Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

 

 

 

  1. Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmıştır

 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 12 Ağustos 2026 tarihli ve 33338 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik ile özetle aşağıdaki hususlarda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:

  • Bina yüksekliği 21,50 metreden veya yapı yüksekliği 30,50 metreden fazla olan binalar “yüksek yapı”; bina yüksekliği 51,50 metreden veya yapı yüksekliği 60,50 metreden fazla olan binalar ise “çok yüksek yapı” olarak tanımlanmıştır. Yüksek yapıların tamamen veya kısmen yıkılmasına ilişkin teknik ve idari esasların yeni EK-5 uyarınca yürütülmesi öngörülmüştür.
  • Yüksek yapıların yıkımında toz, titreşim ve gürültü sınır değerlerine uyulması, şantiye çevresinin perdeleme, örtülü yol ve koruma fanı ile korunması ve yapının özelliklerine uygun makineyle veya patlayıcıyla yıkım tekniğinin kullanılması öngörülmüştür. Yıkım planında iskele kurulmasının öngörülmesi hâlinde kullanılacak iskelelerin ilgili TS EN standartlarına uygun olması gerektiği düzenlenmiştir.
  • Binaların yıkılmasına ilişkin fenni mesuliyetin inşaat mühendisi tarafından üstlenileceği hüküm altına alınmıştır.
  • Bina yüksekliği 18,50 metreden az olan binaların yıkımında kural olarak fenni mesul aranmayacak olmakla birlikte; bitişik nizam, karma taşıyıcı sistem, yapısal düzensizlik veya çevredeki sağlık, eğitim, kültür ve tabiat varlıkları bakımından risk bulunması gibi hâllerde ilgili idare tarafından fenni mesuliyet aranabilecektir. Patlayıcı ile yapılan yıkımlar ile ikiden fazla bodrum katı bulunan her türlü binanın yıkımında ise fenni mesuliyet zorunlu olacaktır.
  • Patlayıcı ile gerçekleştirilecek yıkımlarda, fenni mesule ek olarak patlatmadan sorumlu mühendis ile ateşleyicinin görevlendirilmesi öngörülmüş; patlatmadan sorumlu mühendis ile yıkım planı müellifinin yıkım sırasında şantiye sahasında birlikte bulunması zorunlu tutulmuştur. Ateşleyicinin B sınıfı yeterlik belgesine sahip olması gerekecektir.
  • Patlayıcı ile yıkım öncesinde meteorolojik şartların değerlendirilmesi; patlama ve hava şoku dalgalarının kalibre edilmiş titreşim ve basınç sensörleriyle ölçülmesi ve yıkımın yüksek hızlı kameralarla kayıt altına alınması zorunlu hâle getirilmiştir. Gerekli durumlarda EK-5’e uygun olarak test patlatması yapılabilecek ve bu durumda EK-6’da yer alan Form-8 düzenlenecektir. Patlayıcı ile yapılan tüm yıkımların, yapının yüksek yapı niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın yüksek yapıların patlayıcı ile yıkımına ilişkin hükümlere tabi olması öngörülmüştür.
  • Yapının bitişik nizamda veya yüksek yapı sınıfında bulunması, çevre koşullarının makine ile yıkımı zorlaştırması ya da mücbir sebeplerin ortaya çıkması hâllerinde, müteahhidin talebi ve ilgili idarenin uygun görmesi şartıyla yıkım ruhsatı süresinin bir defaya mahsus olmak üzere üç aya kadar uzatılabilmesine imkân tanınmıştır.
  • 6306 sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilecek yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi aranmayacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, yıkım planı hazırlanması gereken yıkımlarda her türlü fenni mesuliyetin ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından üstlenilmesi zorunlu tutulmuştur.
  • Yönetmelik’in yürürlüğe girmesinden önce ihale kararı veya ihale tarihi alınmış ya da ihalesi yapılmış ancak henüz yıkım ruhsatı düzenlenmemiş kamu yapılarına ilişkin ruhsat işlemlerinin, önceki Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılması öngörülmüştür.
  • Yıkım faaliyetlerine ilişkin akustik raporların Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen uzmanlığa sahip kişiler tarafından hazırlanacağı ve bu kişilerin diploma, yıkım ve patlatma konularındaki eğitimleri ile sahip oldukları sertifikaların rapor ekinde sunulacağı düzenlenmiştir.

6306 sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi aranmayacağına ilişkin düzenleme Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in diğer değişiklikleri ise Resmi Gazete’de yayım tarihinden bir yıl sonra, 12 Ağustos 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. AYM Tarafından Evlenen Kadının Nüfus Kaydının Kocasının Hanesine Taşınmasını Öngören Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olmadığına Karar Verilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi ("AYM") tarafından verilen 4/6/2026 tarihli ve 2025/216 E., 2026/128 K. sayılı 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptali talebine ilişkin kararı ("Karar") 10 Ağustos 2026 tarihli ve 33336 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Nüfus kaydının evlilik nedeniyle kocanın hanesine taşınmasına yönelik işlemin iptali talebiyle açılan davada, itiraz yoluna başvuran mahkeme tarafından kuralın kadının hukuk önünde kişi olarak tanınma hakkını ihlal ettiği, cinsiyet temelli ayrımcılık oluşturduğu ve Anayasa'nın 2., 10., 12., 13., 17., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 

İtiraz konusu hüküm aşağıdaki şekildedir:

"(2) Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir."

  • İlk inceleme aşamasında, fıkranın kocası ölen kadına ilişkin ikinci ve üçüncü cümlelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığı gözetilerek bu cümlelere yönelik başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine, birinci cümlenin ise esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
  • Kuralın, mevcut nüfus kayıt sisteminin işleyişinin belirli bir düzen içinde sürdürülmesine, kayıtların düzenli tutulmasına ve bu kayıtlar esas alınarak kamu hizmetlerinin etkin şekilde yürütülmesine yönelik kamu düzeni ve kamu yararı gerekleri doğrultusunda kabul edilmiş teknik bir düzenleme niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
  • Nüfus olaylarının hangi sistemle ve hangi usul ve esaslar çerçevesinde kayıt altına alınacağının belirlenmesi hususunda kanun koyucunun geniş takdir yetkisi bulunduğu; nüfus kütüğünün kişisel kimliğin bir parçası olmadığı ve kuralın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmiştir.
  • Nüfus kayıtlarının mevzuat uyarınca gizli tutulduğu ve kimlik belgelerinde aile kütüğüne ilişkin bilgilere yer verilmediği; bu nedenle nüfus kütüğünün bireyin dış dünyadaki hukuki veya toplumsal kimliğini doğrudan belirleyen bir belge niteliğinden ziyade idare bünyesinde tutulan bir kayıt sistemi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.
  • Kuralın evlenen kadının dış dünyadaki hukuki statüsünü, medeni haklardan yararlanma durumunu veya somut bireysel menfaatini doğrudan etkileyen bir düzenleme niteliği taşımadığı; esas itibarıyla idare bünyesinde yürütülen teknik bir kayıt yöntemine ilişkin olduğu dikkate alındığında öngörülen muamelenin ayrımcılık yasağı çerçevesinde değerlendirilmesine imkân bulunmadığı kabul edilmiştir.
  • Kuralın, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına yönelik bir sınırlama oluşturmadığı ve aile hayatına ilişkin hak ve yükümlülükleri doğrudan etkileyen bir niteliğe sahip olmaması nedeniyle devletin aile kurumunu koruma yükümlülüğüyle çelişmediği değerlendirilmiştir.
  • Bu nedenle AYM tarafından, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın oyçokluğuyla reddine karar verilmiştir. Kuralın Anayasa'nın 12., 13. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
  • Karşıoy gerekçelerinde ise kuralın evlilik birliği içinde aynı hukuki statüde bulunan eşler arasında doğrudan cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturduğu, kadının hukuki kişiliğini bağımsız birey olarak değil erkek eşin hanesine bağlı biçimde konumlandırdığı; aile bağlarının birey esaslı kayıt sistemleriyle de korunabileceği ve kuralın Anayasa'nın 10. ve 41. maddeleri ile uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğu belirtilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Yabancı Dijital Konaklama Platformlarına İzin Belgesi Zorunluluğu ve Komisyon Üst Sınırı Getiren Kanun Teklifi TBMM’ye Sunulmuştur

 

Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi ("Kanun Teklifi") 10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur.

Kanun Teklifi ile yurt dışında yerleşik olup elektronik ticaret ortamı üzerinden yurt içinde faaliyet gösteren dijital konaklama platformlarının faaliyet koşulları, yükümlülükleri ve bunlara uygulanacak yaptırımlar düzenlenmektedir.

Kanun Teklifi kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemelerin hayata geçirilmesi öngörülmektedir:

  • Airbnb ve Booking.com gibi yabancı dijital konaklama platformlarının yurt içinde faaliyet gösterebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığından ("Bakanlık") izin belgesi alması zorunlu tutulmuş; izin belgesi bulunan platformlardan düzenleme kapsamındaki faaliyetleri için başkaca bir işletme/izin belgesi aranmayacağı düzenlenmiştir.
  • Belge ücretinin 5 milyon TL olacağı ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılacağı; Cumhurbaşkanının bu tutarı iki katına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye yetkili olacağı; izin belgesinin geçerlilik süresinin 2 yıl olduğu ve devredilemeyeceği düzenlenmiştir.
  • İzin belgesi alabilmek için dijital hizmet vergisi mükellefi olunması, vergi borcunun bulunmaması, yurt içinde tebligata esas bir irtibat adresi ile sorumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya tüzel kişinin gösterilmesi, UETS adresinin bildirilmesi ve belge ücretinin yatırılmış olması şartları öngörülmüştür.
  • Platformların, adli veya idari makamların tebligat ve taleplerinin gereğini yerine getirmek üzere yetkili en az bir kişiyi Türkiye'de temsilci olarak belirlemesi, iletişim bilgilerine elektronik ticaret ortamında yer vermesi ve Bakanlığa bildirmesi zorunlu kılınmıştır. Temsilcinin tüzel kişi olması hâlinde sermaye şirketi türünde kurulmuş olması ve temsile yetkili kişilerden en az birinin, gerçek kişi olması hâlinde ise bu kişinin Türk vatandaşı ve Türkiye'de mukim olması gerekmektedir.
  • Platformların turizm belgeli konaklama işletmeleri ile izin belgeli turizm amaçlı kiralanan konutların elektronik ticaretini ve uçak bileti satışlarını doğrudan gerçekleştirebileceği; seyahat acentası hizmetlerinin ticaretini işletme belgesi bulunan seyahat acentaları, araç kiralama hizmetlerini ise Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilmiş işletmeler aracılığıyla yapabileceği düzenlenmiştir. Doğrudan yapılan satışlar paket tur kapsamında değerlendirilmeyecektir.
  • İzin belgesi kapsamındaki faaliyetlerden kaynaklı uyuşmazlıklarda münhasıran Türk hukuku uygulanacak ve Türk mahkemeleri münhasıran yetkili olacaktır. Bu platformlar, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı veya hizmet sağlayıcı kabul edilmeyecektir.
  • Platformların izin belgesi kapsamı dışında faaliyette bulunamayacağı ve başka ürünlerin satış ve pazarlamasını gerçekleştiremeyeceği; izin belgesine esas bilgi ve belgelerdeki değişikliklerin 15 gün içinde Bakanlığa bildirilmesi ile Bakanlıkça istenilen bilgi ve belgelerin 15 gün içinde gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
  • Konaklama işletmeleri ve turizm amaçlı kiralanan konutların elektronik ticareti ve tanıtımında belge numaralarının doğrulanarak gösterilmesi zorunlu tutulmuş; hizmet verilmediği veya hizmetin türü ile bedeli aracılık sözleşmesinde belirtilmediği hâllerde hizmeti verenden bedel alınamayacağı hükme bağlanmıştır.
  • Aracılık sözleşmesinde nesnel ölçüte yer verilmediği hâlde ya da kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurulduğu gerekçesiyle hizmeti verenin sıralama veya tavsiye sisteminde geriye düşürülemeyeceği, hizmetinin kısıtlanamayacağı, askıya alınamayacağı veya sonlandırılamayacağı düzenlenmiştir.
  • Hizmeti verenlerin alternatif kanallardan aynı ya da farklı fiyattan hizmet sunmasının veya reklam yapmasının kısıtlanamayacağı; satış fiyatında tek taraflı değişiklik yapılması dahil olmak üzere bu kişilerin kampanyalı hizmet satışına zorlanamayacağı ve buna imkân sağlayan hükümlere aracılık sözleşmesinde yer verilemeyeceği öngörülmüştür.
  • Platformların hizmete konu satış bedeli üzerinden her ne ad altında olursa olsun alacağı tutarın, katma değer vergisi hariç tutar üzerinden hesaplanmak kaydıyla yüzde 17'yi geçemeyeceği hükme bağlanmıştır.
  • Platformların Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı yükümlüleri arasına dahil edileceği ve ödeyecekleri turizm payının hesabında Dijital Hizmet Vergisi matrahının esas alınacağı düzenlenmiştir.
  • Yükümlülüklere aykırılık hâlinde uygulanacak idari para cezaları belirlenmiştir. Buna göre yetkisiz işletmeler aracılığıyla hizmet sunulması ile bildirim ve bilgi verme yükümlülüklerinin ihlali hâlinde 200 bin lira; sıralama/tavsiye sistemi ile ticari ilişkilerin kısıtlanmasına ilişkin hükümlerin ve Bakanlıkça belirlenen donanım, program ve yazılımların kullanılması zorunluluğunun ihlali hâlinde 500 bin lira; taahhüt edilen hizmetin eksik veya hiç verilmemesi hâlinde her bir sözleşme başına 50 bin liradan 100 bin liraya kadar; bedel alma yasağının veya yüzde 17 sınırının ihlali hâlinde ise haksız olarak alınan bedelin 10 katı tutarında idari para cezası uygulanacaktır.
  • Aykırılığın aynı takvim yılı içerisinde ikinci defa tespiti hâlinde idari para cezasının yüzde 50 artırılarak uygulanacağı, üçüncü defa tespiti hâlinde ise izin belgesinin iptal edileceği; ülke yararına aykırı, kamu güvenini sarsıcı ve ülke turizmini baltalayıcı faaliyetlerde bulunulması hâlinde de izin belgesinin iptal edileceği ve iptal edilen platformların 6 ay süreyle yeni belge talebinde bulunamayacağı düzenlenmiştir.
  • İzin belgesi almaksızın faaliyette bulunduğu tespit edilen, izin belgesi iptal edilen veya belge süresi sona eren platformlar hakkında Bakanlıkça erişimin engellenmesine karar verileceği; bu kararın 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulacağı, hâkimin kararını 48 saat içinde açıklayacağı, aksi hâlde kararın kendiliğinden kalkacağı ve karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebileceği düzenlenmiştir.
  • Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte yurt içinde faaliyette bulunan platformların, bu tarihten itibaren 3 ay içinde izin belgesi almak üzere Bakanlığa başvurmasının zorunlu olduğu; bu yükümlülüğe uymayan veya başvurusu kabul edilmeyenler hakkında izin belgesi olmaksızın faaliyette bulunanlara ilişkin idari yaptırım hükmünün uygulanacağı öngörülmüştür.

