ANAYASA MAHKEMESİNDEN KIDEM TAZMİNATIYLA İLGİLİ AÇILAN RÜCU DAVALARI HUSUSUNDA UYGULANAN İŞ KANUNU MADDELERİNE İLİŞKİN KARAR

15 Ekim 2019

Antalya 2.,3.,4.,6. ve 11. Asliye Hukuk Mahkemelerinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun kıdem tazminatıyla ilgili açılan rücu davalarına uygulanan iki hükmünün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz yoluna başvurmaları üzerine verilen Anayasa Mahkemesi Kararı 15/10/2019 tarihli ve 30919 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

İtiraza konu Kanun maddeleri şu şekildedir;

  • İş Kanunu'nun 112 inci maddesine eklenen altıncı fıkrası; “4734 sayılı Kanunun 62 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işveren rücu edilemez.”
  • Aynı Kanunun Geçici 9 uncu maddesinin ilk cümlesi; “Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda 112 inci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taraflar üzerinde bırakılır.”

İlgili maddenin 2. ve 3. cümleleri de itiraza konu olmuş, ancak AYM işbu Kanun cümlelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemelerin bakmakta olduğu davalarda uygulanma imkanı bulunmadığından bu cümlelere ilişkin itiraz başvurularını Mahkemelerin yetkisizliğine dayanarak reddetmiştir.

İtiraz başvurularında gerekçe olarak şu hususlara değinilmiştir;

  • Hizmet alım sözleşmeleri ile kamu idarelerinde çalışan işçilerin kar amacı güden şirketlerde istihdam edilmesi, dolayısıyla kamunun asıl işveren, kar amacı güden şirketlerin alt işveren olması durumunda asıl yararı alt işveren elde etmektedir.
  • Buna rağmen 11/9/2014 tarihinden sonra yapılan hizmet alımı sözleşmelerinde sözleşmede açık hüküm yoksa kıdem tazminatı yükünün tamamen kamu kurum veya kuruluşu üzerine bırakılması, asıl işverenin alt işverene kıdem tazminatının kendi payından fazlasını ödemesi durumunda rücu edilebilmesi hakkından yoksun bırakılması kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık(AY m.10) teşkil etmektedir.
  • Bunun yanında 11/9/2014 tarihi ile itiraz konusu kuralların yürürlüğe girdiği 22/2/2019 tarihine kadar birçok kamu kurum ve kuruluşunca çeşitli şirketlerle düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinde alt işverene rücu edilebileceği düzenlemesi yer almaması halinde Geçici 9 uncu madde gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi zorunluluğu ortaya çıkmış, bu durumda da yürürlükteki kurallara uygun olarak açılan ve derdest olan davalara yasama organının müdahalesi gerçekleşmiş ve kanunların geriye yürümezliği ilkesi (AY m.2.) yok sayılmış, dolayısıyla hak arama hürriyetine aykırılık söz konusu olmuştur (AY m.36).

İşbu gerekçeler üzerinden esas yönünden inceleme yapan Anayasa Mahkemesi;

  • Eşitlik ilkesinin hukuksal durumu aynı olanların aynı işleme tabi tutulmasına hizmet ettiğini belirtmiştir.
  • İş Kanunu’nun 2 inci maddesinde; asıl işverenin alt işveren işçisinin Kanundan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan haklarıyla ilgili olarak alt işverenle sorumlu oldukları belirlenmiş; Borçlar Kanunu’nun 167 inci maddesinde de Kanunda belirtilen durumlar dışında kendisine düşen paydan fazla ödemede bulunan asıl işverenin bu kapsamda alt işveren işçisine yaptığı kıdem tazminatı ödemeleriyle ilgili olarak alt işverene rücu edebileceği düzenlenmiştir.
  • AYM, bu maddelerde düzenlenen asıl işveren-alt işveren ilişkisi ile kamuda hizmet alım yöntemiyle iş alan alt işveren ve asıl işverenlerin benzer hukuki konumda olduğunu saptamıştır.  Ancak İş Kanunu 112 inci maddeye eklenen altıncı fıkra ile kamudaki alt işverenlerin sözleşmelerinde açık hüküm bulunmaması halinde rücu davasına muhatap edilmeyecekler, bu da kamudaki alt işverenler lehine farklı bir uygulama olarak nitelendirilebilecektir.
  • Bu saptamadan sonra, AYM aynı hukuki durumdakilerin farklı hukuki işlemlere tabi tutulmasının nesnel ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığını ve ölçülülüğünü irdelemiştir. Ancak anılan düzenlemelerin amacı ve dayandığı temelle ilgili olarak Kanunun gerekçesinde herhangi bir açıklamanın yer almamasından hareketle kamudaki alt işverenler yönünden farklı bir uygulama getirilmesinin nesnel ve makul bir nedene dayandığı da tespit edilememiştir. Bu nedenlere dayanarak AYM, işbu düzenlemelerin Anayasa’nın 10 uncu maddesine aykırı olduğuna ve iptallerinin gerektiğine karar vermiştir. Düzenlemeler Anayasa’nın 10 uncu maddesine dayanarak iptal edildiğinden ayrıca 2 inci ve 36 ncı maddeler yönünden inceleme yapılmamıştır.

Karara sunulan karşı oy yazılarında, öncelikle kanunların geriye yürümezliği ilkesinin; kanunların, kamu yararı ve düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi istisnai hallerde uygulanmayacağının AYM kararları ile saptandığından hareketle, Anayasa m.2’nin ihlal edilmediği savunulmuştur. Eşitlik ilkesine aykırılık hususunda ise, kamu işverenleri ile sözleşme yapan alt işverenler ile özel sektördeki alt işverenlerin aynı hukuki durumda olmadıkları, dolayısıyla eşitlik ilkesine aykırılığın söz konusu olmadığına değinilmiştir.

İlgili Anayasa Mahkemesi Kararı metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz ve/veya yorumunuz olması halinde, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr