Makaleler
GÜZEL SANAT ESERİ SAHİPLERİNİN PAY VE DEVİR HAKKI
1.GİRİŞ
Bir güzel sanat eserinin sahibinin mülkiyetinden çıktıktan yıllar sonra değer kazanması sık sık karşılaşılan bir durumdur. Türk hukukunda güzel sanat eserinin, sahibinin mülkiyetinden çıktıktan sonra yüksek meblağlar ile tekrar satışı halinde eser sahibine hakkaniyet uyarınca bir pay ödenmesi gerektiği anlayışı doğrultusunda eser sahibine takip ve pay hakkı tanınmıştır.[1]
Sahibinin mülkiyetinden çıkmış güzel sanat eserlerinin, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen takip eden her bir satışında ortaya çıkan değer artışından, eseri meydana getirene veya ölmüş ise mirasçılarına (ikinci dereceye kadar yasal mirasçıları ve eşi) verilmesi gereken paya “takip ve pay hakkı/yeniden satıştan pay alma hakkı” denilmektedir. [2] Türkiye bu hakkı kabul eden ilk ülkeler arasında yer almasına rağmen ülkemizde hakkın henüz etkin bir uygulama alanı bulunmamaktadır.
İşbu yazımızda güzel sanat eseri sahibinin pay ve devir hakkına sahip olabilmesi için gerekli şartlar, hakkın devri ve ferağı, pay alma borcunun ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar konularına yer verilmiştir. Yazımızda ilk olarak konuya ilişkin mevzuatımızda yer alan hukuki düzenlemelere yer verilerek daha sonra pay ve devir hakkı değerlendirilmiştir.
2.PAY VE DEVİR HAKKI
Takip ve pay alma hakkı üçüncü kişiler arasında satış işlemlerine konu olan eserin zamanla kazandığı değer artışından eser sahibine ve eser sahibi ölmüş ise mirasçılarına tanınmış, onlara adil bir pay ödenmesini sağlamayı amaçlayan bir haktır.
Yasa koyucu 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (“FSEK”)[3] 45. maddesinde hukuki niteliği itibariyle mali haklar içerisinde yer alan pay ve takip hakkını düzenlemiştir.
İlgili hüküm aşağıda şekildedir;
“Madde 45 – (Değişik birinci fıkra: 3/3/2004-5101/16 md.) Mimarî eserler hariç olmak üzere, bu Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan güzel sanat eserlerinin asılları ile eser sahibinin kendisinin sınırlı sayıda meydana getirdiği veya eser sahibinin kontrolünde ve izniyle meydana getirilmiş ve eser sahibi tarafından imzalanmış veya başka bir şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün eser olduğu kabul edilen kopyaları, 2 nci maddenin (1) numaralı bendinde ve 3 üncü maddede sayılıp da yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından biri, eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra, koruma süresi içinde, bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada veya başka şekillerde satış konusu olarak el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde, her satışta, satışı gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişi, bedel farkından münasip bir payı eser sahibine, o ölmüşse miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar (ve bu derece dahil) yasal mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa ilgili alan meslek birliğine Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ödemekle yükümlüdür.
Kararda:
1. Bedel farkının yüzde onunu geçmemek şartiyle farkın nispetine göre tesbit edilecek bir pay tarifesi;[4]
2. Bedeli kararda tesbit edilecek miktarı aşmıyan satışların pay vermek borcundan muaf tutulacağı;
3. Eser nevileri itibariyle mesleki birliğin hangi kolunun ilgili sayılabileceği;
gösterilir.
Satışın vukubulduğu müessese sahibi satıcı ile birlikte müteselsilen mesuldür.
Cebri satış hallerinde pay ancak diğer alacaklar tamamen ödendikten sonra ödenir.
Pay verme borcunun zamanaşımı, bu borcun doğumunu intaç eden satıştan itibaren beş yıldır.”
Eser sahibi veya mirasçılarının bir defa satış yaptıktan sonra gerçekleşen her bir satışta satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir oransızlık bulunması halinde satışı yapan gerçek veya tüzel kişiden bir bedel isteme hakkı kanun koyucu tarafından düzenlenmiş bir haktır.
Yeniden satıştan pay alma hakkı aşağıda yer almakta olan şartların birlikte gerçekleşmesi halinde ileri sürülebilir:[5]
i.ESER: Her bir eser bakımından değil yalnızca aşağıda belirtilen eserlerde pay ve takip hakkı bulunmaktadır:
a.Mimari eserler hariç olmak üzere güzel sanat eserlerinin aslı,
b.Güzel sanat eserlerinin, eser sahibinin sınırlı sayıda meydana getirdiği ya da eser sahibinin kontrolünde ve izniyle meydana getirilmiş ve eser sahibi tarafından imzalanmış veya başka bir şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün eser olduğu kabul edilen kopyası,
c.FSEK m. 2/1'de veya m.3’te sayılmış[6] ve yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asılları,
ii.SATIŞIN GERÇEKLEŞTİĞİ YER: Eserlerin satışı, bir sergide veya açık arttırmada ya da bu gibi eşyayı satan bir mağazada gerçekleşmelidir.
iii.SATIŞIN ZAMANI: Gerçekleştirilen satış işlemleri, koruma süresi[7] içerisinde yapılmalıdır.
iv.SATIŞ BEDELİ: Satış bedeli ile önceki satış bedeli arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır.
Kanun koyucu mimari eserler bakımından pay ve takip hakkı tanımamıştır. Bunun nedeni, taşınmazlardaki değer artışının, taşınmazın bulunduğu konumu, kullanım alanı gibi başkaca unsurlara bağlı olmasıdır.
Eser sahibinin, koruma süresi içinde gerçekleşen satış ilişkisinden pay ve takip hakkının doğabilmesi için FSEK’te belirtilen eserlerden birinin bir sergide veya açık arttırmada ya da bu gibi eşyayı satan bir mağazada bir önceki satış bedeli ile arasında açık bir oransızlık bulunması gerekmektedir.
Eser sahibi ölmüşse, miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar[8] (bu derece dahil olmak üzere) yasal mirasçıları ve eşi, bunlar yoksa ilgili alan meslek birliği, bedel farkından adil bir miktarda pay alma hakkına sahiptir.
Satışın gerçekleştiği müessese sahibi, satıcıyla birlikte müteselsilen sorumludur. Cebri satışlarda pay ancak diğer borçlar tamamen ödendikten sonra istenebilir. Müteselsil sorumluluk ilkeleri gereğince hak sahibi hem müzayede salonunu işletenden hem de eseri satışa sunan malikten veya zilyetten yeniden satış payını talep edebilecektir. Yeniden satıştan pay alma hakkı bir defaya mahsus olmayıp şartlar oluşmuşsa her satışta yeniden gündeme gelebilecektir.
27 Eylül 2006 tarihli ve 26302 sayılı 2006-10880 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (“Bakanlar Kurulu Kararı”)[9] ile pay ve takip hakkının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı ile satıcıya veya satışın gerçekleştiği işletme sahibine eserin satışından itibaren iki ay içinde eser sahibine veya o ölmüş ise diğer hak sahiplerine 2 ay içinde bilgi verme yükümlülüğü getirilmiştir.
Pay verme borcunun zamanaşımı, bu borcun doğumuna yol açan satıştan itibaren beş yıldır.
Bakanlar Kurulu Kararı (artık Cumhurbaşkanı kararıyla) tarafından yeniden satıştan pay alma borcunun ödenmesine ilişkin belirlenen usul ve esaslar aşağıdaki gibidir;
a.Hukukumuzda pay ve takip hakkına ilişkin bedel farkının yüzdesi olarak bir hesaplama yapılacağı öngörülmüştür.
b.Hukukumuzda bedel farkına %10'luk bir üst sınır çizilmiştir.
c.Hukukumuzda iki satış arasında açık bir oransızlık şartı aranmaktadır her satış hakka konu edilmemiştir.
Tükenme prensibi uyarınca eser sahibi rızası ile mülkiyeti devrettikten sonra eser sahibinin takip eden devirlere engel olma yetkisi de sona ermektedir. FSEK m. 45 devirlere engel olma yetkisi olmasa bile eser sahibine satış bedelinden değer artış payı talep etme yetkisi tanımıştır. Bu hakkın tükenme ilkesine getirilen kısmi bir istisna olduğu kabul edilmektedir.[10]
Gerçekleştirilen satışta FSEK m.45’te belirtilen şartlar oluşmuşsa eser sahibine, o ölmüşse miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar (ve bu derece dahil) yasal mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa ilgili alan meslek birliklerine bedel farkı üzerinden aşağıda belirtilen oranlarda pay ödeme borcunun doğması gündeme gelecektir:
- Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın %50 ile %100 arasında olması durumunda farkın %10'u.
- Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın %101 ile %200 arasında olması durumunda farkın %9'u.
- Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın %201 ve üzeri olması durumunda farkın %8'i.
Belirli bir satış bedelinin altında kalan satışlar pay ödeme borcundan muaf tutulmuş olup bu miktar 2006 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararında 5000 YTL olarak belirtilmiştir.
Yeniden satıştan pay alma hakkının devir ve feragate konu olup olamayacağı bakımından öğretide farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı yazarlar Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşme’nin[11] mükerrer 14(1) maddesi uyarınca FSEK’te hüküm bulunmasa dahi bu hakkın devir ve ferağının mümkün olmadığı görüşündedir. Bazı yazarlar ise hakkın manevi bir niteliğinin olduğuna vurgu yaparak devir ve ferağa konu olamayacağını belirtmektedir.[12]
Bazı yazarlar ise hakkın mali niteliğine dikkat çekerek feragatin, vazgeçmenin, devir ve temliğinin mümkün olduğunu savunmaktadır.[13] 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısında bu hakkın devir ve feragate konu edilemeyeceği belirtilmiştir.[14]
3.SONUÇ
Sonuç olarak, FSEK m. 45’te düzenlenen güzel sanat eserlerinin eser sahibinin mülkiyet hakkının sona ermesinden yıllar sonra değer kazanması nedeniyle eser sahibine tanınmış bir hak olan pay ve takip hakkı günümüze kadar çok fazla uygulama alanı bulamayan bir hüküm olarak kalmıştır.
Güzel sanat eseri sahiplerinin korunabilmesi için eser sahibinin mülkiyetinden çıkmış olan eserlerin sonraki satışlarında bedeller bakımından açık bir oransızlık olması halinde eser sahibine hakkaniyetli bir ödeme yapılmasını mümkün kılan bu hakkın ülkemizde daha etkin kullanımı için öğretideki görüş ayrılıklarının giderilerek mevzuattaki belirsizliklerin ortadan kaldırılması ve yıllar sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünün kolaylaştırılması gerekmektedir.
KAYNAKÇA
ARSLANLI, Halil, Fikri Hukuk Dersler II-Fikri ve Sanat Eserler, İstanbul 1954.
ATEŞ, Mustafa, Eser Sahibinin Eserin Yeniden Satışından Pay Alma Hakkı, https://www.jurix.com.tr/article/12335?u=0&c=0#:~:text=Sahibinin%20m%C3%BClkiyetinden%20%C3%A7%C4%B1kan%20g%C3%BCzel%20sanat,takip%20ve%20pay%20hakk%C4%B1%E2%80%9D%20denir. (Erişim Tarihi: 13.03.2025)
ATEŞ, Mustafa, Fikir ve Sanat Eserler Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılması, Ankara 2002.
AYİTER, Nuşin, Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara 1982.
Bakanlar Kurulu Kararı, https://telifhaklari.ktb.gov.tr/Eklenti/106890,g20120318376961pdf.pdf?0, (Erişim Tarihi: 13.03.2025)
Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi, https://telifhaklari.ktb.gov.tr/Eklenti/106886,bern20120318349175pdf.pdf?0, (Erişim Tarihi: 13.03.2025)
EREL, Şafak N., Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 2008.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.5846.pdf (Erişim Tarihi:13.03.2025)
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı, https://gesam.org.tr/fikir-ve-sanat-eserleri-kanunu/#:~:text=Yeniden%20sat%C4%B1%C5%9Ftan%20pay%20alma%20hakk%C4%B1ndan,meslek%20birlikleri%20arac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1yla%20takip%20edilebilir. (Erişim Tarihi:13.03.2025)
GÖKYAYLA, Emre K., Telif Hakkı ve Telif Hakkının Devri Sözleşmesi, Ankara 2001.
KILIÇOĞLU, Ahmet M., Fikri Haklar, Ankara 2021.
Türk Medeni Kanunu, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf, (Erişim Tarihi:13.03.2025)
SULUK, KARASU, NAL, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2024.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
[1] Prof. Dr. Şafak N. EREL, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, 3. Baskı, 2009, s.187
[2] Prof. Dr. Mustafa ATEŞ, Eser Sahibinin Eserin Yeniden Satışından Pay Alma Hakkı, Terazi Hukuk Dergisi, Nisan 2018, s. 66
[3] RG., 13.12.1951, 7981
[4] MADDE 1 – (1) Mimari eserler hariç olmak üzere 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 4 üncü maddesinde sayılan güzel sanat eserlerinin asılları ile eser sahibinin kendisinin sınırlı sayıda meydana getirdiği veya eser sahibinin kontrolünde ve izniyle meydana getirilmiş ve eser sahibi tarafından imzalanmış veya başka bir şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün eser olduğu kabul edilen kopyaları ile aynı Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı bendinde belirtilen ve 3 üncü maddede sayılıp da yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından biri, eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra, koruma süresi içinde, bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada veya başka şekillerde satış konusu olarak el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması hâlinde, her satışta, satışı gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişi tarafından eser sahibine, o ölmüşse miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar (ve bu derece dahil) yasal mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa ilgili alan meslek birliklerine bedel farkı üzerinden aşağıda belirtilen oranlarda pay ödenir:
a) Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın % 50 ile % 100 arasında olması durumunda farkın %10'u.
b) Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın % 101 ile % 200 arasında olması durumunda farkın % 9'u.
c) Birbirini takip eden iki satış arasındaki farkın % 201 ve üzeri olması durumunda farkın %8'i.
(2) Bedeli 5000 YTL'yi aşmayan satışlar pay verme borcundan muaftır.
[5] Cahit SULUK, Rauf KARASU, Temel NAL, Fikri Mülkiyet Hukuku, 8. Baskı, Eylül 2024, s.133-134
[6] Madde 2 – İlim ve edebiyat eserleri şunlardır:
1. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları,
2. (Değişik: 1/11/1983 - 2936/1 md.) Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, Pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri 3 3/3/2004 tarihli ve 5101 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle bu bentte yer alan “gerçek” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
3. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.
Madde 3 – Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.
[7] FSEK Madde 27 – (Değişik: 7/6/1995 - 4110/10 md.) Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder (Ek cümle: 21/2/2001 - 4630/16 md.) Bu süre, eser sahibinin birden fazla olması durumunda, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl geçmekle son bulur.
(2) Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.
(3)12 nci maddenin birinci fıkrasındaki hallerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun.
(4) İlk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.
[8] TMK Madde 496 - Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
[9] RG., 27.09.2006, 26302
[10] Nurşin AYİTER, Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara 1982, s.145
[11] Bkz. https://telifhaklari.ktb.gov.tr/Eklenti/106886,bern20120318349175pdf.pdf?0 (Erişim Tarihi:13.03.2025)
[12] Halil ARSLANLI, Fikri Hukuk Dersleri II-Fikir ve Sanat Eserleri, İstanbul 1954, s. 115.
[13] EREL, s. 189
[14]Bkz.https://gesam.org.tr/fikir-ve-sanat-eserleri-kanunu/#:~:text=Yeniden%20sat%C4%B1%C5%9Ftan%20pay%20alma%20hakk%C4%B1ndan,meslek%20birlikleri%20arac%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1yla%20takip%20edilebilir. (Erişim Tarihi:13.03.2025)
Türkçe
English