Kanun Teklifi'nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Sadakat Kart Üyeliği Bulunan Kişilerin Verilerinin Korunmasına İlişkin KVKK İlke Karar’ında Öngörülen Uyum Süreci Uzatılmıştır

 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“Kurul”) 22/07/2026 tarihli ve 2026/1491 sayılı Kararı (“Karar”) 13 Ağustos 2026 tarihli ve 33339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Karar ile; Kurul’un 11/02/2026 tarihli ve 2026/266 sayılı İlke Kararı kapsamında veri sorumluları için öngörülen uyum süresi uzatılmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:

  • 11/02/2026 tarihli ve 2026/266 sayılı İlke Kararı uyarınca, sadakat kart sahibine ait cep telefonu numarasının veya sadakat kart numarasının üçüncü bir kişi tarafından alışveriş sırasında kullanılması hâlinde, işlemin ilgili kişinin bilgisi ve rızası dâhilinde gerçekleştirildiğinin doğrulanmasına yönelik doğrulama mekanizmalarının oluşturulması öngörülmüştür.
  • İlke Kararı ile öngörülen yükümlülüklere uyum sağlanması amacıyla veri sorumlularına tanınan ve 28 Ağustos 2026 tarihinde sona erecek olan altı aylık uyum süresi, veri sorumluları ve sektör temsilcilerinden gelen talepler doğrultusunda yeniden değerlendirilmiştir.
  • Bu kapsamda, veri sorumlularının gerekli teknik ve idari altyapıyı oluşturabilmeleri amacıyla söz konusu uyum süresinin 28 Şubat 2027 tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tarafından İlaç Denetimine İlişkin Üç Kılavuz Güncellenmiştir

 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ("TİTCK") tarafından ilaç piyasa kontrolü ve denetimine ilişkin üç kılavuzun güncellendiğine dair kamuoyu duyurusu 12 Ağustos 2026 tarihinde TİTCK'nin resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Duyuru kapsamında gerçekleştirilen temel değişiklikler kısaca aşağıda özetlenmektedir:

  • İDD-KLVZ-23 Beşerî Tıbbi Ürün ve Özel Tıbbi Amaçlı Gıdaların Geri Çekilmesine İlişkin Kılavuz: 2024 yılında yürürlüğe giren geri çekme mevzuatı ve bu kapsamda oluşturulan değerlendirme mekanizmaları doğrultusunda kılavuz yeniden düzenlenerek yayımlanmıştır.
  • İDD-KLVZ-24 Numune Alma Usul ve Esasları Hakkında Kılavuz: Güncel piyasa kontrolü mevzuatı doğrultusunda revize edilmiş; şikâyet ve başvuru kaynakları ile numune alma süreçlerine ilişkin düzenlemeler güncellenmiş ve etkin madde numune alma sürecine ilişkin yeni bir tutanak örneğine yer verilmiştir.
  • İDD-KLVZ-25 Piyasa Kontrol Programlarında Paydaşların İletişim, Organizasyon ve Sorumlulukları Hakkında Kılavuz: Piyasa kontrol süreçlerindeki güncel yapılanma doğrultusunda revize edilmiş; “Modül” gibi kavramlara ilişkin açıklamalar güncellenmiş, Piyasa Kontrol Planlama Kurulu'nun süreç içerisindeki konumu ile görev ve sorumluluk tanımları ve paydaşlara ilişkin iletişim listeleri yeniden düzenlenmiştir.

Söz konusu kılavuzların tam metinlerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Veri İhlali Bildirimlerine İlişkin Üç Yeni Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından üç veri sorumlusuna ilişkin veri ihlali bildirimleri 12 Ağustos 2026 tarihinde Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında veri sorumluları tarafından Kurum’a bildirilmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“Kurul”) 12.08.2026 tarihli ve 2026/1702 sayılı Kararı kapsamında, elektrik dağıtım sektöründe faaliyet gösteren bir veri sorumlusuna ilişkin yayımlanan veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin 17.06.2026 ile 07.08.2026 tarihleri arasında meydana geldiği,
  • Yeni Bağlantı Sistemi üzerinden yapılan bazı bağlantı başvurularında, üçüncü taraf elektrikçilerce başvuru sahiplerine ait olmayan telefon numarası ve/veya e-posta adreslerinin sisteme kaydedilmesi nedeniyle, başvurulara ilişkin SMS ve e-posta bildirimlerinin ilgili başvurularla bağlantısı bulunmayan üçüncü kişilere iletildiği,
  • Gerçekleştirilen incelemede, 2.569 ilgili kişiye ait kişisel verilerin 581 farklı kişiye aktarıldığının tespit edildiği ve bu kapsamda ihlalden etkilenen toplam ilgili kişi sayısının 3.150 olduğu,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin ad-soyad, adres bilgisi, proje başvuru numarası, başvuru durumu, başvuru ve kayıt tarihi, talep numarası, telefon numarası ve e-posta adresinden oluştuğu

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul’un 12.08.2026 tarihli ve 2026/1660 sayılı Kararı kapsamında, sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren bir veri sorumlusuna ilişkin yayımlanan veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin, veri işleyenin web uygulamasında bulunan bir SQL Injection açığının istismar edilmesi sonucunda gerçekleştiği,
  • İhlalin 16.06.2026 tarihinde tespit edildiği,
  • İhlalden çalışanlar ve çalışan adaylarının etkilendiği,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin ad-soyad, e-posta, telefon numarası, unvan, değerlendirme sonuçları ve T.C. kimlik numarası bilgilerinden oluştuğu,
  • İhlalden 764 kişinin etkilendiği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul’un 12.08.2026 tarihli ve 2026/1663 sayılı Kararı kapsamında, bir ilin belediye başkanlığına ilişkin yayımlanan veri ihlali bildiriminde özetle;

  • Veri sorumlusunun yazılımları üzerinden verilere yetkisiz şekilde erişildiği,
  • İhlalin 02.08.2026 tarihinde tespit edildiği,
  • İhlal neticesinde ilgili kişilere ait T.C. kimlik numarası, ad-soyad, cep telefonu ve adres bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından kopyalandığının iddia edildiği,
  • İhlalden 200.000 kişinin etkilendiği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Tarafından Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

 

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ("Tebliğ") 14 Ağustos 2026 tarhli ve 33340 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler hayata geçirilmiştir:

  • Kuruluş izni başvurularının değerlendirilmesinde ticari ve mali itibar ile güvenilirlik esaslarının dikkate alınacağı ve bu değerlendirme sonucunda olumlu görülmeyen başvuruların reddedileceği düzenlenmiştir.
  • Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonuna yapılan ödemelerin, kuruluş izni kapasitesini aşan işletmelerin izin başvuru ve sıralama değerlendirmesinde öncelik sağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
  • Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonuna, zarar görenlerin müracaat hakkı kapsamında bildirilme şartları oluşan lisanslı depo tesislerinin kapasite kullanımlarına ilişkin kriterlerin, ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde Bakanlık tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
  • Çeltik hariç hububat ürün grubunda faaliyet gösterecek lisanslı depo işletmelerinin, lisanslı depoculuğa konu depolarını yatay depo şeklinde inşa edemeyeceği düzenlenmiştir.
  • Hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar ürünlerinde teminat verilememesi nedeniyle lisans kapasitesinin azaltılamayacağı hükme bağlanmıştır.
  • Hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar ürünlerinde faaliyet gösterecek lisanslı depo işletmelerinin tesis sahasında 10 adetten az çelik silo bulunamayacağı düzenlenmiştir.
  • Lisanslı depo işletmelerinin, ilçe listesinde yer alıp almadığına bakılmaksızın depo kapasitelerini 35.000 tona artırmak üzere Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe başvurabileceği; bu kapsamda artırım izni alan işletmelerin iki yıl içinde faaliyet izni almakla yükümlü olduğu ve bu işletmeler hakkında kuruluş izni kapasite sınırlamasının uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
  • Yatay depo inşa yasağı ile silo sayısına ilişkin düzenlemelerin, Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıktan lisanslı depo kuruluş veya şube açılış izni almış şirketler hakkında uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
  • Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilçe listesinde yer alıp almadığına bakılmaksızın kuruluş izni kapasitesinin üzerinde depo ve tesisi bulunan lisans almış işletmelere, aşılan kapasitelerini geçmemek kaydıyla bir defaya mahsus olmak üzere 10.000 tona kadar kapasite artış izni verileceği; bu kapsamdaki başvuruların Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Genel Müdürlüğe yapılacağı ve bu işletmeler hakkında da kuruluş izni kapasite sınırlamasının uygulanmayacağı düzenlenmiştir.

Tebliğ, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Sürdürülebilirlik Alanındaki Sermaye Piyasası Araçlarına İlişkin İlke Kararı Yayımlanmıştır

 

Sermaye Piyasası Kurulu ("Kurul") Karar Organı tarafından alınan i-SPK 128.29 (13/08/2026 tarihli ve 49/1500 s.k.) sayılı İlke Kararı ("İlke Kararı") 13 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/51 sayılı Sermaye Piyasası Kurulu Bülteni'nde yayımlanmıştır.

İlke Kararı kapsamında özetle aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:

  • Kurulun i-SPK 128.18 (24/02/2022 tarih ve 10/296 s.k.) sayılı İlke Kararı ile kabul edilen "Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil Kira Sertifikası, Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi"nin yerine geçmek üzere hazırlanan "Yeşil, Sürdürülebilir ve Sosyal Sermaye Piyasası Araçları Rehberi" ve "Sürdürülebilirlik Bağlantılı Sermaye Piyasası Araçları Rehberi"nin kabul edildiği düzenlenmiştir.
  • Rehberler kapsamındaki sermaye piyasası araçlarının ihracında sermaye piyasası mevzuatının ilgili hükümleri uyarınca alınacak Kurul ücretlerinde (kira sertifikaları için 24.06.2016 tarih ve 20/710 sayılı Kurul Kararı ile sağlanan indirime ek olarak) %50 oranında indirime gidilmesine karar verilmiştir.

İlke Kararı'nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Tarafından Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

 

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği (Seri No: 1)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 9) ("Tebliğ") 14 Ağustos 2026 tarhli ve 33340 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler hayata geçirilmiştir:

  • "Emeklilik belgesi" tanımı yeniden düzenlenerek, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik kişinin yurtdışından emekli olduğunu gösteren, çalışmaya bağlı olarak hak edilen ilgili ülke sosyal güvenlik mevzuatı gereğince düzenlenen belge ile bu belgenin elçilik, konsolosluk veya noterlerce onaylanmış Türkçe tercümeli suretini ifade edeceği hükme bağlanmıştır.
  • Turistik kolaylıklardan faydalanılarak geçici olarak ithal edilen taşıtların, izin hak sahibinin ikamet yeri Türkiye Gümrük Bölgesi dışında bulunan eşi, usul ya da füruu olan kişilerce veya izin hak sahibinin taşıtta bulunması kaydıyla ikamet yeri Türkiye Gümrük Bölgesi dışında bulunan kişilerce kullanılabileceği düzenlenmiştir.

Tebliğ, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Özel Durum Açıklamalarının İngilizce Yapılması Zorunluluğuna İlişkin Duyuru Yayımlanmıştır

 

Sermaye Piyasası Kurulu ("Kurul") Karar Organının 13/08/2026 tarihli ve 49/1489 sayılı Kararı uyarınca yapılan duyuru ("Duyuru"), 13 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/51 sayılı Sermaye Piyasası Kurulu Bülteni'nde yayımlanmıştır.

Duyuru kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Kurulun Özel Durumlar Rehberi'nin "Özel Durum Açıklamalarının Dili ve Bildirim Şekli" başlıklı bölümünün birinci paragrafının, 01.10.2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere payları borsada işlem gören tüm halka açık ortaklıkları kapsayacak şekilde uygulanmaya başlayacağı düzenlenmiştir.
  • 01.10.2026 tarihinden başlamak üzere, payları borsada işlem gören halka açık ortaklıklar tarafından yapılan özel durum açıklamalarının Türkçe'nin yanı sıra eş anlı ve İngilizce olarak, içeriğin doğruluğuna ilişkin sorumluluk ilgili ortaklıkta olmak üzere, ilan edilmesinin zorunlu olduğu; İngilizce olarak yapılan açıklamada, Türkçe açıklamanın esas kabul edileceğine yönelik çekince bildirimine de yer verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
  • 01.10.2026 tarihine kadar söz konusu zorunluluğun, Kurulun kurumsal yönetime ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde belirlenen birinci grupta yer alan ortaklıklar bakımından uygulanmaya devam edeceği; kapsama yeni dahil olan halka açık ortaklıkların söz konusu düzenlemeye uyum için gerekli hazırlıklarını 01.10.2026 tarihine kadar tamamlamasının önem arz ettiği belirtilmiştir.

Duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Ticaret Bakanlığı tarafından Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir;

  • Ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralanabilmesi için yetki belgesi alınması zorunlu tutulmuş, yetki belgesinin Ticaret İl Müdürlüğü tarafından verilmesi ve her işletme için ayrı düzenlenmesi öngörülmüştür. Yetki belgesi alınabilmesi için vergi mükellefiyeti ve meslek odası kaydı gibi şartlar aranmış, ayrıca işletme sorumlusunun belirli eğitim, yaş, adli sicil ve mesleki yeterlilik şartlarını taşıması zorunlu tutulmuştur. 
  • Kiralamaya konu edilecek araçların belirli nitelikleri taşıması zorunlu tutulmuş; belirli bölgelerde asgari araç sayısı, işletme adına tescil edilmiş araç bulundurma ve hibrit veya elektrikli araç bulundurma şartları getirilmiştir. Araçların genel olarak 6 yaşından ve belirlenen kilometre sınırlarından fazla olmaması, ağır hasar kayıtlı olmaması, geçerli muayene ve zorunlu mali sorumluluk sigortasına sahip olması şart koşulmuştur. 
  • Kira sözleşmelerinin yazılı veya elektronik ortamda düzenlenmesi, sözleşme öncesinde kiracıya gerekli bilgilerin verilmesi ve kira bedeli, depozito, sigorta, kilometre sınırı, ek hizmetler ve fesih şartlarının açıkça gösterilmesi zorunlu tutulmuştur. Ön ödemeli rezervasyonlarda kiracının açıkça bilgilendirilmesi şart koşulmuş, haklı bir neden olmaksızın rezervasyon bilgilerinin değiştirilmesi engellenmiş ve rezervasyonda belirtilen aracın bulunmaması halinde eşdeğer veya üst segment bir aracın tahsis edilmesi öngörülmüştür. 
  • Araç teslim ve iade işlemlerinde mevcut hasar ve arızaların gösterildiği belgelerin düzenlenmesi zorunlu tutulmuş; kiracıdan kaynaklandığı ispatlanmadıkça arızaların kiracıdan kaynaklanmadığının kabul edilmesi öngörülmüştür. Hasar bedeli talep edilebilmesi bağımsız ekspertiz raporuna bağlanmış, teslim veya iade belgesinde yer almayan hasarlar bakımından kiracıdan ücret talep edilmesi ve kiracıdan kaynaklanmayan hasarlar için onarım, değer kaybı veya kira kaybı talep edilmesi engellenmiştir. Kiracının kusurundan kaynaklanmayan ve güvenliği etkileyen arızalarda eşdeğer araç tahsis edilmesi, bunun mümkün olmaması halinde kalan bedellerin iade edilmesi öngörülmüştür. 
  • Depozito miktarı kiralama süresine göre sınırlandırılmış, 6 gün ve daha kısa kiralamalarda en fazla 3 günlük, 7–29 günlük kiralamalarda ise en fazla 7 günlük kira bedeli kadar depozito alınabilmesi öngörülmüştür. Çek, senet ve benzeri belgelerin depozito olarak alınması yasaklanmış ve depozitonun kural olarak araç iadesinden itibaren 7 gün içinde iade edilmesi düzenlenmiştir. Olağan kullanım nedeniyle meydana gelen yıpranmalar için kesinti yapılması engellenmiş, kilometre sınırları belirlenmiş ve aracın bir saate kadar geç iade edilmesi halinde ücret alınmaması öngörülmüştür. 
  • Kiralama hizmetinin ek sigorta, kasko veya hasar güvencesi satın alınması şartına bağlanması yasaklanmış; kiracının kusurundan kaynaklanmayan hasar ve arızalar bakımından korunması sağlanmıştır. Böylece özellikle hasar, depozito, rezervasyon ve araç arızalarına ilişkin sorumlulukların işletme tarafından belirli kurallar çerçevesinde yerine getirilmesi öngörülmüştür. 
  • İlan ve aracı platformlarda yetki belgesi bulunmayan işletmelerin üyelik veya kayıt işlemlerine izin vermemesi, yetki belgesi bilgilerinin ilanlarda gösterilmesi ve araçlara ilişkin bilgilerin doğru ve eksiksiz şekilde sunulması zorunlu tutulmuştur. İşletmelerin kampanya yapmaya zorlanması, verilerinin izinsiz kullanılması veya objektif bir neden olmaksızın sıralamalarının düşürülmesi gibi uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilerek yasaklanmıştır. 
  • Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemi oluşturulması ve yetki belgeli işletmeler ile kiralamaya konu araçların sistem üzerinden takip edilmesi öngörülmüş, kira sözleşmeleri ve ilgili belgelerin 5 yıl süreyle saklanması zorunlu tutulmuştur. Yönetmeliğin uygulanmasının Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenmesi ve aykırılıklar bakımından idari yaptırımlar uygulanması öngörülmüş; mevcut işletmelere yetki belgesi alınması için 1 Temmuz 2027'ye kadar, bazı teknik ve araç şartlarına uyum sağlanması için ise 1 Ocak 2028'e kadar geçiş süresi tanınmıştır.

