Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

  1. Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından hazırlanan Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 21 Ekim 2026 tarihli ve 33407 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:

  • Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliği’nin dayanak maddesi yeniden düzenlenmiştir.
  • Yönetmelik’e aromaterapötik ürün, geleneksel bitkisel tıbbi ürün, kenevirden elde edilen ürün, müfettiş, özel tıbbi amaçlı gıda ve tıbbi bitki çayı tanımları eklenmiştir.
  • Yönetmelik’te yer alan “denetçi” ve “denetçiler” ibareleri, “müfettiş” ve “müfettişler” olarak değiştirilerek ilgili denetim hükümlerinde terminoloji birliği sağlanmıştır.
  • İmalathanelerde yürütülebilecek faaliyetlere ilişkin düzenlemelerde değişiklik yapılmış; uygun formdaki geleneksel bitkisel tıbbi ürünler ile özel tıbbi amaçlı gıdalar, kenevirden elde edilen ürünler, aromaterapötik ürünler ve tıbbi bitki çayları ilgili hükümlere eklenmiştir.
  • 5624 sayılı Kan ve Kan Ürünleri Kanunu’nun 6’ncı maddesi kapsamında ruhsatlandırılan bölge kan merkezlerinde sorumlu hekim olarak en az iki yıl görev yapan kişilerin, insan kanı veya plazmasından elde edilen tıbbi ürünlerin imalatını yürüten tesislerde mesul müdürlük görevini üstlenebileceği düzenlenmiştir.

Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşablirsiniz.

 

  1. Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:

  • Yönetmelik ile sağlık hizmetinin sunumu sırasında gerçekleştirilecek tıbbi müdahaleler öncesinde hastanın bilgilendirilmiş rızasının elektronik ortamda alınmasına, ilgili formun hastaya güvenli ve erişilebilir şekilde sunulmasına ve rıza işlemlerinin kayıt altına alınmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Yönetmelik, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerini kapsamaktadır.
  • Hastanın bilgilendirilmiş rızası, e-Nabız üzerinden veya sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı vasıtasıyla alınabilecektir. Bilgilendirilmiş rıza formu, ilgili sağlık meslek mensubu tarafından elektronik ortamda hastanın erişimine sunulacaktır.
  • Bilgilendirilmiş rıza süreci başlatılmadan önce hastanın ve süreci yürüten sağlık meslek mensubunun kimliği doğrulanacaktır. Kimlik doğrulama süreci tamamlanmadan elektronik ortamda bilgilendirilmiş rıza alınamayacaktır. Ayrıca sağlık meslek mensubunun Entegre Kurumsal İşlem Platformunda tanımlı ve aktif olması gerekecektir.
  • Elektronik ortamda bilgilendirilmiş rıza alınabilmesi için hastaya ait doğrulanmış bir cep telefonu numarasının bulunması gerekecektir.
  • Doğrulama, SMS yoluyla gönderilen tek kullanımlık parola (SMS OTP) aracılığıyla gerçekleştirilecektir. Sağlık tesisinin bilgi sistemi üzerinden doğrulanan cep telefonu numarası, doğrulama tarihinden itibaren 12 ay süreyle doğrulanmış olarak kaydedilecektir. Bu sürenin sona ermesinden sonra numaranın yeniden doğrulanması gerekecektir.
  • Hastaya, bilgilendirilmiş rıza formuna doğrulanmış cep telefonuna gönderilen SMS içerisindeki URL adresi veya e-Nabız üzerinden erişim sağlanacaktır. Hastanın tıbbi müdahaleyi kabul etmesi hâlinde, yalnızca ilgili tıbbi müdahale kapsamında kullanılmak üzere bir SMS OTP gönderilecektir. Hastanın bu parolayı ilgili sistem üzerinden doğrulamasıyla bilgilendirilmiş rıza alınmış sayılacaktır. Elektronik ortamda alınan form, Bakanlığın merkezi sağlık veri sistemine aktarılacak ve e-Nabız üzerinden hastanın erişimine sunulacaktır.
  • Elektronik ortamda alınan bilgilendirilmiş rızaya ilişkin kayıtlar ve işlem izleri, fiziksel ortamda alınan bilgilendirilmiş rıza belgeleri için geçerli saklama ve imha sürelerine uygun olarak muhafaza edilecek ve imha edilecektir. Kayıtların gizliliği, erişilebilirliği, güvenliği ve bütünlüğü sağlanacak; elektronik veri bütünlük değeri ve zaman damgası kullanılarak adli ve idari incelemelere elverişli şekilde saklanacaktır.
  • Hastanın rıza beyanına ilişkin tarih, saat ve işlem bilgileri, SMS OTP gönderim ve doğrulama kayıtları, işlemi gerçekleştiren sağlık meslek mensubuna ilişkin bilgiler ile uygulanan güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar tutulacaktır.
  • Sağlık Bakanlığı ve sağlık tesisleri, Yönetmelik kapsamında elde edilen bilgi, belge ve işlem kayıtlarının güvenliğini sağlamak amacıyla ilgili mevzuata ve ulusal ve uluslararası standartlara uygun teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olacaktır. Veri erişim yetkileri görev ve sorumluluklar çerçevesinde belirlenecek ve denetlenecektir. Kişisel veriler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak işlenecektir.
  • Hastanın küçük veya kısıtlı olması hâlinde işlemler, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne uygun olarak kanuni temsilcisi tarafından gerçekleştirilecektir. Kanuni temsilcinin bulunmadığı, hazır olmadığı veya elektronik ortamda doğrulanamadığı durumlarda bilgilendirilmiş rıza elektronik olarak alınamayacaktır.

Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsini

 

  1. Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına İlişkin Kılavuz Güncellenmiştir

 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) tarafından Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına İlişkin Kılavuz’un (“Kılavuz”) 2. revizyonu, 20 Ekim 2026 tarihinde TİTCK’nin resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

12/03/2026 tarihli ve 11301 sayılı Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar ile 29/08/2026 tarihli ve 33355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ esas alınarak hazırlanan Kılavuz’un ikinci revizyonu kapsamında özetle aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:

  • Gerçek kaynak fiyatının belirlenmesine ilişkin bölümlerde açıklama eklenmiştir. İthal referans ürünün gerçek kaynak fiyatının belirlenmesini düzenleyen 3.1.1., imal referans ürünün gerçek kaynak fiyatının belirlenmesini düzenleyen 3.1.2. ve ithal eşdeğer ürünün gerçek kaynak fiyatının belirlenmesini düzenleyen 3.1.3. numaralı bölümlere, ilgili ayrıntıların Kılavuz’un 9.1. numaralı “Fiyat Beyan Formu” ve 9.2. numaralı “Fiyat Deklarasyon Belgesi” başlıklarında yer aldığına ilişkin açıklama eklenmiştir.
  • Fiyat Beyan Formu’nda sunulması gereken bilgilere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
  • Fiyat Deklarasyon Belgesi’ne ilişkin usul ve belge içeriği açıklamaları revize edilmiştir.
  • Fiyat deklarasyon belgelerinde ülke bazında fiyat verilerinin sunulmasına ilişkin gereklilikler açıklığa kavuşturulmuştur. Bakanlık tarafından yayımlanan ülkelerdeki fiyatların sunulması gereken durumlarda, en düşük fabrika çıkış fiyatına sahip ürünün bulunduğu 10 ülkeye ilişkin fiyat bilgilerinin ve ilgili ülkelere ait pazar paylarının sunulması öngörülmüştür. Yeni hazırlanacak fiyat deklarasyon belgelerinde söz konusu bilgilerin yer alması; daha önce hazırlanmış belgeler bakımından ise 10 ülkeye ait fiyatları içeren ek fiyat deklarasyonu sunulması gerektiği belirtilmiştir.
  • Fiyat bilgilerinin beyan edilmesi ve belgelerin geçerliliğine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Avro dışında para birimi kullanan ülkeler için fabrika çıkış fiyatlarının ilgili ülkenin kendi para birimi üzerinden belirtilmesi ve Avro’ya dönüştürülmemesi gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca, oranlama yapılması gereken kaynak ürünler bakımından kaynak ülkedeki ürünün fiyatının beyan edilmesi, fiyat üzerinden oranlama yapılmaması, elektronik apostil formatındaki belgelerin tümü görüntülenebilir şekilde doğrulanması ve fiyat geçerlilik tarihinin belgede yer alması gerektiği belirtilmiştir. Fiyat deklarasyon belgesinin geçerlilik süresinin, fiyat geçerlilik tarihinden itibaren bir yıl olduğu da düzenlenmiştir.

Kılavuz’un 2. revizyonu, 20 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Siber Güvenlik Başkanlığı Tarafından PHP Programlama Dili Güvenlik Bildirimi Yayımlanmıştır

 

Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından TR-26-1372 numaralı “PHP Programlama Dili Güvenlik Bildirimi” (“Güvenlik Bildirimi”) 21 Ekim 2026 tarihinde Siber Güvenlik Başkanlığının resmi internet sayfasında yayımlanmıştır.

Güvenlik Bildirimi kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • PHP programlama dilinde kullanılan sistemleri etkileyebilecek iki kritik güvenlik açığının tespit edildiği ve bu açıkların sistemlere yetkisiz erişime yol açabileceği belirtilmiştir.
  • Güvenlik açıklarının kötüye kullanılması hâlinde sistemlerdeki verilerin güvenliğinin ve hizmetlerin kesintisiz çalışmasının tehlikeye girebileceği ifade edilmiştir.
  • Kurum ve kuruluşların, kullandıkları PHP tabanlı uygulamaları gözden geçirmeleri ve üretici tarafından yayımlanacak güvenlik güncellemelerini gecikmeksizin uygulamaları önerilmiştir.
  • Sistemlere erişimin yalnızca yetkili kişilerle sınırlandırılması ve yurt dışından erişim ihtiyacı bulunmayan sistemlerin uluslararası erişime kapatılması tavsiye edilmiştir.
  • Kurum ve kuruluşların, olası güvenlik risklerini azaltmak amacıyla kullandıkları sistemleri gözden geçirmeleri ve gerekli güvenlik önlemlerini almaları önem taşımaktadır.

Güvenlik Bildirim’nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Veri İhlali Bildirimlerine İlişkin 10 Adet Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından veri ihlali bildirimlerine ilişkin 10 adet kamuoyu duyurusu, 21 Ekim 2026 tarihinde Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır. Söz konusu veri ihlalleri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) “Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler” başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında veri sorumluları tarafından Kurum'a bildirilmiştir.

Yayımlanan veri ihlali bildirimleri toplu olarak değerlendirildiğinde, özetle aşağıdaki hususların öne çıktığı görülmektedir:

  • Üçüncü taraf hizmet sağlayıcıların sistemlerinde meydana gelen güvenlik olayları önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. İhlallerin bir bölümünün, veri sorumlularının hizmet aldığı veri işleyenlerin sistemlerinde kullanılan üçüncü taraf yazılım kütüphanelerindeki güvenlik zafiyetlerinden yararlanılarak gerçekleştirilen yetkisiz erişimler sonucunda meydana geldiği görülmektedir. Bu olaylarda kişisel verilerin bulunduğu sunucuların etkilenmesi, veri sorumlularının yalnızca kendi sistemlerinin güvenliğini değil, hizmet aldıkları üçüncü tarafların altyapılarından kaynaklanan riskleri de değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
  • Fidye yazılımı saldırıları ve yetkisiz erişim, öne çıkan ihlal yöntemleri arasında yer almaktadır. Bazı bildirimlerde sunucu altyapılarına yönelik fidye yazılımı saldırıları sonucunda veri tabanı dosyalarına erişilemediği ve sistemlerin etkilendiği belirtilmiştir. Bu tür olaylar, kişisel verilerin gizliliğinin yanı sıra erişilebilirliğinin ve bütünlüğünün korunmasının da önemini ortaya koymaktadır. Özellikle kritik bilgi sistemlerinde yedekleme, iş sürekliliği ve olay müdahale mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi önem arz etmektedir.
  • Kurumsal hesapların ele geçirilmesi ve sosyal mühendislik saldırıları kişisel veri güvenliği bakımından önemli riskler oluşturmaktadır. Bazı bildirimlerde önceden ele geçirilmiş parolalar kullanılarak kurumsal e-posta hesaplarına erişim sağlandığı, bazı bildirimlerde ise çalışanların sosyal mühendislik yöntemleriyle hedef alınması sonucunda kurumsal hesapların ele geçirildiği belirtilmiştir. Bu olaylarda e-posta içeriklerinin kurum dışına aktarılması, hesap ayarlarının değiştirilmesi, dolandırıcılık amaçlı iletiler gönderilmesi ve kurumsal veri tabanlarına erişim sağlanması gibi sonuçların ortaya çıktığı görülmektedir. Bu kapsamda çok faktörlü kimlik doğrulama, erişim yetkilerinin sınırlandırılması, olağan dışı erişimlerin izlenmesi ve çalışanlara yönelik bilgi güvenliği eğitimlerinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
  • Bildirimlerde kimlik, iletişim ve lokasyon verilerinin yanı sıra adres bilgileri, kullanıcı giriş bilgileri, parola bilgileri, kurumsal yazışmalar, konaklama geçmişine ilişkin bilgiler ve çeşitli kayıtların etkilendiği görülmektedir. Bazı olaylarda sağlık hizmetlerinden yararlanan kişilere ait muayene, tahlil, tetkik, tanı, teşhis, reçete ve tedavi geçmişine ilişkin sağlık verilerinin; bazı olaylarda ise pasaport bilgileri ve fotoğraflar gibi kişisel verilerin ihlalden etkilenmiş olabileceği belirtilmiştir. Bu durum, ihlalin etkilerinin değerlendirilmesinde yalnızca etkilenen kişi sayısının değil, verilerin niteliğinin ve kötüye kullanılma ihtimalinin de dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
  • Sağlık verileri ve çocuklara ait kişisel veriler bakımından güvenlik tedbirlerinin önemi ayrıca öne çıkmaktadır. Bazı bildirimlerde sağlık hizmetlerinden yararlanan kişilere ait sağlık kayıtlarının, randevu ve faturalandırma bilgilerinin, sigorta provizyon kayıtlarının ve diğer sağlık hizmeti süreçlerine ilişkin verilerin ihlalden etkilenmiş olabileceği açıklanmıştır. Başka bir bildirimde ise çalışanlar, öğrenciler, mezunlar ve çocuklara ait pasaport kopyaları ile arşivlenmiş etkinlik fotoğraflarının ihlal kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Bu kapsamda, özellikle hassas nitelikteki kişisel verilerin işlendiği sistemlerde erişim kontrollerinin, veri minimizasyonu ilkelerinin ve teknik ve idari güvenlik tedbirlerinin titizlikle uygulanması önem taşımaktadır.
  • Veri işleyenlerin bilgi güvenliği süreçlerinin düzenli olarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Üçüncü taraf yazılım kütüphanelerindeki güvenlik açıklarından kaynaklanan ihlaller, veri sorumlularının hizmet aldıkları kuruluşların bilgi güvenliği süreçlerini yalnızca sözleşme aşamasında değil, hizmet ilişkisi boyunca da değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir. Bu kapsamda veri işleyenlerin teknik ve idari güvenlik tedbirleri, erişim yetkileri, yazılım güncelleme süreçleri, güvenlik açıklarının yönetimi, yedekleme uygulamaları ve veri ihlali müdahale prosedürlerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi önem arz etmektedir.
  • Veri ihlallerinin erken tespiti ve müdahale süreçlerinin etkinliği, ihlalin etkilerinin sınırlandırılmasında kritik öneme sahiptir. Bazı olaylarda ihlallerin güvenlik izleme sistemleri tarafından oluşturulan uyarılar veya veri işleyenler tarafından yapılan bildirimler üzerine tespit edildiği görülmektedir. Bu durum, bilgi sistemlerinde olağan dışı erişimlerin izlenmesini, güvenlik kayıtlarının düzenli olarak incelenmesini ve veri sorumluları ile veri işleyenler arasında hızlı bilgi paylaşımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca ihlal sonrasında teknik inceleme, hukuki değerlendirme ve ilgili kişilerin bilgilendirilmesine yönelik süreçlerin koordineli şekilde yürütülmesi önem taşımaktadır.
  • Yedekleme ve iş sürekliliği mekanizmalarının oluşturulması, fidye yazılımı saldırılarının etkilerinin azaltılması bakımından önemlidir. Sunucu altyapılarının saldırılardan etkilenmesi ve veri tabanı dosyalarına erişilememesi, veri sorumlularının kişisel verilerin güvenliğini sağlamanın yanı sıra sistemlerin yeniden işler hâle getirilmesine yönelik hazırlıklara da sahip olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda yedeklerin güvenli ortamlarda tutulması, yedeklerden geri dönüş süreçlerinin düzenli olarak test edilmesi, sistemlerin güncel tutulması ve olay müdahale planlarının hazırlanması önem arz etmektedir.
  • Kanun’un 12. maddesi uyarınca veri sorumluları; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ve kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbiri almakla yükümlüdür. Ayrıca veri sorumlularının, kendi adına kişisel veri işleyen gerçek veya tüzel kişiler bakımından da gerekli tedbirlerin alınmasını sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Kanun’un 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusu, bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirmelidir.
  • 21 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan 10 veri ihlali bildirimi, kişisel veri güvenliğinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Üçüncü taraf hizmet sağlayıcıların altyapılarının güvenliğinin değerlendirilmesi, yazılım güvenlik açıklarının giderilmesi, kurumsal hesapların korunması, sosyal mühendislik saldırılarına karşı farkındalığın artırılması, yedekleme ve iş sürekliliği mekanizmalarının oluşturulması, erişim yetkilerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi ve veri ihlallerinin hızlı şekilde tespit edilerek gerekli bildirim süreçlerinin yürütülmesi, veri sorumlularının kişisel veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından önem arz etmektedir.

