Yargıtay Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Geç Ödenmesi Nedeniyle Açılan Davanın Kabulüne İlişkin Kararı Kanun Yararına Bozmuştur

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2025/17014 E., 2026/1019 K. numaralı ve 22.01.2026 tarihli kararı (“Karar”) 11 Mart 2026 tarihli ve 33193 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;

  • Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan bir taşınmaza ilişkin hükmedilen bedelin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
  • Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin hissedarı olduğu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atıldığını, bu nedenle açılan davada taşınmaz bedelinin ödenmesine karar verildiğini ancak söz konusu bedelin geç ödenmesi sebebiyle paranın satın alma gücünde azalma meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda kamulaştırmasız el atma nedeniyle belirlenen bedelin geç ödenmesi sebebiyle oluşan munzam zararın ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı idareden tahsili talep edilmiştir.
  • Davalı idare vekili ise savunmasında; kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesine ilişkin iddiaların yerinde olmadığını, ayrıca meydana geldiği ileri sürülen munzam zararın somut olarak ortaya konulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
  • İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen munzam zararın davalı idareden tahsiline hükmedilmiştir.
  • Adalet Bakanlığı, mahkemenin kararına karşı; temerrüt faizini aşan somut bir zararın ispat edilemediği hâlde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363’üncü maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.
  • Kanun yararına temyiz incelemesinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, para borçlarının geç ödenmesi hâlinde kural olarak temerrüt faizi ile zararın karşılandığının kabul edildiğini; temerrüt faizini aşan bir zararın (munzam zarar) talep edilebilmesi için alacaklının bu zararı somut delillerle ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir.
  • Karar’da yalnızca enflasyon, döviz kurlarındaki artış, yüksek faiz oranları veya paranın satın alma gücündeki azalma gibi genel ekonomik olgulara dayanılarak munzam zarar talep edilmesinin yeterli olmayacağı; bu tür iddiaların davacının somut durumuna özgü vakıalarla desteklenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Genel ekonomik koşullara ilişkin soyut değerlendirmelerin tek başına munzam zararın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, bu nedenle temerrüt faizini aşan bir zararın talep edilebilmesi için davacı tarafından somut ve ispatlanabilir zarar olgusunun ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.
  • Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, ilk derece mahkemesi tarafından munzam zararın varlığının somut delillerle ortaya konulmadığı hâlde davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış; bu nedenle kararın, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına hükmedilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.