Yönetmelik 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecektir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tarafından Ruhsatlı Beşeri Tıbbi Ürünlerde Yeniden Ruhsat Düzenlemesi Gerektiren Hallere İlişkin Kılavuz Güncellenmiştir

 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından Ruhsatlı Beşeri Tıbbi Ürünlerde Yeniden Ruhsat Düzenlenmesini Gerektiren Hallere İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”) güncellenerek 13 Ağustos 2026 tarihinde Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kılavuz’da özetle aşağıdaki hususlar güncellenmiştir:

  • Türkiye’de imal edilecek ürünlerde devir başvurusunda bulunan firmanın üretici olmaması durumunda Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinde belirtilen şartlara sahip bir üretici ile yaptığı noter onaylı fason üretim sözleşmesi ve üretici firmaya ait ticaret sicil tasdiknamesinin Ruhsatlı İlaçlar Birimine sunulması gerektiği düzenlenmiştir.
  • Üretim yerinin yurt dışından yurt içine veya yurt içinden yurt dışına değiştirilmesine ilişkin varyasyon başvurularında Türkiye’de imal edilecek ürünlerde ruhsat sahibi firmanın üretici olmaması durumunda, Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinde belirtilen şartlara sahip bir üretici ile yaptığı noter onaylı fason üretim sözleşmesi ve üretici firmaya ait ticaret sicil tasdiknamesinin Ruhsatlı İlaçlar Birimine sunulması gerektiği düzenlenmiştir.
  • Ruhsatı devreden ve devralan firmaların yazılı ve noter tasdikli mutabakatı koşulu ile yeni ruhsatın düzenlendiği tarihten sonra bir yıl süre ile eski barkodlu ürünlerin üretilmesine ve sadece devralan firma tarafından piyasaya sunulmasına izin verilebileceği, bu durumdaki ürünlerin üretim bildirimlerine ilişkin kontrol işlemlerinin İlaç Takip Sistemi üzerinden gerçekleştirileceği ve bu ürünlerin miatları doluncaya kadar piyasada bulundurulabileceği düzenlenmiştir.
  • Ruhsat devrine konu beşerî tıbbi ürünlerin isimlendirilmesinde, devralan firmanın ruhsatlı ürünleri ile devre konu ürünün etkin maddesi, endikasyonu, yitiliği, farmasötik şekli ve ticari ismi arasındaki benzerliklerin dikkate alınacağı ve gerekli durumlarda isim değişikliği başvurusu yapılacağı; aynı isimli ürünlerin kısmen devredilmesi hâlinde ise marka hakkının devri veya ortak kullanımına ilişkin belgelerin sunulması gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca, devralan firmanın devir konusu ürünle aynı yitilik, farmasötik şekil ve endikasyona sahip ruhsatlı bir ürününün bulunması hâlinde devir işleminin gerçekleştirilmeyeceği belirtilmiştir.

Kılavuz’un üçüncü revizyonu 11/08/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. 

 

 

 

 

 

 

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği'nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.