere İlişkin Kılavuz

11/06/2024 tarihinde Kurum’un resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

  • Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatına İlişkin Kılavuz
  • Ruhsatlandırma başvurusu yapılmış veya ruhsatlandırılmış her beşeri tıbbi ürün ismi herhangi bir beşeri tıbbi ürün ismiyle iltibasa yol açmayacak şekilde seçilmelidir. Bir beşeri tıbbi ürünün ticari ismi, sadece marka sahibinin muvafakati olması halinde ve ürünlerin endikasyonlarının aynı, yitiliklerinin farklı olması koşuluyla farklı bir başvuru/ruhsat sahibi tarafından kullanılabilecektir.
  • Ruhsat sahibi adresini “semt/ilçe/il” veya “ilçe/il” şeklinde verebilecektir.
  • Ambalaj bilgilerine ve kullanma talimatına, Ruhsat sahibinin adı ve adresinin yanı sıra, bulunması zorunlu olan metnin okunabilirliğini etkilememesi koşuluyla ruhsat/izin sahibinin telefonu ve/veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi de yazılabilecektir.
  • Üretim (İmal) yeri adresi olarak: ülkemizde üretilen ürünler için semt/ilçe/il veya ilçe/il, ithal ürünler için semt/ilçe/il/ülke veya ilçe/il/ülke yazılması yeterlidir.
  • Önerilen iç ve dış ambalaj ve kullanma talimatı Yönetmelikte belirtilen koşullara uyumu açısından incelenecektir.
  • Ambalaj bilgilerine ve kullanma talimatına özendirici ve/veya tanıtım niteliğinde olabilecek unsurlar haricinde, hastalar için yararlı olan, ambalaj bilgilerini ve kısa ürün bilgileriyle uyumlu diğer bilgileri netleştirmeye yönelik semboller veya resimli diyagramlar Kuruma sunulması ve onay alınması şartıyla dâhil edilebilecektir.
  • Dış ve iç ambalaj ile kullanma talimatına, steril ürünler için "steril" ve apirojen ürünler için ise "apirojen" kaydı konulacaktır. Dış ve iç ambalaj ile kullanma talimatına, sitotoksik ürünler için “sitotoksik” kaydı konulacaktır.
  • Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatına İlişkin Kılavuz
  • Kırmızı ve yeşil reçeteli beşeri tıbbi ürünlerin dış ambalajlarına ambalaj bütünlüğünün korunmasını temin edecek emniyet bandı eklenmesi veya dış ambalajın tüm etiketleme bilgilerinin görünürlüğünü ve okunabilirliğini engellemeyen şeffaf bir ek dış ambalaj ile kaplanması gerekmektedir.
  • İlacın kullanımını kolaylaştırmak ve oluşabilecek riskleri azaltmak adına dış ambalaja ve gerek görülmesi halinde ilaveten kullanma talimatına (“KT”) Beşerî Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik gereklilikleri yerine getirilmek koşuluyla multimedya karekod ilavesi yapılabilecektir.

 

  • Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri ve Kullanma Talimatının Okunabilirliğine İlişkin Kılavuz
  • Görme Engelli ve Kısmi Görebilenlere Yönelik Kullanma Talimatı düzenlenmiştir.

 

Bahsi geçen kılavuzların tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmıştır

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (“Kurul”) tarafından hazırlanan,Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 13.06.2024 tarihli ve 32575 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik ile yapılan değişiklikler özet olarak şu şekildedir:

  • Canlı yayınlarda, önceden kaydedilmiş görüntülere yer verilmesi hâlinde bu görüntüler kodlama işlemine tabi tutulacaktır. Önceden kaydedilmiş görüntülere yer verilmeyen canlı yayınlarda kodlama işlemi yapılamayacaktır.
  • Dizi filmler, haber bültenleri, haber programları ve bölümler hâlinde yayınlanan diğer programlar; bölümler ve program içinde önceden kaydedilmiş görüntüler arasında içerik farklılığı göstermediği hâllerde bir kerede blok olarak kodlanarak sisteme kaydedilecektir. Bölümler ve program içinde önceden kaydedilmiş görüntüler arasında içerik farklılığı olduğu veya kodlayıcının gerekli gördüğü hâllerde, her bölüm ve program içinde önceden kaydedilmiş görüntüler ayrı ayrı kodlanacaktır. Bu tür programlar, bölümleri ve program içinde önceden kaydedilmiş görüntüler arasında en yüksek yaş kategorisi almış sembolün yayınlanabileceği saat dikkate alınarak yayınlanacaktır.
  • Haber bültenleri ve haber programlarında, kodlama sonucunda sistemin öngördüğü sembollerin tamamı program başlangıcında jenerikten sonra ve program süresi boyunca her kesintiyi takiben yayınlanacaktır. Önceden kaydedilmiş görüntülerin yayını esnasında içerik grubuna ilişkin semboller ile yaş grubuna ilişkin sembollerden Genel İzleyici ve 7+ dışındaki semboller görüntülerin ekrana getirildiği süre boyunca ekranın uygun bir köşesinde sabit olarak yer alacaktır.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/23443 başvuru numaralı ve 09/01/2024 tarihli, “Kartal Madencilik İnşaat Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, maden işletme ruhsatına konu sahanın bir kısmının İstanbul Üçüncü Havalimanı proje alanı ile çakışması dolayısıyla sahanın kullanılamamasından doğan zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM tarafından;

  • İdari ve yargısal sürecin bütününe bakıldığında mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği, başvurucunun bu güvencelerden gerçek anlamda yararlandırılmadığı sonucuna varıldığı,
  • Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkı ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucunun aleyhine bozulduğu ve mülkiyet hakkına müdahalenin ölçüsüz olduğu

belirtilerek Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Mahkeme Hükmünün Yeterli Gerekçe İçermemesi Nedeniyle Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2019/10308 başvuru numaralı ve 09/01/2024 tarihli, “Halime Er Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, tapu tahsis belgesi alınması sırasında ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebiyle açılan davada verilen kararın yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM tarafından;

  • Tapu tahsis belgesinin düzenlenmesinden önce muris tarafından yapılan başka bir ödemenin varlığı ve iadesi istenen meblağın bu tahsis belgesinin düzenlenmesinden sonra yapıldığı nazara alındığında başvurucunun iadesini istediği meblağın hizmet bedeli olmayıp arsa bedeli olduğu yönündeki davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiasının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerektiği,
  • Öte yandan İstinaf Mahkemesinin imar ıslah planının yapılıp yapılmaması le ilgili gerekçesinin de somut olaydaki olgularla örtüşmediğinin anlaşıldığı,
  • Bu durumda başvurucunun uyuşmazlığın sonucuna etkili iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

Belirtilerek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2019/41969 başvuru numaralı ve 07/02/2024 tarihli, “Hatun Karatepe Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, açılan işe iade davası ile verilen hükmün gerekçesiz olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

AYM tarafından;

  • Açılan işe iade davasında Mahkeme’nin, davalının başvurucunun işvereni olmadığını belirttiği ancak davalının niçin başvurucunun işvereni olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaması suretiyle başvurucunun uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve itirazlarının konu ile ilgili yeterli bir gerekçeyle karşılanmamasının gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açtığı

belirtilerek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Emeklilik İkramiyesi Ödemesinin Zamanaşımı Nedeniyle Reddedilmesinin Mülkiyet Hakkını İhlal Ettiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), mülkiyet ihlal edildiğine ilişkin 2021/5970 başvuru numaralı ve 25/01/2024 tarihli, “Yücel Kaplan Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, emeklilik ödemesinin zamanaşımına uğradığından bahisle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

AYM tarafından;

  • Kanuni bir dayanağı olmadan başvurucunun banka hesabında bulunan paranın geri alınması ve bu işleme karşı açılan davada bu husus gözetilmeden karar verilmesinin başvurucuya aşırı külfet yüklediği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği,
  • Başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediği

Belirtilerek Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Davanın Makul Sürede Sonuçlandırılmaması Nedeniyle Sendika Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/34550 başvuru numaralı ve 15/02/2024 tarihli, “Türkiye Devrimci Kara, Hava ve Demiryolu Taşımacılığı İşçileri Sendikası” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, olumsuz yetki tespitine itiraz talebiyle açılan davanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM tarafından;

  • Somut olayda yetki tespiti talebinde bulunulan 2016 yılından bu yana geçen yaklaşık sekiz senelik oldukça uzun bir süre boyunca başvurucu Sendika’nın dava konusu iş yerindeki işçileri temsil etme, işçi ve işveren arasında köprü oluşturma, gerektiğinde işvereni işçilerle ilgili konularda ikna etme gibi haklarından yoksun bırakılması nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkının ihlal edildiği

Belirtilerek Anayasanın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Mahkeme Hükmünün Yeterli Gerekçe İçermemesi Nedeniyle Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/25710 başvuru numaralı ve 14/02/2024 tarihli, “Mesut Durak Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 13 Haziran 2024 ve 32575 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, trafik kurallarının ihlal edildiği gerekçesiyle kesilen idari para cezasının ve sürücü belgesinin geçici olarak alınmasına ilişkin işlemin iptali için yapılan başvuruda kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialara ayrı ve açık yanıt verilmemesi sebebiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM tarafından;

  • Hakimlik ve itiraz merciinin kararın sonucunu etkileyecek nitelikte olan itirazları yeterli olarak değerlendiremediği,
  • Maddi vakıalar hakkında ayrı ve açık yanıt veremediği ve bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

Belirtilerek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.

AYM’nin söz konusu kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. 1705 Sayılı Kanun’un 6. Maddesinin 1. Fıkrasının İptaline İlişkin AYM Kararı Yayımlanmıştır

1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”)  6. Maddesinin 1. Fıkrasında getirilmiş olan,  Kanun çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından alınan kararlara ve düzenlemelere aykırı hareket edenlere, kişilerin tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın idari para cezası uygulanmasına ilişkin hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Bolu 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılan başvuru üzerine verilen 2023/140 E., 2024/81 K., sayılı ve 14/03/2024 tarihli iptal kararı 14/06/2024 tarihli ve 32576 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Kanun’un 6. Maddesinin 1. Fıkrasının Anayasa’nın 2. Ve 38. Maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali talep edilmiştir.

AYM bu iddiayı haklı bularak kuralın yalnızca yaptırımı uygulayacak idari makamı belirlediğini, idari cezaların düzenlenmesi bakımından idarenin keyfi uygulamalarını önleyici objektif nitelikte herhangi bir çerçeve hüküm getirilmediğini belirterek Anayasanın 2. ve 38. maddelerine aykırılık iddiasını kabul ederek ilgili hükmün iptaline OY BİRLİĞİYLE karar vermiştir.

Bahsi geçen Karar, Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanıştır

Millî Eğitim Bakanlığı (“MEB”) tarafından Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 14/06/2024 tarihli ve 32576 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlandı.

Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler özetle şu şekildedir;

  • Özel eğitim okullarının özel eğitim ve rehabilitasyon birimleri ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin ilçelerdeki sayıları belirlenirken her yıl ocak ayının ilk iş günü, MEBBİS-RAM modülünde ilçelerdeki destek eğitimi almasına karar verilen özel eğitim ihtiyacı olan birey sayısı esas alınacaktır. Her ilçede o yıl açılacak kurum sayısını tespit ederken Yönetmelik ekinde yer verilen ‘Açılacak Kurum Tespitinde Birlikte Değerlendirilecek İlçeler Listesi’nde (“Liste”) belirtilen illerin ilçelerindeki toplam özel eğitim ihtiyacı olan birey sayısı dikkate alınarak; 
  1. 0-300 birey için bir, 
  2. Sonraki her 200 bireye kadar bir

kurum açılmasına izin verilecektir.  

  • Ancak özel eğitim ihtiyacı olan birey sayısına göre kurum açılamayacak ilçelerde destek eğitim programlarının tamamının bulunmaması halinde, Bakanlıkça mevcut kurumlara ihtiyaç duyulan destek eğitim programının açılması için gerekli duyuruda bulunulacaktır. Duyurunun yapıldığı tarihten sonra üç ay içinde mevcut kurumlar tarafından program ilavesinin yapılmamış olması halinde ihtiyaç duyulan destek eğitim programının da yer aldığı bir kurum açılmasına bu fıkraya göre belirlenen kurum sayısına bakılmadan MEB’in uygun görüşü alınarak izin verilecektir. MEB tarafından izin verilen bu kurumun açılışı bu maddenin diğer fıkralarında belirlenen usul ve esaslara göre yapılacaktır.
  • Özel eğitim ihtiyacı olan birey sayısı azalan ilçelerde, mevcut kurumlar faaliyetlerine devam edeceklerdir. Ancak bu ilçelerdeki kurumların herhangi bir nedenle kapatılması hâlinde yeni kurum açılmasında ikinci fıkra hükümleri esas alınacaktır. MEB tarafından her yıl her il/ilçedeki kurum ve özel eğitim ihtiyacı olan birey sayıları kontrol edilerek kurum açılacak ilçeler ayrı ayrı belirlenecek ve Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün (“Genel Müdürlük”) internet sayfasında ilan edilecektir.
  • Aynı ilçede, açılabilecek kurum sayısı kadar veya daha az başvuru olması durumunda başvuranların tamamının listesi, açılacak kurum sayısından fazla müracaat edilmiş olması hâlinde ise kurum açılacak ilin valiliği tarafından noter huzurunda çekilen kura sonucuna göre sıralanarak düzenlenen liste Genel Müdürlüğün internet sayfasında yayımlanacaktır.
  • Kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenen kurum, düzenleme tarihinden itibaren iki yıl tamamlanmadan başka gerçek veya tüzel kişiye devredilemeyecektir.
  • Kurumlar, bulundukları ilçenin dışındaki başka ilçelere nakledilemeyeceklerdir. Ancak aynı ilin Liste’de yer alan ilçeleri arasında nakil yapılabilecektir.

Yönetmelik Resmî Gazete ‘de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girecektir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun Elektronik Yoklama Hakkındaki Kararı Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (“Kurul”) tarafından, 13 Haziran 2024 tarihli ve 32575 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2023/10 Esas ve 2024/5 Karar No’lu Danıştay Kararı (“Karar”) uyarınca, elektronik yoklama fişlerinin, nezdinde yoklama yapılan veya yetkilisinin bulunmaması veya imzadan çekinmeleri neticesinde, düzenlenen elektronik yoklama fişini temsil eden elektronik yoklama imza formunun tek taraflı imzalanarak mükellefin bilinen adresine tebliğ edilmesinin hukuka uygunluğunun incelenmesi sonucunda verilen bölge idare mahkemesi kararları arasındaki ayrılıklar giderilmiştir.

Karar’da

  • Yoklama müessesesinin mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit amacıyla düzenlenen bir vergi denetim aracı olduğu,
  • İdareye yoklama fişinde belirtilen hususlara dayanarak vergi mükelleflerinin hukukunu etkileyebilecek işlemlerde bulunma yetkisinin tanınmış olduğunu, bu nedenle çeşitli yasal tedbirlerle mükelleflerin haklarının korunması gerektiği,
  • Hakkında yoklama yapılanın veya yetkilisinin bulunmaması veya imzadan imtina etmesi durumunda elektronik yoklamanın fiziki yöntemler uygulanarak neticelendirilmesi, bu durumların varlığı halinde klasik yoklama müessesesi için geçerli olan kuraldan ayrıksı kuralın elektronik yoklama yönünden Kanun’da öngörülmemesi ve bu nedenle keyfiliğin önlenebilmesi adına yoklama memurlarından farklı bir resmi görevlinin durumu kayıt altına almak için formu imzalamasının kişilerin hukukunun korunabilmesi için idarenin tek taraflı onayına nazaran daha üstün olması hususları dikkate alındığında 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) 131. Maddesinin elektronik yoklama için de geçerli olduğu

ifade edilerek

  • VUK’un 132/A maddesi uyarınca yapılan elektronik yoklama sırasında nezdinde yoklama yapılanın veya temsilcisinin bulunmaması ya da bu şahısların imzadan çekinmesi halinde elektronik yoklama neticesinde düzenlenen yoklama fişini temsil eden elektronik yoklama imza formunun VUK 131/2 uyarınca polis, jandarma, muhtar veya ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılması gerektiğine 26/04/2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla

karar verilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (“Kurum”) tarafından hazırlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 15.06.2024 tarihli 32577 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler özetle şu şekildedir:

  • Denetim kuruluşları ve denetim üstlenen bağımsız denetçiler faaliyetlerini, asgari şartları Kurumca belirlenen bir kalite yönetim sistemi çerçevesinde yürütmek zorunda olacaklardır. Bu sistemin uygulanmasında ve etkin bir şekilde işletilmesinde, Kurum düzenlemelerine göre tasarlanarak Kurum’a bildirilen kalite yönetim sistemine ilişkin yazılı politika ve süreçlere uyulacaktır. Söz konusu politika ve süreçler Kurum düzenlemelerine paralel bir şekilde güncellenerek uygulanacak ve etkin bir şekilde işletilecektir.
  • Denetim kuruluşunun ve denetim üstlenen bağımsız denetçinin kalite yönetim sistemine ilişkin yazılı politika ve süreçleri ile bunların tasarlanmasında esas alınan Kurum düzenlemesi arasında farklılık olması durumunda veya içinde bulunulan koşullara özgü sebeplerle, denetim kuruluşunun ve denetim üstlenen bağımsız denetçinin yazılı politika ve süreçleri dışındaki bir uygulamanın Kurum düzenlemesine uyum bakımından daha uygun görüldüğü hallerdesöz konusu yazılı politika ve süreçlerin dışına çıkılabilecektir Bu durumun ve nedeninin denetçi tarafından yazılı olarak denetim kuruluşuna veya denetim üstlenen bağımsız denetçiye sunulması ve saklanması gerekecektir.
  • İnceleme ve denetimler, ihbar ve şikâyetler ya da diğer kurum ve kuruluşların bildirimleri sonucunda, yaptıkları denetim çalışmaları ve faaliyetleriyle, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye, Türk Ticaret Kanununda (“TTK”) yer alan denetime ilişkin hükümlere ve Kurum düzenlemelerine aykırı hareket ettikleri tespit edilenlere, aykırılıkların mahiyetine bağlı olarak Kurul kararıyla ikaz, uyarı, faaliyetin kısıtlanması, faaliyet izninin askıya alınması ve faaliyet izninin iptali yaptırımları uygulanacaktır.
  • Kurul fiilin ağırlığını dikkate alarak, gerekçesini belirtmek suretiyle daha hafif bir yaptırım uygulamaya yetkili olacaktır.
  • Aşağıdaki hallerde Kurul tarafından denetim kuruluşu veya denetçinin denetim faaliyeti en fazla bir yıl süreyle durdurulabilecektir:
  1. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”) uyarınca gaiplik, temyiz kudretinin kaybedilmesi, kısıtlılık ve benzeri haller ile denetçinin fiil ehliyetini kaybetmesi veya denetim kuruluşunun faaliyetinin fiilen veya kayden sona ermesi veya hakkında mahkeme tarafından bir tedbir kararı verilmiş olması sonucu, denetim faaliyetinin yürütülmesinin sonradan imkânsız hale gelmesi.
  2. Kurumca yapılan gözetim faaliyetleri çerçevesinde veya ihbar, şikayetler ve diğer kurumlardan gelen bildirimlerle ilgili olarak yapılan ilk değerlendirmeler sonucunda, faaliyet izninin askıya alınmasını veya iptal edilmesini gerektiren durum nedeniyle, denetim kuruluşunun veya denetçinin faaliyete devam etmesinin telafisi zor ve imkânsız zararlara yol açacağı ihtimalinin bulunması.
  • Durdurma süresi içerisinde gerekli idari işlemin tesisi veya faaliyetin durdurulmasına sebep olan halin sona ermesi durumunda sürenin dolması beklenilmeksizin durdurma kararı kaldırılacaktır.
  • Faaliyet izninin iptali hali hariç olmak üzere, idari yaptırım uygulanmasına karar verilen durumlarda aykırılığı gerçekleştirenlere sürekli eğitim yükümlülüğüne ilave eğitim yükümlülüğü getirilebilecektir.

