Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

  1.  Kişisel Verileri Koruma Kurulu: Veri Sorumluları Tarafından Açık Rıza Metni ile Aydınlatma Metninin Ayrı Düzenlenmesine İlişkin İlke Kararı 

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından alınan 18/02/2026 tarihli ve 2026/347 sayılı İlke Kararı (“İlke Kararı”) 24 Mart 2026 tarihli ve 33203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu İlke Kararı’nda özetle aşağıdaki tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir:

  • Açık rıza metni ile aydınlatma metninin hukuki niteliklerinin farklı olduğu; bu nedenle söz konusu metinlerin aynı içerikte, iç içe veya tek bir onay mekanizması ile sunulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
  • Aydınlatma yükümlülüğünün, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 10’uncu maddesi uyarınca ilgili kişilerin bilgilendirilmesine yönelik olduğu; bu kapsamda veri sorumlusunun kimliği, veri işleme amaçları, veri aktarım alıcıları, veri toplama yöntemi ve hukuki sebep ile ilgili kişinin haklarına ilişkin bilgilerin açıkça sunulması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Aydınlatma metninin amacının onay almak olmadığı; bu nedenle metin sonunda “okudum ve kabul ediyorum “okudum ve onaylıyorum” veya “açık rıza veriyorum” gibi ibarelerin kullanılmaması gerektiği, bunun yerine “okudum ve anladım” benzeri ifadelerin tercih edilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
  • Açık rızanın, Kanun’un 3’üncü maddesi uyarınca belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza olduğu; bu nedenle yalnızca gerekli hallerde başvurulması gereken bir veri işleme şartı olduğu vurgulanmıştır. 
  • Açık rıza metninin, veri işleme faaliyetinin açık rızaya dayanması gereken durumlarda ayrı bir metin olarak hazırlanması gerektiği; ilgili kişinin hangi işleme faaliyetlerine rıza verdiğini açıkça anlayabilmesi ve dilediği zaman rızasını geri alabilmesinin sağlanması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ve açık rızanın usulüne uygun şekilde alındığının ispat yükünün veri sorumlusuna ait olduğu belirtilmiştir.
  • Kişisel veri işleme faaliyetinin açık rızaya dayanması halinde, aydınlatma metni ile açık rıza metninin ayrı ayrı düzenlenmesi; aynı sayfada yer alsalar dahi farklı başlıklar altında ve her biri için ayrı beyan alınacak şekilde sunulması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Kişisel veri işleme faaliyetinin açık rıza dışındaki hukuki sebeplere dayanması halinde ise ilgili kişilere ayrıca açık rıza metni sunulmaması, yalnızca aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
  • Uygulamada sıkça karşılaşılan hukuka aykırılıklar arasında; açık rıza ve aydınlatma metinlerinin tek metinde sunulması, aydınlatma yapıldığına dair ilgili kişilerden onay veya rıza talep edilmesi, başka veri sorumlularına ait metinlerin aynen kullanılması, muğlak ve yanıltıcı ifadeler kullanılması ile gereksiz derecede uzun ve karmaşık metinlerin tercih edilmesi hususlarına yer verilmiştir.
  • Aydınlatma metinlerinde işlenen kişisel veriler, veri kategorileri, işleme amaçları ve hukuki sebeplerin açık, anlaşılır ve sade bir dil ile belirtilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca veri sorumlularının kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesini teminen gerekli teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğu; söz konusu yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi halinde Kanun’un 18’inci maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanabileceği belirtilmiştir.
  • Açık rıza metni ile aydınlatma metninin iç içe sunulmasının, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna intikal eden ihbar ve şikâyetlerde en sık karşılaşılan hukuka aykırılıklardan biri olduğu ifade edilmiştir.

İlke Kararı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. TİTCK Tarafından Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünlerdeki Varyasyonlara Dair Kılavuz Güncellenmiştir 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) İlaç Ruhsatlandırma Daire Başkanlığı tarafından Ruhsatlı Beşeri Tıbbi Ürünlerdeki Varyasyonlara Dair Kılavuz (“Kılavuz”), 23 Mart 2026 tarihinde güncellenerek Kurum’un resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kılavuz kapsamında özetle aşağıdaki hususlarda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:

  • Kılavuz’un 15.04.2026 yürürlük tarihli 3. (son) revizyonunda, uluslararası kılavuzlar ve idari gereklilikler doğrultusunda genel bir güncelleme yapılmıştır.
  • Söz konusu revizyon ile sınıflandırma kriterleri ve prosedürlerin, özellikle Avrupa İlaç Kalitesi Direktörlüğü ve Uluslararası Harmonizasyon Konseyi yaklaşımlarıyla daha uyumlu hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
  • Kılavuz ile Tip IA, Tip IB ve Tip II varyasyonlarına ilişkin sınıflandırma kriterlerinin daha açık hale getirilmesi ve uygulamada pratik iyileştirmeler sağlanması hedeflenmektedir.
  • Süreçlerde öngörülebilirliğin artırılması suretiyle, sonraki aşamalarda ortaya çıkabilecek düzenleyici ve idari yükün azaltılması amaçlanmaktadır.
  • Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünlerdeki Varyasyonlara Dair Yönetmelik uygulanmasının teşvik edilmesi suretiyle, beşeri tıbbi ürünler bakımından proaktif yaşam döngüsü planlamasının desteklenmesi hedeflenmektedir.

Kılavuz, 15 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Söz konusu Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Reklam Kurulu Tarafından Bir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğinin Tanıtımları Hakkında Durdurma Cezası Verilmiştir 

12.02.2026 tarihli Reklam Kurulu Basın Bülteni’nde (“Bülten”) yer alan 2025/2887 sayılı dosya kapsamında Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından bir ağız ve diş sağlığı polikliniğine ait sosyal medya hesabı ve internet sitesinde yer alan tanıtımlar hakkında durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.

Kurul kararında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • İnceleme konusu sosyal medya hesabı ve internet sitesinde “uzman kadro, modern teknoloji, kişiye özel hizmetler, genç ve dinamik” gibi ifadelere yer verildiği tespit edilmiştir.
  • Tanıtımlarda, tedavi gören hastalara ait operasyon görüntülerinin kullanıldığı ve hasta yorumlarına açık olan tıbbi işlem ve bilgi içeren paylaşımlara yer verildiği belirtilmiştir. 
  • Kurul, söz konusu tanıtımlar ile sunulan sağlık hizmetlerine yönelik talep oluşturulduğunu ve sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşun faaliyetlerine ticari bir görünüm kazandırıldığını değerlendirmiştir. 
  • Anılan tanıtımların sağlık mevzuatında izin verilen bilgilendirme sınırını aşarak reklam niteliği taşıdığı ve mevzuata aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. 
  • İnceleme konusu tanıtımların Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 8, 9 ve 39’uncu maddelerine, ilgili dönemde yürürlükte bulunan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 12.11.2025 tarihli ve 33075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddelerine, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği hükümlerine ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61’inci maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
  • Reklam veren hakkında 6502 sayılı Kanun’un 63’üncü ve 77/12’nci maddeleri uyarınca anılan reklamlara durdurma cezası verilmiştir.

Bülten’in tam metnine  buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Milletlerarası Tahkim Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ Yayımlanmıştır  

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Milletlerarası Tahkim Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) 26 Mart 2026 tarihli ve 33205 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler öngörülmüştür:

  • Hakem ücretinin, tahkim davasının açıldığı tarihten nihai hakem kararının verilmesine kadar geçen süreçte yapılan tüm iş ve işlemleri kapsadığı; kararın düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanmasının ise ek ücrete tabi olmayacağı düzenlenmiştir.
  • Hakem kurulu başkanının ücretinin, diğer hakemlere ödenecek ücretin %10 fazlası olarak hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır.
  • Davanın konusuz kalması, feragat veya sulh ile sona ermesi halinde, bu durumun yargılamanın hangi aşamasında gerçekleştiğine bağlı olarak ücretin yarısına veya tamamına hükmedileceği düzenlenmiştir.
  • Kısmî karar verilmesi halinde ücretin, karar konusu uyuşmazlığın değeri üzerinden belirleneceği; kısmî kararın nihai karar niteliğinde olması halinde ise ücretin tamamına hükmedileceği belirtilmiştir.
  • İptal davası sonucunda hakemin yeniden görevlendirilmesi halinde, belirli şartların varlığı durumunda ücretin dörtte birine hükmedileceği düzenlenmiştir.
  • Hakem ücretinin, tahkim yargılamasının sona ermesi ile birlikte hak edileceği ve ücretin hakemler arasında Tebliğ hükümleri dikkate alınarak paylaştırılacağı hüküm altına alınmıştır.
  • Hakem ücretinin, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Tebliğ hükümlerine göre belirleneceği düzenlenmiştir.
  • Hakem ücretlerinin, Tebliğ ekinde yer alan Ücret Tablosu’na göre hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, uyuşmazlık değerine göre kademeli oranlar belirlenmiş olup;
  • Tek hakem bakımından %5’ten başlayıp %0,1’e kadar düşen oranlar,
  • Üç veya daha fazla hakemli kurul bakımından ise %8’den başlayıp %0,2’ye kadar düşen oranlar öngörülmüştür.
  • 14 Mart 2025 tarihli ve 32841 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan önceki Milletlerarası Tahkim Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Kişisel Verileri Koruma Kurulu Tarafından Veri İhlali Bildirimine İlişkin Dört Adet Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır 

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından farklı sektörlerde faaliyet gösteren veri sorumlularına ait dört adet veri ihlali bildirimi 25.03.2026 tarihli Kurul kararları doğrultusunda Kişisel Verileri Koruma Kurumunun (“Kurum”)resmi internet sitesinde ilan edilmiştir.

Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamında veri sorumluları tarafından Kurul’a bildirilmiştir.

25.03.2026 tarih ve 2026/555 sayılı Kurul Kararı ile Kurum’un internet sitesinde yayımlanan sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin 09.03.2026 tarihinde başladığı ve aynı gün tespit edildiği,
  • Veri sorumlusunun kullandığı yazılıma yönelik gerçekleştirilen siber saldırı sonucunda verilerin yetkisiz kişilerce ele geçirildiği, ancak ihlalin kapsamının henüz tam olarak belirlenemediği,
  • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorisinin sağlık verileri olduğu,
  • İhlalden etkilenen kişi sayısının henüz tespit edilemediği,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun hastalar olduğu,
  • İlgili kişilerin veri ihlaline ilişkin bilgiye veri sorumlusunun internet sitesi ve çağrı merkezi aracılığıyla ulaşabileceği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

25.03.2026 tarih ve 2026/600 sayılı Kurul Kararı ile Kurum’un internet sitesinde yayımlanan kamu hizmetleri ve çok alanlı hizmet sunumu gerçekleştiren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

  • Veri sorumlusunun 16.03.2026 tarihinde fidye yazılımı saldırısına maruz kaldığı, sunuculardaki ve yedeklenen verilerin şifrelendiği,
  • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, hukuki işlem, finans, mesleki deneyim, pazarlama, sendika üyeliği, sağlık verileri ve biyometrik veriler olduğu,
  • İhlalden etkilenen kişi sayısının 10.000’den fazla olduğunun tahmin edildiği,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun çalışanlar olduğu, başka kişi gruplarının etkilenip etkilenmediğinin henüz belirlenemediği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

25.03.2026 tarih ve 2026/557 sayılı Kurul Kararı ile Kurum’un internet sitesinde yayımlanan tıbbi teknoloji ve sağlık çözümleri alanında faaliyet gösteren yurt dışı merkezli bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin 27.02.2026-07.03.2026 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 06.03.2026 tarihinde tespit edildiği,
  • Bir çalışana ait oturum açma bilgilerinin ele geçirilmesi suretiyle kişisel verilere yetkisiz erişim sağlandığı,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının çalışanlar, kullanıcılar ve müşteriler olduğu; ayrıca tıbbi cihaz şikâyetleri kapsamında yer alan hastalara ait verilerin de ihlale konu olduğu, ancak bu verilerin psödonimleştirilmiş olması nedeniyle kimlik tespitinin ek veri olmaksızın mümkün olmadığı,
  • İhlalden etkilenen kişi sayısının 1.885 olduğu,
  • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik, iletişim, lokasyon, mesleki deneyim ve sağlık verileri olduğu,
  • İlgili kişilerin veri ihlaline ilişkin bilgiye veri sorumlusunun e-posta adresi aracılığıyla ulaşabileceği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

25.03.2026 tarih ve 2026/558 sayılı Kurul Kararı ile Kurum’un internet sitesinde yayımlanan tıbbi cihaz dağıtımı alanında faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin 27.02.2026-07.03.2026 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 06.03.2026 tarihinde tespit edildiği,
  • Veri sorumlusunun yurt dışı merkezli bir tıbbi teknoloji şirketinin Türkiye distribütörü olduğu ve ihlalin söz konusu ana şirket nezdinde gerçekleşen yetkisiz erişim sonucu ortaya çıktığı,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının çalışanlar, kullanıcılar ve müşteriler olduğu; ayrıca tıbbi cihaz şikâyetleri kapsamında yer alan hastalara ait verilerin de ihlale konu olduğu, ancak bu verilerin psödonimleştirilmiş olması nedeniyle kimlik tespitinin ek veri olmaksızın mümkün olmadığı,
  • İhlalden etkilenen kişi sayısının henüz belirlenemediği,
    İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik, iletişim, lokasyon, mesleki deneyim ve sağlık verileri olduğu,
  • İlgili kişilerin veri ihlaline ilişkin bilgiye e-posta aracılığıyla ulaşabileceği

belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. SPK Tarafından Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarının Saklama Sözleşmesi İmzalama ve Yetki Belgesi Alma Yükümlülüklerine İlişkin Sürelerin Uzatılmasına Karar Verilmiştir 

Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından alınan 26.03.2026 tarih ve 18/617 sayılı Karar (“Karar”) ile kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin belirli sürelerin uzatılmasına karar verilmiştir.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler öngörülmüştür:

  • III-35/B.1 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in (“Tebliğ”) geçici 1 inci maddesi kapsamında, platformların faaliyet izni başvuruları çerçevesinde saklama kuruluşları ile saklama sözleşmesi imzalamaları ve söz konusu sözleşmeleri Kurul’a sunmaları için öngörülen sürenin uzatılmasına karar verilmiştir.
  • Aynı Tebliğ’in geçici 1 inci maddesi uyarınca, Faaliyette Bulunanlar Listesi’nde yer alan kripto varlık hizmet sağlayıcılarının yetki belgesi almaları için tanınan sürenin de uzatıldığına karar verilmiştir.
  • Söz konusu sürelerin, Kurul tarafından yetkilendirilecek saklama kuruluşlarının platformlara yaygın şekilde kripto varlık saklama hizmeti vermeye başlamalarının ardından yeniden belirlenmesine karar verilmiştir.

Karar’a ilişkin kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tarafından İnsan Kaynaklı Doku ve Hücre Ürünlerine Tescil Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Kılavuz Yayımlanmıştır 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından hazırlanan İnsan Kaynaklı Doku ve Hücre Ürünlerine Tescil Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”) 28 Mart 2026 tarihinde Kurum’un resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kılavuz kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:

  • Kılavuz 4 Eylül 2025 tarihli ve 33007 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İnsan Doku ve Hücrelerinden Elde Edilen Ürünler ve Bu Ürünler ile İlgili Merkezler Hakkında Yönetmelik kapsamında hazırlanmıştır.
  • Kılavuz ile insan kaynaklı doku veya hücrelerden elde edilen konvansiyonel ürünlerin tescil başvurularının değerlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
  • Kılavuz’un, insan kaynaklı konvansiyonel doku ve hücre ürünleri ile bunlar için tescil belgesi başvurusunda bulunan veya tescil belgesi verilmiş olan gerçek ve tüzel kişileri kapsadığı; ileri tedavi tıbbi ürünleri ile belirli otolog uygulamaların kapsam dışında bırakıldığı düzenlenmiştir.
  • Tescil belgesi bulunmayan doku veya hücre ürünlerinin piyasaya sunulamayacağı, dağıtılamayacağı ve insana uygulanmak üzere gönderilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
  • Tescil belgesi başvurularının, tüzel kişiler veya ilgili mevzuatta öngörülen nitelikleri taşıyan gerçek kişiler tarafından yapılacağı; başvuruların kural olarak elektronik ortamda kabul edileceği ve başvuruda sunulması gereken bilgi ve belgelerin ayrıntılı olarak belirlendiği düzenlenmiştir.
  • Başvuruların ön değerlendirme ve bilimsel değerlendirme süreçlerine tabi tutulacağı; eksiklik, bilimsel yetersizlik veya risk değerlendirmesi sonucuna göre başvurunun reddedilebileceği hükme bağlanmıştır.
  • Tescil belgesi düzenlenen ürünlerde değişiklik yapılmasının Kurum onayına tabi olduğu; güvenlilik, kalite, izlenebilirlik ve biyovijilans yükümlülüklerine aykırılık halinde tescil belgesinin askıya alınabileceği veya iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
  • Kısa ürün bilgileri, ambalajlama, kullanma talimatı, risk yönetimi ve izlenebilirlik sistemine ilişkin yükümlülükler ayrıntılı şekilde belirlenmiştir.
  • Kılavuzun yayımlandığı tarihten önce kayıt altına alınmış ürünler için, Kurum tarafından uygun görülmesi kaydıyla geçici kullanım imkânı tanınmış; ancak bu ürünler bakımından 1 Ocak 2028 tarihine kadar tescil belgesi alınması zorunlu tutulmuştur.

