Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmıştır
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“SEDDK”) tarafından hazırlanan Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 20.10.2025 tarihli 33053 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik ile gerçekleştirilen önemli değişiklikler özetle aşağıdaki şekildedir:
- Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği’nin kapsamı yeniden belirlenmiş olup seyahat sağlık sigortası ile hastalık sigortalarının Yönetmelik kapsamı dışında tutulmuştur.
- Şirketlerin, sözleşmenin müzakeresi ve yapılması sırasında dürüstlük ve iyi niyet ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi ve sigorta sisteminin işleyişine ilişkin teknik konularda yardımcı olması zorunluluğu getirilmiştir.
- Sözleşmenin akdedilmesinde, Şirketin sigortalıya ilişkin bilgileri ilgiliyi tedavi eden kişi ve kurumlardan, Merkezden ve kamu kurum ve kuruluşlarından temin etmesi esas olarak belirlenmiştir.
- Hukuki veya teknik sebeplerle sigortalının bilgilerine erişilemediği takdirde, sözleşmenin sigorta ettirenin, sigortalının ve varsa temsilcinin beyanlarına dayanılarak yapılması kabul edilmiştir. Bu durumda, sigorta ettiren, sigortalı ve temsilcinin sorulan sorulara doğru ve eksiksiz cevap vermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
- Şirket tarafından ihtiyaç görülmesi hâlinde hekim görüşü alınması talep edilebilecektir. Hekim görüşü masraflarının, bilgiye erişilerek kurulan sözleşmelerde Şirket tarafından, beyan üzerine kurulan sözleşmelerde ise aksi kararlaştırılmadıkça sigorta ettiren veya sigortalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
- Şirketin prime dair yapmış olduğu tüm kampanya ve indirimleri sigortalıya bildirmesi ve yapılan indirim tutar ve/veya oranlarının poliçede açıkça yazılması yükümlülüğü tesis edilmiştir.
- Poliçede sunulan her bir teminat için bekleme süresinin sadece ilk sigorta döneminde uygulanabileceği, aynı plan dâhilinde yenilenen poliçelerde ise uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
- Bekleme süresi tamamlandıktan sonra yeni bir şirkete geçildiğinde, Kurumca belirlenen özel durumlar hariç bekleme süresi uygulanmayacaktır. Süre tamamlanmadan geçiş yapılması durumunda ise yeni şirketin uygulayacağı bekleme süresinden önceki şirkette geçirilen sürenin düşülmesi öngörülmüştür.
- Özel sağlık sigortası ve tamamlayıcı/destekleyici sağlık sigortası yaptırmak isteyen 60 yaşını henüz doldurmamış kişilere ömür boyu yenileme garantisi taahhüdü içeren sözleşmeler sunulması zorunluluğu getirilmiştir.
- Ömür boyu yenileme garantisi alınabilmesi için sözleşmede, poliçe yenileme dönemleri arasında en fazla bir aya kadar geçen süreler hariç olmak üzere kesintisiz olarak aynı plan ile 3 yıl sigortalı olunması ve bu süre boyunca ödenen toplam tazminatların alınan toplam primlere oranının %80’in altında olması şartlarından daha ağır değerlendirme şartları belirlenemeyeceği belirtilmiştir.
- Ömür boyu yenileme garantisi alındıktan sonraki dönemde, Şirket tarafından ortaya çıkan hastalık ve rahatsızlıklardan ötürü teminat kapsamının daraltılamayacağı, teminat limitinin düşürülemeyeceği, sigortalı katılım payının arttırılamayacağı veya hastalık ek primi uygulanamayacağı belirtilmiştir.
- Ömür boyu yenileme garantisi kazanan sigortalıların listesinin Merkez tarafından tutulması ve şirketlerin bu bilgiyi beş iş günü içinde Merkeze iletmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Geçiş işlemlerinde, yeni şirketin bu garantiyi Merkez üzerinden sorgulayabileceği düzenlenmiştir.
- Yönetmelikteki asgari şartları sağlayarak ömür boyu yenileme garantisi alan sigortalıların başka bir şirkete geçişinin kabul edilmesi hâlinde, ömür boyu yenileme garantisinin yeni şirkette devam edeceği ve teminatın daraltılamayacağı düzenlenmiştir.
- Yönetmelik kapsamında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uyulması zorunlu tutulmuştur.
- Merkez tarafından tutulan sigortalılık kayıtları ve sağlık bilgilerinin, kişinin sigortalılığının sona ermesinden itibaren 10 yıl boyunca muhafaza edileceği ve bu sürenin sonunda verilerin resen silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
- Sır saklama yükümlülüğüne tabi tüm gerçek ve tüzel kişilerin bu sırların saklı tutulmasından sorumlu olduğu ve bu yükümlülüğün sıfat ve görevlerin sona ermesinden sonra da devam edeceği belirtilmiştir.
- 01.01.2026 tarihinde yürürlükte bulunan sözleşmelerde yer alan ömür boyu yenileme garantisi/yenileme garantisi kapsamındaki taahhütlerin, mevcut tarifeler dahilindeki kurallar üzerinden sürdürülecektir.
- Henüz kazanılmamış garanti taahhüdü bulunan sözleşmelerin de mevcut tarife ve garanti kazanma şartları çerçevesinde devam edecektir.
Yönetmelik 01/01/2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmıştır
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ("Yönetmelik") 17.10.2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik’e göre;
- Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’ne geçici madde eklenmiştir.
- Eklenen geçici madde uyarınca, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 60. maddesindeki yükümlülüklere ilişkin geçici maddenin yürürlüğe girmesinden önce tamamen tükenen ve yapı ruhsatı veya işyeri açma ve çalışma ruhsatı almayan katılımcılar bakımından, 31.12.2025 tarihine kadar Bakanlık’a başvurulması gerekmektedir.
- Yapılan başvuru üzerine, Bakanlık tarafından uzatma süresi verilebilecektir. Verilebilecek azami süre 31/3/2028 tarihi olarak belirlenmiştir.
- Belirlenen süre içinde (31/12/2025’e kadar) Bakanlık'a başvuru yapılmaması halinde, süresi bitmiş olan tüm parsel tahsisleri ilgili OSB tarafından iptal edilecektir.
Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- GİB Tarafından Hazırlanan İzaha Davet Uygulaması Rehberi Yayınlanmıştır
Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) 370 inci maddesinde düzenlenen izaha davet müessesesine ilişkin hazırlanan İzaha Davet Uygulaması Rehberi (“Rehber”) güncellenerek 10.10.2025 tarihinde GİB’in resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.
Rehber özetle aşağıdaki şekildedir;
- Rehber’in, yayımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat ile 519 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği dikkate alınarak hazırlandığı bildirilmiştir. Bu kapsamda, izaha davet müessesesinin amacı, kapsamı ve uygulama süreçlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
- İzaha davet; bilgi, belge, bulgu ve verilerden hareketle yapılan analizler sonucunda vergi ziyaına neden olma ihtimali görülen konular bakımından, yetkili mercilerce yapılan ön tespit üzerine mükelleften açıklama talep edilmesi şeklinde düzenlenmiştir. Müessese ile gönüllü uyumun artırılması, uyuşmazlıkların azaltılması ve mükellefin olayların gerçek mahiyetinin tespitine katkıda bulunması amaçlanmıştır.
- Uygulama mükellef talebiyle değil, idarenin ön tespitiyle başlatılmaktadır. Ön tespit ve izaha davet işlemleri, Gelir İdaresi Başkanlığı ile Vergi Denetim Kurulu bünyesindeki Ön Tespit ve İzah Değerlendirme Komisyonları tarafından yürütülmektedir.
- Şartlar: Ön tespit tarihine kadar konu hakkında ihbar bulunmaması, vergi incelemesine başlanmamış olması ve takdir komisyonuna sevk yapılmamış olması gerekmektedir. Konuya ilişkin ihbar bulunan mükelleflere izaha davet yazısı tebliğ edilmeyecektir.
- Tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı veya sözlü izah yapılabileceği; aynı süre içinde izah yerine geçecek beyanname verilebileceği düzenlenmiştir. İzah; defter, belge ve VUK m. 3 kapsamında her türlü delille desteklenebilecektir. İzahların Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda iletilmesi mümkün olacaktır.
- Süresinde yapılan izah, Komisyon tarafından en geç 45 gün içinde karara bağlanacaktır:
- Kabul: Vergi ziyaı bulunmadığı değerlendirilirse mükellefe bildirilecek; inceleme veya takdire sevk yapılmayacaktır.
- Yetersizlik: İzah yeterli görülmezse, ön tespit tutanağındaki tutarın beyan edilerek ödenmesi gerektiği bildirilecek; mükellefin 30 gün içinde beyanname vermesi veya düzeltme yapması gerekecektir.
- Beyan Verilmemesi: İzahın vergi ziyaını doğrulaması veya yetersiz olması ve beyanname verilmemesi hâlinde inceleme veya takdire sevk işlemleri yapılacaktır.
- İzaha davet kapsamında beyanname verilerek, tahakkuk eden vergilerin 6183 sayılı Kanun m. 51 uyarınca belirlenen oran üzerinden hesaplanacak izah zammı ile birlikte aynı sürede ödenmesi şartıyla, vergi ziyaı cezası ziyaa uğratılan vergi üzerinden %20 oranında kesilecektir. Beyan sırasında, elektronik/kâğıt ortamındaki beyannameye ön tespit referans numarasının yazılması gerekmektedir.
- VUK m. 370/a kapsamında kesilen %20 oranındaki vergi ziyaı cezası için mükellefler VUK m. 376 çerçevesinde cezada indirim talep edebilecekleri gibi tarhiyat sonrası uzlaşma başvurusunda da bulunabilecektir.
- Tahakkuk eden vergiler ile izah zammının 30 gün içinde ödenmemesi hâlinde, %20 oranındaki indirimli ceza %50 üzerinden ikmal edilecek; izah zammı gecikme faizine dönüşecektir. İndirim koşulları sağlanmaksızın, inceleme/sevk öncesi kendiliğinden beyan hâlinde VUK m. 344 uyarınca %50 oranında vergi ziyaı cezası uygulanacaktır.
- VUK m. 359 kapsamındaki kaçakçılık fiillerinde izaha davet uygulanmayacaktır. Ancak sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) kullanımına ilişkin ön tespitlerde; kullanılan belge tutarının 2025 takvim yılında 700.000 TL’yi aşmaması veya aşılsa dahi ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet alımlarının %5’ini geçmemesi şartıyla SMİYB ön tespit yazısı tebliğ edilebilecek; mükelleflerin 30 gün içinde beyannamelerini düzeltmeleri ve ödemede bulunmaları gerekecektir. Bu kapsamda kesilen %20 oranındaki vergi ziyaı cezası için tarhiyat sonrası uzlaşma yolu kapalı olup VUK m. 376 kapsamında cezada indirim talep edilebilecektir.
Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından İş Mahkemeleri Kanunu’nun Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Arabuluculuk Hükmü İptal Edilmiştir
Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 3/6/2025 tarihli ve E. 2024/157, K. 2025/121 sayılı 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının iptaline ilişkin karar (“Karar”) 17.10.2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- İlgili hüküm aşağıdaki şekildedir;
“(15) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde ise iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.”
- Başvuru kararında ilgili hükmün, işçiye asıl işvereni araştırma külfeti yüklediği ve davanın usulden reddine yol açma tehlikesi oluşturarak Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma/mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz müdahale teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
AYM tarafından yapılan incelemede;
- Hükmün işe iade davalarında taraf sıfatı sorunlarının engellenmesi ve menfaatleri etkilenen asıl işveren ile alt işverenin arabuluculuk sürecine katılımlarının sağlanması amaçlarına hizmet ettiği, bu itibarla anayasal anlamda meşru amaca dayandığı kabul edilmiştir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 124 kapsamında, maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan durumlarda taraf değişikliği talebinin hâkim tarafından karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilebildiği; bu nedenle kuralın taraf sıfatı sorununu önleme amacı bakımından gerekli olmadığı, ancak asıl işveren ile alt işverenin arabuluculuk sürecine katılmalarını sağlama amacı bakımından gerekli görülebileceği değerlendirilmiştir.
