Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- Sadakat Kartı Üyeliklerinde Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı İşlenmesine İlişkin İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından alınan 11/02/2026 tarihli ve 2026/266 sayılı İlke Kararı (“İlke Karar”) 28 Şubat 2026 tarihli ve 33182 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Söz konusu İlke Karar; sadakat kart programları kapsamında, sadakat kart sahibi ilgili kişiye ait cep telefonu numarasının veya sadakat kart numarasının, ilgili kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın üçüncü kişiler tarafından alışveriş esnasında kullanılması suretiyle gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerine ilişkindir.
İletilen ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan incelemelerde; alışveriş sırasında ilgili kişinin kasada bulunmadığı ve açık rızasının alınmadığı hâllerde dahi, yalnızca cep telefonu numarasının veya kart numarasının bildirilmesi suretiyle işlem yapılabildiği; ayrıca fatura ve müşteri işlem bilgilerinin ilgili kişi adına düzenlenerek kaydedildiği tespit edilmiştir.
Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde;
- İlgili kişinin cep telefonu numarasının veya sadakat kart numarasının, bilgisi ve rızası olmaksızın üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle alışveriş yapılmasının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 5. maddesinde yer alan veri işleme şartlarından herhangi birine dayanmadığı,
- İlgili kişi tarafından gerçekleştirilmeyen bir alışverişe ilişkin olarak fatura düzenlenmesi veya müşteri işlem bilgilerinin ilgili kişi kayıtlarına işlenmesinin Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen “doğru ve gerektiğinde güncel olma” ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
- Sadakat kartın üçüncü kişilere kullandırılmaması yönünde sözleşmesel yükümlülük getirilmiş olmasının, veri sorumlusunun Kanun’un 12. maddesi kapsamındaki veri güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı
tespit edilmiştir.
Kurul tarafından;
- İlgili kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın sadakat kart bilgilerinin üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle alışveriş yapılmasına imkân tanıyan uygulamalara son verilmesine,
- Sadakat kart üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde kişisel veri işleme süreçlerinin Kanun’a uygun hâle getirilmesi amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmasına,
- Sadakat kart kullanımında doğrulama mekanizmalarının oluşturulmasına
oybirliği ile karar verilmiştir.
Veri sorumlularınca;
- SMS yoluyla tek kullanımlık doğrulama kodu gönderilmesi,
- Mobil uygulama veya internet sitesi üzerinden barkod/QR kod okutulması,
- Fiziki kart ibrazı veya okutulması,
- Kart şifresinin işlem cihazına girilmesi,
- İşlem türüne göre “opt-in” tercih mekanizmalarının sunulması
gibi yöntemlerden uygun olanlarının uygulanması gerekmektedir.
Doğrulama mekanizmalarının; üyelik oluşturma, puan kazanımı, indirim veya promosyondan yararlanma ve puan harcama gibi işlem türlerine ve risk seviyelerine göre farklılaştırılabileceği belirtilmiştir.
Kurul tarafından söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi amacıyla veri sorumlularına, İlke Karar’ın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren 6 (altı) aylık uyum süresi tanınmıştır.
Belirtilen süre sonunda gerekli teknik ve idari tedbirleri almayan ve Kanun hükümlerine aykırı uygulamalara devam eden veri sorumluları hakkında idari yaptırım uygulanacaktır.
Söz konusu İlke Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- QR Kodlarla Gelen Risk: QUISHING
Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından kişisel verilerin korunması ve bilgi güvenliğine ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla hazırlanan “QR Kodlarla Gelen Risk: Quishing” başlıklı doküman 26.02.2026 tarihinde kamuoyu ile paylaşılmıştır.
QR kodlar, son yıllarda restoran menülerinin incelenmesinden çevrim içi ve çevrim dışı ürün veya hizmetlere ilişkin ödeme işlemlerinin gerçekleştirilmesine, internet sitelerine hızlı erişim sağlanmasından bilgi paylaşımına kadar gündelik yaşamın birçok alanında yaygın şekilde kullanılmaktadır.
QR kodlar aracılığıyla yönlendirilen içerikler, kişisel verilerin güvenliği ve gizliliği bakımından birtakım riskler doğurabilmektedir. Bu kapsamda bireylerin fiziksel veya dijital ortamlarda karşılaştıkları QR kodları taramaları sonucunda, farkında olmaksızın oltalama saldırılarının hedefi hâline gelmeleri mümkün olabilmektedir.
Söz konusu dokümanda; QR kodlar aracılığıyla gerçekleştirilen bir oltalama saldırısı türü olan quishing kavramı ele alınmakta, bu saldırı türünün ne olduğu, nasıl gerçekleştirildiği, nasıl tespit edilebileceği ve quishing saldırılarına karşı bireyler tarafından dikkat edilmesi gereken hususlar genel hatlarıyla açıklanmaktadır.
- Quishing Nedir?
“QR” (Quick Response) ve “oltalama” (phishing) kelimelerinin birleşiminden oluşan “quishing” (QR phishing); siber tehdit aktörlerinin sahte veya sonradan değiştirilmiş QR kodları kullanarak bireyleri kötü amaçlı internet sitelerine yönlendirmesi, kişisel verilerini paylaşmaya ikna etmesi ya da cihazlarına zararlı yazılım yüklemelerine neden olması şeklinde gerçekleştirilen bir oltalama yöntemidir.
- Quishing Saldırıları Nasıl Gerçekleştirilir?
Quishing saldırıları, bireylerin zararsız veya gerekli bir QR kodla etkileşimde bulundukları izleniminin oluşturulmasına dayanmaktadır. Bu kapsamda saldırganlar:
- Bilinen bir internet sitesini taklit eden sahte giriş sayfalarına yönlendiren QR kodlar oluşturmakta,
- Zararlı yazılım içeren indirilebilir dosyalara yönlendirme yapmakta,
- Sahte ödeme sayfalarına erişim sağlayan kodlar hazırlamakta,
- Gerçek QR kodların üzerine sahte etiketler yapıştırabilmekte veya dinamik QR kodların yönlendirme adresini değiştirebilmektedir.
- Quishing Saldırılarına Karşı Nelere Dikkat Edilmelidir?
Quishing saldırılarına karşı korunmak amacıyla aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi önem arz etmektedir:
- Kamuya açık alanlardaki QR kodlar dikkatle incelenmeli, şüpheli görünen kodlar taranmamalıdır.
- QR kodlar yalnızca güvenilir kaynaklardan taranmalıdır.
- Beklenmeyen veya aciliyet içeren mesajlara karşı temkinli olunmalıdır.
- Yönlendirilen internet adresi dikkatle kontrol edilmelidir.
- Kişisel veri veya finansal bilgi paylaşılmadan önce internet sitesinin doğruluğu teyit edilmelidir.
- Mümkünse ilgili internet adresi tarayıcıya manuel olarak yazılmalıdır.
- Mobil cihaz ve uygulamalar güncel tutulmalı, güçlü parola ve çok faktörlü kimlik doğrulama yöntemleri kullanılmalıdır.
Söz konusu dokümanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Sermaye Piyasası Mevzuatında Uzaktan Kimlik Tespiti ve Elektronik Sözleşmelere İlişkin Değişiklik Gerçekleştirilmiştir
Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından hazırlanan Aracı Kurumlar ve Portföy Yönetim Şirketleri Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Tebliğ (III-42.1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (III-42.1.a) (“Tebliğ”) 28 Şubat 2026 tarihli ve 33182 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Tebliğ ile Aracı Kurumlar ve Portföy Yönetim Şirketleri Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Tebliğ (III-42.1)’de özetle aşağıdaki değişiklikler gerçekleştirilmiştir;
- Tebliğin adı ve kapsamı genişletilerek düzenleme kapsamına kripto varlık hizmet sağlayıcılar da dahil edilmiştir. Böylece uzaktan kimlik tespiti ve elektronik ortamda sözleşme kurulmasına ilişkin usul ve esaslar aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, kripto varlık hizmet sağlayıcılar bakımından uygulanacaktır.
- Uzaktan kimlik tespiti prosedürünün yılda en az iki defa gözden geçirilmesi ve güvenlik riskleri ortaya çıktığında güncellenmesi zorunlu kılınmıştır.
- Görüntülü görüşme öncesinde elektronik başvuru formu alınması ve risk değerlendirmesi yapılması şartı düzenlenmiştir.
- Görüntülü görüşme aşamasında canlılık kontrolü ve sahte yüz teknolojilerine karşı ilave tedbirler alınması zorunlu tutulmuştur.
- Engelli kişilere hizmet sunulabilmesi için gerekli önlemlerin alınması hüküm altına alınmıştır.
- Uzaktan kimlik tespiti ile kimlik tespiti yapılan kişiler farklı bir risk profili kapsamında izlenecek, işlem türü ve tutarına göre ilave güvenlik ve kontrol mekanizmaları uygulanacaktır.
- İtiraz halinde ispat yükümlülüğü aracı kurum, portföy yönetim şirketi veya kripto varlık hizmet sağlayıcıya ait olacaktır.
- Kurul, gerekli görmesi halinde uzaktan kimlik tespiti kullanımını kısıtlamaya veya durdurmaya yetkili olacaktır.
- Elektronik ortamda kurulan sözleşmelerin, müşteri tarafından müşteriye özgü şifreleme gizli anahtarı ile imzalanması şartı açıkça düzenlenmiştir. Bu usule uygun olarak kurulan sözleşmeler yazılı şekilde yapılmış sayılacaktır.
- Uzaktan kimlik tespitinde yapay zekâ temelli yöntemlerin kullanılması mümkün kılınmıştır.
Tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ (TÜRKPATENT: 2026/2) Yayımlanmıştır
Türk Patent ve Marka Kurumu (“Kurum”) tarafından hazırlanan Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ (TÜRKPATENT: 2026/2) (“Tebliğ”) 26 Şubat 2026 tarihli ve 33180 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Tebliğ ile özetle aşağıdaki hususlarda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir;
- Tebliğ; 12/7/1995 tarihli ve 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırmasına İlişkin Nis Anlaşması ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.
- Amaç, marka tescil başvurularında esas alınacak Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesinin (EK-1) oluşturulması ve uygulama esaslarının belirlenmesidir.
- EK-1’de yer alan listede mallar 34, hizmetler 11 sınıfta toplanmıştır.
- Listede bazı gruplar genel başlıklar hâlinde düzenlenmiş olup bu başlıkların ilgili Nis sınıfındaki tüm malları veya hizmetleri kapsadığı kabul edilmektedir.
- Listede açıkça yer almayan mal veya hizmetler, aynı Nis sınıfında bulunan ve benzer nitelik, fonksiyon veya amaca sahip mal veya hizmetlerle birlikte değerlendirilebilecektir.
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5’inci maddesi kapsamında “aynı tür mal veya hizmet” tespitinde EK-1’deki gruplar esas alınacaktır. Bununla birlikte Kurum, inceleme ve itiraz aşamalarında daha dar veya geniş değerlendirme yapabilecektir.
- 35’inci sınıfta yer alan “malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ibaresinde “*” ile belirtilen alana yalnızca mal veya mal grupları yazılabilecek; hizmet grupları yazılamayacaktır.
- Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ (TÜRKPATENT: 2024/2) yürürlükten kaldırılmıştır.
Tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Anayasa Mahkemesi 4054 Sayılı Kanun’un Yerinde İnceleme Hükmünü Anayasa’ya Uygun Bulmuştur
Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 2023/174 E. ve 2025/224 K. sayılı karar (“Karar”) 17 Şubat 2026 tarihli ve 33171 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;
- 4054 Sayılı Kanun’un (“Kanun”) itiraz konusu kuralların da yer aldığı 15. maddesi şöyledir:
“Yerinde İnceleme Madde 15 – Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin:
a) (Değişik:16/6/2020-7246/4 md.) Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir,
b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir,
c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir.
İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar.
(Ek fıkra: 1/8/2003-4971/25 md.) İlgililer istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür. Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılır.”
- Kararda maddenin birinci fıkrasında yer alan “gerekli gördüğü hallerde” ibaresi, yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme ihtimalinin bulunması hâlinde sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabileceğini öngören üçüncü fıkranın ikinci cümlesi inceleme konusu yapılmıştır.
- Başvurularda, düzenlemelerin hukuk devleti ve belirlilik ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimine aykırı olduğu; özellikle yerinde inceleme yetkisinin konut dokunulmazlığı güvencesini zedelediği ileri sürülmüştür.
- AYM, 4054 sayılı Kanun’un amacına ve Rekabet Kurulunun görevlerine atıf yaparak yerinde inceleme yetkisinin Kanun’da öngörülen görevlerin yerine getirilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtmiştir. Bu yetkinin, Anayasa’nın 167. maddesinde Devlete yüklenen piyasaların sağlıklı ve düzenli işleyişini sağlama ve tekelleşmeyi önleme görevine dayandığı ifade edilmiştir.
- “Gerekli gördüğü hallerde” ibaresinin Kanun’un amacı ve kapsamı çerçevesinde sınırlarının belirlenebilir olduğu değerlendirilmiş; bu nedenle düzenlemenin belirlilik ilkesine aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Konut dokunulmazlığı bakımından yapılan değerlendirmede ise, yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme ihtimali bulunması hâlinde sulh ceza hâkimi kararının aranmasının anayasal güvence bakımından yeterli olduğu kabul edilmiştir.
- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un;
A. 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…gerekli gördüğü hallerde,” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
B. 15. maddesine 1/8/2003 tarihli ve 4971 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE
karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Gelir Vergisi Matrahından İndirilecek Hayat/Şahıs Sigorta Primleri Rehberi Yayınlanmıştır
Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından güncellenen Gelir Vergisi Matrahından İndirilecek Hayat/Şahıs Sigorta Primleri Rehberi (“Rehber”) 26.02.2026 tarihinde GİB’in resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca hayat/şahıs sigorta prim ödemelerinin belirli şartlar dâhilinde yıllık gelir vergisi matrahının tespitinde beyan edilen gelirlerden indirim konusu yapılması mümkündür. Bu kapsamda güncellenen Rehber’de;
- Gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılabilecek sigorta primleri ile uygulanacak indirim oranları,
- Hayat/şahıs sigorta primlerinin gelir vergisi matrahından indirilebilmesinin şartları,
- Ücret geliri elde edenler bakımından indirim uygulamasının kapsamı,
- Sigorta primlerinin hangi dönemde indirim konusu yapılacağı,
- Primlerin toplu (defaten) ödenmesi hâlinde indirimin uygulanma usulü,
- Sigorta prim ödemelerine ilişkin tevsik edici belgeler,
- İndirim uygulamasına ilişkin örnekler
gibi hususlarda ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.
Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Türkiye’de Yerleşmiş Olmayanlar (Dar Mükellefler) İçin Kira Geliri Rehberi Türkçe ve İngilizce Olarak Yayınlanmıştır
Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından güncellenen Türkiye’de Yerleşmiş Olmayanlar (Dar Mükellefler) İçin Kira Geliri Rehberi (“Rehber”) 26.02.2026 tarihinde GİB’in resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.
Türkiye’de yerleşmiş olmayan, başka bir ifadeyle ikametgâhı Türkiye’de bulunmayan ve bir takvim yılı içinde devamlı olarak altı aydan fazla Türkiye’de oturmayan gerçek kişiler dar mükellef olarak vergilendirilmektedir. Dar mükellefler yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilmekte olup yurt dışında elde ettikleri gelirleri Türkiye’de beyan etmemektedir.
Çalışma veya oturma izni alarak yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da dar mükellef kapsamında değerlendirilmektedir.
Rehber’de özetle;
- Kira gelirine konu edilen mal ve haklar,
- Konut kira gelirlerinde istisna uygulaması,
- Kira gelirinin tespitinde indirilecek giderler,
- Kira ödemelerinde vergi kesintisi (tevkifat),
- Kira gelirinin beyanı,
- Yıllık beyannamede yapılabilecek indirimler,
- Beyanname verme süresi,
- Verginin ödeme zamanı,
- Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında gayrimenkul kira gelirlerinin vergilendirilmesi
gibi konularda ayrıntılı açıklamalara ve örneklere yer verilmektedir.
Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından 6493 Sayılı Kanun Kapsamındaki İdari Para Cezalarına İlişkin Açıklama Rehberi Yayınlanmıştır
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) tarafından hazırlanan 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Kapsamındaki İdari Para Cezalarına İlişkin Açıklama Rehberi (“Rehber”) yayınlanmıştır.
Rehber, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşlarına uygulanacak idari para cezalarının belirlenmesinde TCMB tarafından izlenecek yönteme ilişkin açıklamalar içermektedir.
Rehber’in hazırlanma amacı, 6493 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemelere aykırılık hâlinde uygulanacak idari para cezalarının hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar bakımından şeffaflık ve öngörülebilirliği artırmaktır.
Rehber kapsamında, idari para cezalarının belirlenmesinde aşağıdaki temel unsurlar esas alınmaktadır:
- Hasılat: Kuruluşların TCMB’ye raporladığı Kar/Zarar Bilgi Formunda yer alan hasılat tutarı.
- Aykırılık Tipi: Mevzuat kapsamında sınıflandırılan aykırılık kategorileri.
- İdari Para Cezası Oranları: Aykırılığın niteliği ve sektöre etkisi dikkate alınarak belirlenen oranlar.
- Kademelendirme Çarpanı: Kuruluşun hasılat büyüklüğüne göre uygulanacak çarpan.
İdari para cezası tutarı; ilgili yıl hasılatı, aykırılık tipine göre belirlenen oran ve hasılat büyüklüğüne göre tespit edilen kademelendirme çarpanının birlikte uygulanması suretiyle hesaplanmaktadır.
Hesaplanan tutarın:
- İlgili yıl için geçerli alt sınırın altında kalması hâlinde alt sınır,
- Üst sınırı aşması hâlinde üst sınır,
- Bu iki sınır arasında kalması hâlinde ise hesaplanan tutar esas alınmaktadır.
TCMB Yönetim Komitesi; aykırılığın mahiyeti, sektörde rekabet ve eşitlik ilkesi, kuruluşun faaliyetlerine etkisi ve ölçülülük ilkesi gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verilmemesine veya daha düşük/yüksek ceza uygulanmasına karar verebilecektir.
Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English