Kılavuz 28 Mart 2026 tarihinde yürülüğe girmiştir.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 592) Yayımlanmıştır 

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 592) (“Tebliğ”) 28 Mart 2026 tarihli ve 33207 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında öngörülen temel düzenlemeler özetle aşağıdaki şekildedir:

  • Tebliğ ile mükelleflerin uzlaşma taleplerinin neticelendirilmesi sürecinde vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin yetkili uzlaşma komisyonlarının belirlenmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
  • Vergi ziyaı cezalarına ilişkin uzlaşma taleplerinde, vergi dairesi veya bağlı vergi dairesi (malmüdürlüğü) uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan taleplerin sırasıyla ilgili defterdarlık uzlaşma komisyonu, Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından incelenip sonuçlandırılacağı düzenlenmiştir.
  • Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin uzlaşma taleplerinde de vergi dairesi veya bağlı vergi dairesi (malmüdürlüğü) uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan taleplerin sırasıyla ilgili defterdarlık uzlaşma komisyonu, Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından incelenip sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır.
  • Uzlaşma görüşmesinin yapılacağı yetkili komisyonun, vergi/ceza ihbarnamesinde yer alan ceza tutarı esas alınarak belirleneceği; aynı yıl veya farklı yıllar için birden fazla ceza kesilmesi halinde ise en yüksek ceza tutarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre yetkili komisyonun tespit edileceği düzenlenmiştir.
  • Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının uzlaşma kapsamına girip girmediğinin tespitinde, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinde geçerli olan tutarın esas alınacağı düzenlenmiştir.
  • Vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezaları için birlikte uzlaşma başvurusunda bulunulması halinde, yetkili uzlaşma komisyonunun vergi ziyaı cezası tutarı dikkate alınarak belirleneceği hükme bağlanmıştır.
  • Uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tutarlarının, uzlaşma görüşmelerinin mahallinde hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amacıyla ve gerekli görülen diğer hallerde, iller veya il grupları itibarıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
  • Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının uzlaşma kapsamına girip girmediğinin belirlenmesinde, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinde geçerli olan 213 sayılı Kanun uyarınca her yıl yeniden değerleme oranı dikkate alınarak belirlenen tutarların esas alınacağı; bu kapsamda 2026 yılı için söz konusu tutarın 40.000 TL olarak uygulanacağı ifade edilmiştir.

Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’e ilişkin GİB duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. 11107 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlanmıştır 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan tevkifat oranları hakkında ekli Kararın yürürlüğe konulmasına ilişkin 11107 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (“Karar”) 27 Mart 2026 tarihli ve 33206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:

  • Karar ile 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karar’da değişiklik yapılmış ve Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformunda (“TEFAS”) işlem görmeyen hisse senedi yoğun fonların katılma paylarından elde edilen kazançlara uygulanacak tevkifat oranı yeniden belirlenmiştir.
  • Hisse senedi yoğun fonların katılma paylarından elde edilen kazançlar bakımından uygulanan %0 oranındaki tevkifat uy5gulaması korunmuş; ancak TEFAS’ta işlem görmeyen serbest fonların katılma payları bu kapsam dışında bırakılmıştır.
  • İki yıldan fazla süreyle elde tutulan girişim sermayesi yatırım fonu ve gayrimenkul yatırım fonu katılma paylarından elde edilen kazançlar için uygulanan %0 oranındaki tevkifat uygulaması korunmuştur.
  • TEFAS’ta işlem görmeyen hisse senedi yoğun serbest fonların katılma paylarından elde edilen kazançlar için uygulanmakta olan %0 oranındaki tevkifat, 27 Mart 2026 tarihinden itibaren iktisap edilen katılma paylarından elde edilen kazançlar için %17,5 olarak belirlenmiştir.

Karar Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir. 

Karar’a ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. Kişisel Verileri Koruma Kurulu: Toplu Yapılarda Apartman/Site Sakinlerine Ait Borç Bilgilerinin Ortak Yerlere Asılması Hakkında İlke Kararı 

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından alınan 18.02.2026 tarihli ve 2026/348 sayılı Toplu Yapılarda Apartman/Site Sakinlerine Ait Borç Bilgilerinin Ortak Yerlere Asılması Hakkında İlke Kararı (“İlke Kararı”) 31 Mart 2026 tarihli ve 33210 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

İlke Kararı’nda özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Apartman/site yönetimi süreçlerinde, apartman sakinlerinin aidat/avans/demirbaş giderleri ve benzeri borçlarına yönelik duyuruların yapılması ve diğer apartman sakinlerinin bilgilendirilmesi amacıyla kişilere ait ad, soyad, daire numarası bilgisi, borcun miktarı, ödeme gecikme süresi, ödeme gecikme dönem sayısı ve daire sahiplik/kiracılık bilgisi gibi kişisel veri niteliğini haiz bilgilerin yer aldığı listelerin/dokümanların asansörler, bina girişleri, bina koridorları gibi ortak yerlere asıldığı belirtilmiştir.
  • Söz konusu uygulamalarda gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 4. maddesinde yer alan genel ilkelere uygun olması gerektiği; bu kapsamda kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmasının ve veri işleme amacı için gerekli olandan fazla kişisel veri içermemesinin önem taşıdığı ifade edilmiştir.
  • Kanunlardan kaynaklanan bir bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hareket edilse dahi, bilgilendirmenin gereğinden fazla kişisel veri içermemesi ve söz konusu kişisel verilere konuya alakalı bulunmayan/yetkisiz üçüncü kişiler tarafından erişilmesinin engellenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • Uygulamada, ortak yerlere asılan bu tür listeler yalnızca borçlu kişiler tarafından değil; toplu yapının diğer sakinleri, ziyaretçiler, kargo personelleri ve diğer üçüncü kişiler tarafından da görülebilmektedir. 
  • Ad ve soyad bilgileri yer almasa dahi, daire numaralarıyla ilişkilendirilmiş borç bilgilerinin ilgili kişilerin belirlenebilmesini mümkün kıldığı ve bu nedenle söz konusu bilgilerin kişisel veri niteliğini haiz olduğu ifade edilmiştir.
  • Toplu yapıların ortak yerlerine asılan ve kişisel veri içeren listelerin, Kanun’un 5. maddesinde yer alan herhangi bir işleme şartına dayanmadığı ve bu suretle gerçekleştirilen veri işleme faaliyetinin Kanun’un 12. maddesinde düzenlenen veri güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınması yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
  • Bu kapsamda, söz konusu uygulamalara ivedilikle son verilmesi, bu tür duyuruların/listelerin/dokümanların toplu yapıların ortak yerlerinden ivedilikle kaldırılması ve kat maliklerine yönelik yapılacak duyurular/bilgilendirmeler için kapalı e-posta yahut mesajlaşma grupları veya bu hizmete özgülenmiş uygulamalar gibi, Kanun’un 12. maddesine uygun ve sadece ilgililerin erişebileceği başka bir usulün/yöntemin kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır. 
  • Ayrıca, Kurul tarafından, Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Kanun’un 12. maddesi kapsamında veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında idari para cezası uygulanacağı hatırlatılmıştır.

Söz konusu İlke Kararı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.