 

Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 71) Genel Yönetim Mali İstatistiklerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 90) Yayımlanmıştır

Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 71) Genel Yönetim Mali İstatistiklerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 90) (“Tebliğ”) 15.06.2024 tarihli ve 32577 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ ile getirilen düzenlemeler özetle şu şekildedir;

  • Muhasebe işlemlerini Bakanlığın Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi (“BKMYBS”) ve Döner Sermaye Mali Yönetim Sistemi (“DMİS”) üzerinden yürüten kamu idarelerinin verileri söz konusu Sistemler üzerinden derlenecektir. Bu kamu idareleri için bu Tebliğin KBS üzerinden veri derlenmesine ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
  • Tebliğ ekinde yer alan listede (“Liste”) merkezi yönetim bütçe içi kurumlarda sayılan fonlar ve özel hesaplara ilişkin detaylı veriler, fon ve özel hesabın ilgili kurumu tarafından aylık dönemler için takip eden ayın 7’inci günü sonuna kadar, yıllık dönemler için ise (Ocak-Aralık dönemi) takip eden yılın Ocak ayının 15’ inci günü sonuna kadar Bakanlığa gönderilecektir.
  • Bütçe politikası, gelir ve giderlerin izlenmesi amacıyla il özel idareleri, belediyeler ile bağlı kuruluşları ve mahallî idare birliklerine ait olup Liste’de yer almayan şirketlerin verileri, Bakanlıkça talep edilebilecek ve kullanılabilecektir.
  • Mahallî idareler ve sosyal güvenlik kurumları, bütçe tahminleri ile finansmanın ekonomik sınıflandırması tablolarını Kasım ayı sonuna kadar Kamu Harcama ve Muhasebe Bilişim Sistemi (“KBS”) üzerinden Bakanlık’a göndereceklerdir.

Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Tıbbi Cihazların Teknik Servis Faaliyetleri ile Garanti Belgesine İlişkin Kılavuz Taslakları Kamuoyu Görüşüne Açılmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından sağlık hizmet sunumu kapsamında kullanılan tıbbi cihazların taşıdığı risklerin ortadan kaldırılması, uygun ve güvenli kullanımlarının sağlanması için yürütülecek teknik servis faaliyetleri ile ilgili usul ve esaslara ilişkin olarak hazırlanan “Sağlık Hizmet Sunumu Kapsamında Kullanılan Tıbbi Cihazların Teknik Servis Hizmetlerine Dair Yönetmelik Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz Taslağı” ile “Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz Taslağı”, Kurum’un resmi internet sitesinde kamuoyu görüşüne açılmıştır.

Taslak kılavuzlara ilişkin görüş ve öneriler Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik (“Yönetmelik”) ekinde yer alan Görüş Bildirme Formu (“Form”) kullanılarak 16.07.2024 tarihi mesai bitimine kadar Kurum’un e-posta adresine iletilebilecektir.

Kılavuz taslaklarının tam metinlerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Kozmetik Ürün Güvenlilik Değerlendiricisine, Eğitimine ve Belgelendirilmesine İlişkin Kılavuzda Güncelleme Yapılmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından Kozmetik Ürün Güvenlilik Değerlendiricisine, Eğitimine ve Belgelendirilmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”) güncellenerek yayınlanmış ve ikinci sürümü 14.06.2024 tarih 18986 sayılı makam oluru ile yürürlüğe girmiştir.

Kılavuz, ürün güvenlilik değerlendiricilerine yol göstermek ve güvenlilik değerlendirmesi yapacak sorumluların yetiştirilmesi amacıyla düzenlenecek eğitim programları ve bu kişilerin belgelendirilmeleri hakkında bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır.

Kılavuz’da yer alan düzenlemeler özetle şu şekildedir;

  • Kozmetik ürün güvenlilik değerlendirmesi; eczacılık, toksikoloji, tıp veya benzer bir disiplinde teorik ve pratik olarak verilmiş üniversite eğitimini veya bunlara denkliği Kurum tarafından kabul edilen başka bir eğitim programını tamamladığını gösterir bir diploma veya diğer resmi yeterlilik kanıtı olan bir kişi tarafından yapılacaktır.
  • Ürün güvenlilik değerlendiricisi eğitimine teorik eğitim en az 48 saat ve 5 gün, uygulama eğitimi ise en az 8 saat ve 1 gün olacak şekilde en az 6 gün planlanacaktır. Uygulama eğitimin yüz yüze olması zorunlu tutulmuştur.
  • Bir günlük eğitim süresi 8 saati geçmeyecek şekilde ve ders araları toplam en fazla 2 saat olacak şekilde düzenlenecektir. Bir eğitime katılan kişi sayısı 30’u geçemeyecektir.
  • Kılavuz’un yayınlanmasından sonra alınacak Ürün Güvenlilik Değerlendiricisi Belgelerinin geçerlilik süresi 5 yıl olarak düzenlenmiştir.
  • Kılavuz hükümlerine göre ürün güvenlik değerlendiriciliği belgelendirilmiş olan kişiler belgelerini yenilemek istedikleri takdirde belge geçerlilik süresi içerisinde veya bu sürenin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde eğitim şartı aranmaksızın tekrar sınava girebilecektir. Belge geçerlilik süresi içerisinde sınava girip başarılı olanların mevcut belgeleri iptal edilerek yeni belge numarası ve tarihi ile belgelendirme kuruluşu tarafından tekrar belgelendirilecektir.
  • Kozmetik Ürün Güvenlilik Değerlendiricisinin mevzuata aykırı rapor düzenlediğinin Kurum tarafından tespit edilmesi halinde kişi belgeleri belgelendirme kuruluşu tarafından en fazla üç ay süreyle askıya alınacak, ihlalin devamında ise belgelendirme kuruluşu tarafından belge geri çekilecektir.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Kozmetik Ürünler ile Sınır Teşkil Eden Ürünlere İlişkin Kılavuzda Güncelleme Yapılmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından Ürünler ile Sınır Teşkil Eden Ürünlere İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”) güncellenerek yayınlanmış ve ikinci sürümü 14.06.2024 tarih 18986 sayılı makam oluru ile yürürlüğe girmiştir.

Kılavuz’da yer alan düzenlemeler özetle şu şekildedir;

  • Bir ürünün kozmetik olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkin karar, ürünün özellikleri kapsamında dâhil olabileceği ürün gruplarına ait mevzuatın beraberce değerlendirilmesi ile verilecektir. Bu karar verilirken ürünlerin bileşimi, kullanım amacı, uygulama yeri ve şekli, sunumu, etki mekanizması, iddiaları ve diğer bütün ilgili unsurlar bir arada değerlendirilecektir.
  • Kozmetik mevzuatındaki kozmetik ürün tanımında yer alan amaçlar doğrultusunda yutulması, solunması, insan vücuduna enjekte edilmesi ya da yerleştirilmesi amaçlanan madde ya da karışımlar kozmetik ürün kapsamında değerlendirilemeyecektir.
  • Kozmetik mevzuatındaki kozmetik ürün tanımında yer alan amaçlar dışında kullanılan ürünler kozmetik ürün kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.