ÖN ALIM HAKKINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASINDA DEPO EDİLEN BEDELİN DEĞER KAYBINA UĞRATILARAK ÖDENMESİ MÜLKİYET HAKKININ İHLALİDİR

- Anayasa Mahkemesi Kararı -

30 Aralık 2019

Anayasa Mahkemesi’nin 2016/62537 başvuru numaralı, 20.11.2019 tarihli Kararı 26.12.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Başvuruya konu Kararda; 03.09.2013 tarihinde başvurucular, taşınmazın 1/3 hissesini ayrı ayrı tapuda yapılan resmi satış ile satın almışlardır. 

Bu taşınmazda 1/3 hissesi olan paydaş, kanuni ön alım hakkına dayalı olarak başvurucular aleyhine 25.09.2013 tarihinde tapu iptali ve tescili davası açmıştır.

Mahkemenin 02.07.2014 tarihli ara kararı üzerine davacı tarafından 09.07.2014 tarihinde ön alım bedeli mahkeme veznesine yatırılmıştır.

Mahkemece, 17.09.2014 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Başvurucular tarafından temyiz edilen karar, depo edilmesine karar verilen ön alım bedelinin vadeli hesaba alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle 22.02.2016 tarihinde Yargıtay 14. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

Mahkemenin bozma kararına uyarak verdiği 07.09.2016 tarihli kararında, davanın kabulüne ve kararın kesinleşmesine kadar ön alım bedelinin başvurucular adına vadeli hesaba alınmasına karar verilmiştir.

Başvurucular, 26.10.2016 tarihinde makul sürede yargılanma haklarının ve yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı olarak ön alım bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı gerekçesiyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek ayrı ayrı 35.000 TL maddi tazminat talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

Anayasa Mahkemesi somut olayda yaptığı makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin değerlendirme neticesinde;

  • Yargılamanın süresi tespit edilirken başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği ve yargılaması devam eden davalar yönünden Anayasa Mahkemesi’nin şikayetle ilgili kararını verdiği tarihinin esas alındığını,
  • Yargılamanın karmaşıklığı, kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumlarını ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alındığı,

gerekçeleriyle somut olaydaki 2 yıl 11 ay 13 günlük yargılama süresinin makul olduğu sonucuna vararak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, diğer başvuru konusu olan mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği ile ilgili olarak;

  • Temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının, gerçekten ve etkili şekilde korunabilmesi için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olduğu,
  • Başvuruculara mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye etkin biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığına bakılması gerektiği,
  • Olayın tüm koşulları ve taraflara tanınan tüm imkanlar ile tarafların tutum ve  davranışları göz önünde bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediğinin değerlendirilmesi gerektiği,
  • Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre depo kararının verildiği tarih ve ödemenin yapıldığı tarihteki değerler karşılaştırıldığında bedelin nemalandırılmadığı, ön alım hakkı bedelinin başvurucularında iddia ettiği üzere değer kaybına uğratılarak ödendiği,
  • Başvurucular tarafından ön alım bedelinin vadeli hesaba depo edilmesi istenmesine rağmen, Mahkemece bedelin vadesiz hesaba depo edilmesi; yargılama sürecinin başvurucular üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirmemiş olması,

gerekçeleriyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, başvuruculara net 49,202.94 TL maddi tazminatın ve yargılama giderlerinin müştereken ödenmesine  karar vermiştir.

Söz konusu kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz ve/veya yorumunuz olması halinde, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr