Danıştay’dan Rekabet Kurumunun Yerinde İncelemelerinde Kişisel Cihazlardaki Verilerin İncelenmesine İlişkin Önemli Karar

 

Danıştay 13. Dairesi (“Daire”) yerinde incelemenin engellendiği veya zorlaştırıldığı gerekçesiyle teşebbüse idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu (“Kurul”)kararının iptali istemiyle açılan davada, 13 Ocak 2026 tarihli ve E. 2023/2772, K. 2026/36 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın gerekçesini değiştirerek onanmasına karar vermiştir.

 

Kararda özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

 

• 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkisinin, Kurulun Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek amacıyla başvurduğu bir delil elde etme yöntemi olduğu ve soruşturmanın niteliği gereği yerinde incelemelerin haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca ise yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması hâlinde, soruşturma sürecinin işleyişinde aksaklık yaratabilecek soyut tehlikenin gerçekleştiği kabul edilerek usuli nitelikte idari para cezası uygulanacağı ifade edilmiştir. 

• Bununla birlikte, yerinde inceleme yetkisinin Kurula her türlü bilgi ve belgeyi inceleme konusunda sınırsız bir yetki vermediği; Kanun’un 15. maddesinde bu yetkinin, Kurulun görevlerinin yerine getirilmesi amacıyla ve teşebbüslere veya teşebbüs birliklerine ait veri ve belgelerle sınırlı olacak şekilde düzenlendiği vurgulanmıştır. 

• Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”)uyarınca, çalışanların kişisel taşınabilir iletişim cihazlarının (cep telefonu, tablet vb.) ancak teşebbüse ait dijital veri içerip içermediğinin tespiti amacıyla yapılacak hızlı gözden geçirme sonucunda incelemeye tabi tutulabileceği; tümüyle şahsi kullanıma özgü olduğu tespit edilen cihazların inceleme konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Kişisel bir cihazda teşebbüse ait veri bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde ise incelemenin yalnızca teşebbüse ait veri içeren kısımlar bakımından gerçekleştirilebileceği değerlendirilmiştir. 

• Kişisel cihazlarda yapılan incelemelerin özel hayatın gizliliği alanına da temas edebilmesi nedeniyle, bu tür incelemelerde daha hassas davranılması gerektiği; idarenin, hızlı gözden geçirme sonucunda incelediği verilerin neden teşebbüse ait veri niteliğinde olduğunu somut şekilde ortaya koymasının önem taşıdığı ifade edilmiştir. 

• Uyuşmazlık konusu olayda, yerinde incelemenin başlamasının ardından teşebbüs yetkilisinin kişisel mobil cihazında bulunan WhatsApp grubu yazışmalarının silindiği tespit edilmişse de, başka bir teşebbüs yetkilisinin kullandığı mobil cihazda söz konusu gruba ait yazışmalara ulaşılmıştır. Ancak ilgili WhatsApp gruplarının teşebbüse ait veri içerdiğinin yerinde inceleme tutanağı, teknik görüş veya Kurul kararıyla somut biçimde ortaya konulamadığı ve dosya kapsamındaki yazışmaların teşebbüse ait verilerden ziyade kişisel nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. 

• Bu kapsamda, silinen yazışmaların teşebbüs yetkilisinin kişisel cihazında bulunduğu ve ilgili WhatsApp grubunun teşebbüse ait dijital veri içerdiğinin somut verilerle ortaya konulamadığı dikkate alınarak, yerinde incelemenin engellendiği veya zorlaştırıldığı gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Daire, dava konusu işlemin iptaline ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararını, farklı bir gerekçeyle onamıştır. 

 

 

 

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

                                                                                                         Saygılarımızla,

                                                                                              Zümbül Hukuk ve Danışmanlık 

                                                                                                       info@zumbul.av.tr

 

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.