- İşçinin, tarafı olmadığı asıl işveren–alt işveren ilişkisini tespit ederek arabuluculuğu her iki tarafa karşı birlikte yürütmek zorunda bırakılmasının, işçi üzerinde katlanılamayacak bir külfet oluşturduğu; kamusal yarar ile bireysel yarar arasında makul dengenin kurulamadığı, bu nedenle ölçülülük ilkesinin orantılılık alt ilkesi yönünden ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
- Bu nedenle AYM tarafından, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna oyçokluğuyla iptal edilmesine karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un Bazı Hükümlerinin İptaline Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 17.06.2025 tarihli ve E. 2024/193, K. 2025/136 sayılı 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 1. maddesinin iptaline ilişkin karar (“Karar”) 15.10.2025 tarihli ve 33048 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
İlgili hüküm aşağıdaki şekildedir;
- "Madde 1-(Değişik: 15/2/1954-6258/1 md.)
Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir."
- İtiraz başvurusu, Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından yapılmıştır. Başvuruda, 1567 sayılı Kanun’un 15.02.1954 tarihli ve 6258 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 1. maddesinin; Anayasa’nın 2., 7., 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- İtiraz konusu 1. madde ile Cumhurbaşkanına; kambiyo, nakit (nukût), esham ve tahvilat ile kıymetli madenler/kıymetli taşlar ve bunlardan mamul eşya ile ticari senetler ve ödemeyi temin eden vasıtaların ithali ve ihracının düzenlenmesi ve sınırlandırılması hususlarında karar alma yetkisi tanındığı düzenlenmiştir.
AYM tarafından;
- Kuralın, döviz ve değerli malların ticareti ve hareketi gibi ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmını doğrudan etkilediği; mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğüyle yakından ilgili olduğu tespit edilmiştir.
- Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği; buna rağmen Cumhurbaşkanına tanınan geniş düzenleme yetkisinin hangi şartlar altında ve hangi ilkeler doğrultusunda uygulanacağına dair kanunda yeterli bir çerçeve çizilmediği belirtilmiştir.
- Bu itibarla temel ilkeler belirlenmeksizin yürütmeye doğrudan düzenleme yetkisi verilmesinin, Anayasa’nın 7. maddesinde güvence altına alınan yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılarak kuralın Anayasa’nın 7. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
- 1567 sayılı Kanun’un 1. maddesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan 2. maddesi ile ek 5. maddesi, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca oybirliğiyle iptal edilmiştir.
- İptal hükmünün, doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi sebebiyle, Karar’ın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle hükmedilmiştir
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Rekabet Kurumu Tarafından Emek Piyasasına Yönelik Yürütülen Soruşturma Sonuçlandırılmıştır
Rekabet Kurulunun (“Kurul”) 11.09.2025 tarih ve 25-34/810-474 sayılı kararı (“Karar”) ile, çoğunluğu ilaç sektöründe faaliyet gösteren bazı teşebbüsler hakkında çalışan ayartmama anlaşmasına taraf olunması ve/veya rekabete hassas bilgi paylaşımı yapılması suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle yürütülen soruşturma sonuçlandırılmıştır.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- Çalışan ayartmama anlaşmalarının, emek için rekabet halinde bulunan teşebbüsler arasında, birbirlerinin çalışanlarının istihdam edilmemesine yönelik doğrudan veya dolaylı nitelikteki düzenlemeler olduğu ifade edilmiştir.
- Ayartmama anlaşmalarının farklı form ve kapsamda kurgulanabildiği; bu tür mutabakatların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Rekabet hukukunda bilgi değişiminin, rakiplerin stratejik davranışlarını ve ticari kararlarını etkileyen veya etkileme potansiyeli bulunan rekabete hassas bilgilerin tek taraflı ya da karşılıklı paylaşımı şeklinde tezahür edebildiği; çalışan ücret ve yan haklarına ilişkin geleceğe dönük bilgilerin paylaşımının da bu kapsamda ihlal oluşturduğu tespit edilmiştir.
- Yapılan inceleme sonucunda, bazı teşebbüsler yönünden çalışan ayartmama anlaşmasına konu uyumlu eylem ve/veya anlaşmaların bulunduğu; diğer bazı teşebbüsler yönünden ise çalışan ücret ve yan haklarına ilişkin geleceğe dönük rekabete duyarlı bilgi değişimi yapıldığı hükme bağlanmıştır.
- Bu kapsamda, ihlale taraf olduğu tespit edilen teşebbüsler hakkında toplam 244.801.302,91 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Avrupa Komisyonu Tarafından Lüks Moda Sektöründe Yeniden Satış Fiyatının Tespiti Uygulamalarına İlişkin İdari Para Cezası Verilmiştir
Avrupa Komisyonu (“Komisyon”) tarafından, Avrupa Ekonomik Alanı (“AEA”) genelinde lüks moda alanında tasarım, üretim ve dağıtım faaliyetlerinde bulunan üç teşebbüsün, çalıştıkları bağımsız çevrimiçi ve fizikî perakendecilerin kendi satış fiyatlarını belirleme imkânlarını kısıtladıkları tespit edilerek AB rekabet kurallarının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Karara göre;
- Söz konusu teşebbüslerin, kendi markaları altında tasarlanan ve satılan ürünlere ilişkin perakende fiyatlarını belirleme yetkisini, çalıştıkları bağımsız üçüncü taraf perakendecilerden kısıtladığı tespit edilmiştir. Bu rekabet karşıtı davranışın, tüketiciler için fiyatları artırdığı ve seçenekleri azalttığı belirtilmiştir.
- Teşebbüslerin, perakendecilerin ticari stratejilerine müdahale ederek, onlardan tavsiye edilen perakende fiyatlardan sapmamalarının, maksimum indirim oranlarının uygulanmasının veya belirli satış dönemlerine uyulmasının talep edildiği bildirilmiştir.
- Bazı vakalarda, perakendecilerin geçici olarak indirim teklif etmeleri de yasaklanmıştır. Teşebbüsler tarafından, perakendecilerin, kendi doğrudan satış kanallarında uygulanan aynı fiyatları ve satış koşullarını uygulamalarının hedeflendiği ifade edilmiştir.
- İhlallerin, bu üç moda teşebbüsü tarafından perakendecilerin fiyatlama bağımsızlığının elinden alınmasına ve perakendeciler arasındaki rekabetin azaltılmasına neden olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, teşebbüslerden birinin perakendecilerinden belirli bir ürün serisinin online satışının durdurulmasını talep ederek online satış kısıtlamaları uyguladığı da tespit edilmiştir.
- Bu uygulamaların, Avrupa Birliği'nin İşleyişine Dair Antlaşma'nın 101. maddesi ile Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması'nın 53. maddesinin tek ve sürekli bir ihlali olarak değerlendirilmesine karar verilmiştir.
- İhlallerin tüm AEA bölgesini kapsadığı belirtilmiştir.
- Para cezaları, Komisyon'un 2006 tarihli Para Cezalarına İlişkin Kılavuzları temel alınarak, ihlallerin ciddiyeti, süresi, coğrafi kapsamı ve ilgili ürünlerin satış değerleri dikkate alınarak belirlenmiştir.
- Teşebbüslerden birine sağladığı işbirliği nedeniyle %50 oranında indirim uygulanarak 119.674.000 avro idari para cezası verilmiştir. Bir diğer teşebbüse ise %15 oranındaki indirim neticesinde 19.690.000 avro tutarında idari para cezası takdir edilmiştir. Son olarak bir başka teşebbüse de yine %50 oranında bir indirim uygulanmak suretiyle 18.009.000 avro idari para cezasına hükmedilmiştir.
Komisyon tarafından konuya ilişkin yayınlanan basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English