Veri ihlali bildirimlerinin tam metinlerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Norveç Veri Koruma Otoritesi Tarafından Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı İşlenmesi Nedeniyle 8,6 Milyon Avro İdari Para Cezası Verilmiştir

 

Norveç Veri Koruma Otoritesi tarafından, reklam teknolojileri alanında faaliyet gösteren bir şirkete kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle 8,6 milyon avro idari para cezası uygulanmıştır. Avrupa Veri Koruma Kurulu (“EDPB”) tarafından 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan duyuruda, 2 Ekim 2026 tarihli karara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlar değerlendirilmiştir:

  • Karar, konum tabanlı bir tanışma uygulamasının kullanıcılarına ait kişisel verilerin gerçek zamanlı teklif verme (real-time bidding) süreçlerinde işlenmesine ilişkindir.
  • Kullanıcıların uygulamayı kullandığı bilgisi, reklam kimlikleri ve IP adresleri dâhil olmak üzere kişisel verilerin gerçek zamanlı teklif verme süreçlerinde işlendiği tespit edilmiştir. Söz konusu verilerin GDPR’ın 4. maddesinin 1. fıkrası kapsamında kişisel veri niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
  • Kullanıcıların söz konusu uygulamayı kullandığı bilgisi, bağlamı itibarıyla cinsel yönelime ilişkin veri olarak değerlendirilmiş ve GDPR’ın 9. maddesi kapsamında ele alınmıştır. İlgili verilerin geçerli bir hukuki sebep veya uygulanabilir bir istisna bulunmaksızın işlendiği sonucuna varılmıştır.
  • Gerçek zamanlı teklif verme sürecinde yer alan platformun, hem arz tarafı hem de talep tarafı platformu olarak faaliyet göstermesi nedeniyle ortak veri sorumlusu olduğu değerlendirilmiştir. Kararda, her bir ortak veri sorumlusunun hesap verebilirlik yükümlülüğünü yerine getirmesi ve alınan açık rızanın geçerliliğini ve kendi veri işleme faaliyetlerini kapsayıp kapsamadığını bağımsız olarak doğrulaması gerektiği belirtilmiştir.
  • Verilerin işlenmesinde, uygulama tarafından alınan rızaya dayanıldığı; ancak söz konusu rızanın GDPR’ın 4. maddesinin 11. fıkrası ve 7. maddesi kapsamında geçerli kabul edilmediği belirtilmiştir.
  • Norveç Veri Koruma Otoritesi, GDPR’ın 6. maddesinin 1. fıkrası ile 9. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği sonucuna vararak ilgili şirkete 8,6 milyon avro idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Rekabet Kurulu Tarafından Odun ve Oduna Dayalı Ürün Satışı İhalelerinde Faaliyet Gösteren Teşebbüslere Yönelik Soruşturma Sonuçlanmıştır

 

Rekabet Kurumu (“Kurum”) tarafından Rekabet Kurulunun 18.04.2025 tarihli ve 25-15/341-M sayılı kararı ile 11.09.2025 tarihli ve 25-34/798-M sayılı kararı uyarınca yürütülen soruşturmanın sonuçlandırıldığı duyurusu 26 Ekim 2026 tarihinde Kurum'un resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Soruşturma kapsamında, Orman Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen oduna dayalı ürün satış ihalelerinde teşebbüslerin danışıklı hareket ederek 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmedikleri incelenmiştir. Soruşturma sonucunda özetle aşağıdaki hususlar belirlenmiştir:

  • Soruşturma sürecinde bazı teşebbüslerle yürütülen uzlaşma süreçleri sonucunda, rakiplerle danışıklı hareket ederek Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri tespit edilen teşebbüsler hakkında toplam 860 milyon TL’yi aşan idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
  • Soruşturma taraflarından biri bakımından olağan soruşturma süreci yürütülmüş; yapılan değerlendirme sonucunda ilgili teşebbüsün Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
  • İlgili teşebbüs hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 15.10.2026 tarihli ve 2638/1045-445 sayılı Kurul kararıyla 469.894.576,63 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

Duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlar belirlenmiştir:

  • Belgelendirmeye esas evraklarda eksiklik veya uygun olmayan evrak bulunması ya da belgelendirmeye esas bilgi ve belgelerde değişiklik meydana geldiğinin tespit edilmesi hâlinde, belge sahibine eksikliklerini gidermesi için 30 gün süre verilecektir.
  • Verilen 30 günlük süre sonunda eksikliklerin giderilmediğinin tespit edilmesi hâlinde izin belgesi iptal edilecektir.

Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

 

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir.