Duyurular
AYM Tarafından Muvazaalı İlişki Nedeniyle Toplu İş Sözleşmesi Hükümlerinden Yararlanamayan İşçinin Sendika Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”)’nın muvazaalı işçi statüsü nedeniyle toplu iş sözleşmesinden yararlanamayan işçinin sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2025/44255 başvuru numaralı ve 15/05/2025 tarihli “Murat Toker Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 08/08/2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Başvurucu, asıl işverenin işçisi olmasına rağmen muvazaalı olarak alt işveren işçisi gösterildiğini, bu durumun mahkeme kararıyla kesinleşmesine rağmen toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.
- Toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı 6356 sayılı Kanunun 39. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;
“(1) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. (2) Toplu İş Sözleşmesinde sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır.(3) Toplu İş Sözleşmesinin imza ile yürürlük tarihleri arasında iş sözleşmesi sona eren üyelerde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar Toplu İş Sözleşmesinden yararlanır. (4) Toplu İş Sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların Toplu İş Sözleşmelerinden faydalanabilmeleri, Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.”
- Mahkemeler, sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun toplu iş sözleşmesinden faydalanamayacağına karar vermiş ve bu karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.
- AYM, Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının, sadece devlet müdahalesinden korunmayı değil, aynı zamanda pozitif yükümlülükler çerçevesinde işverenlerin müdahalesine karşı etkin koruma sağlanmasını gerektirdiğini tespit etmiştir.
- Devletin, üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin çalışanların sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarından kaçınmasına yönelik olarak ve sırf bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulmalarını, ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirler alma ödevi bulunmaktadır.
- Devletin pozitif yükümlülük bağlamında mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama yetkisi, bunların Anayasa hükümleri ışığında yorumlanması yükümlülüğünü de beraberinde getirmektedir.
- 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde muvazaa hâlinde alt işveren işçisi olarak gösterilen işçilerin işe başladıkları tarihten itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı düzenlenmiştir. Başvurucunun muvazaalı bir biçimde alt işverenin işçisi olarak gösterilmesi ve bu durumda başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağı kuralı karşısında muvazaalı işlemin tarafı olan işverene neden sendika üyeliği bildirilmesi koşulu arandığı mahkeme kararlarında açıklanmamıştır.
- Muvazaaya kusurlu işlemi nedeniyle neden olan işverene, sendika üyeliğinin bildirilmesi gerektiği şeklindeki değerlendirmelerin öngörülebilir ve makul olmadığı tespit edilmiştir.
- Mahkemelerin, muvazaalı ilişkinin tarafı olmayan başvurucuya sendika üyeliği bildirim şartını aramasını Anayasa’ya aykırı bulan AYM, kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermediğini ve başvurucunun sendika hakkının korunmadığını belirlemiştir.
- Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 51. maddesi uyarınca sendika hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.
- İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın Tavşanlı İş Mahkemesine gönderilmesine, başvurucuya 30.664,10 TL yargılama giderinin ödenmesine ve yeniden yargılama yapılmasına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
info@zumbul.av.tr
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English