Beyanları Mahkumiyet Kararında Belirleyici Ölçüde Delil Olarak Kullanılan Tanığın Duruşmada Sorgulanamaması Nedeniyle Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı Yayımlanmıştır

Beyanları mahkumiyet kararında belirleyici ölçüde delil olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin, 2020/21148 başvuru numaralı ve 10.05.2023 karar tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”), 7 Temmuz 2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Başvuru, beyanları mahkumiyet kararında belirleyici ölçüde delil olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Katılan M.Y. 4.12.2014 tarihinde elektrik işi yaptığı dükkanının deposunda olduğu sırada olay yerine önceden aralarında husumet bulunan başvurucunun gelerek kendisine demir bir cisimle vurup kaçtığı iddiasıyla kolluğa başvuruda bulunmuştur.

Soruşturmanın tamamlanması üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2015 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında katılana yönelik silahla kasten yaralama suçunu işlediği gerekçesiyle kamu davası açılmıştır.

Katılan vekili 03.01.2016 tarihinde Mahkemeye başvurmuş ve dinletmek istedikleri tanıklarının hazır bulunduğunu, bu kişinin celse arasında ifade vermek istediğini bir sonraki duruşmada hazır bulunamayacağını belirtmesi üzerine Mahkeme bu tarihte duruşma açarak katılan vekilinin hazır bulunduğu oturumda tanık dinlenmiştir. Yargılamanın 19.01.2016 tarihli celsesinde dinlenen tanığın ifadesi duruşmada hazır bulunan başvurucu ve müdafiine okunmuştur.

Yargılama sonucunda Mahkeme, katılana yönelik silahla ve yüzde sabit ize neden olacak nitelikte kasten yaralama suçundan başvurucuyu 5 yıl hapis cezasına mahkum etmiştir.

Başvuru; söz konusu tanığın ifadesinin huzurda alınmaması nedeniyle tanığa soru soramadığını, aleyhindeki beyanlarına itibar edilemez noktalarını ortaya koyamadığını, tanığın inandırıcılığı ve güvenirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilme ve tanığı sorgulama imkanı verilmediğini, böylelikle adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece söz konusu tanığın tarihi önceden planlanan duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedeni belirtilmeyerek başvurucunun tanık sorgulama imkanından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü somut olayda yerine getirilmemiştir denmiştir.

Anılan tanığın ifadesinin mahkumiyet hükmünün kurulmasında tek olmasa da belirleyici olduğu ifade edilmiştir.

Hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanık beyanı dışında Mahkemece katılanın beyanları ile adli tıp raporlarının dikkate alınmasının ve başvurucu lehine ifade veren diğer tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceğine dair değerlendirme de yapılmasının beyanı belirleyici ölçüde mahkumiyete temel alınan tanığı sorgulama imkanı tanınması nedeniyle savunma makamının maruz kaldığı sınırlamayı telafi etmediği belirtilmiştir.

Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bahsi geçen Karar’ın  tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr