Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- Merkezi Kayıt Kuruluşu Tarafından Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi Devreye Alınmıştır
Merkezi Kayıt Kuruluşu (“MKK”) tarafından Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları'nın MKK ile entegrasyonunun sağlanmasına ilişkin kamuoyu duyurusu 27.05.2025 tarihinde MKK’nın resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.
Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları (“KVHS”) ile entegrasyonun sağlanması amacıyla Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi’ni (“KVMKS”) devreye almıştır.
Bu çerçevede; kripto varlıkların alım-satım, ilk satış veya dağıtım, takas, transfer ve bu işlemlerle bağlantılı saklama işlemleri ile platformlara ait müşteri ve saklama bakiye bilgilerinin Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları tarafından KVMKS’ye raporlanması gerekmektedir.
Yatırımcılar, MKK’nın e-YATIRIMCI uygulaması üzerinden kripto varlıklarına ilişkin kayıtları görüntüleyebilecek ve söz konusu verileri ilgili platform kayıtlarıyla karşılaştırabilecektir. Sistem altyapısına ilişkin geliştirmeler MKK bünyesinde sürdürülmektedir.
MKK, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“SPK”) belirlemiş olduğu “Faaliyette Bulunanlar Listesi”nde yer alan platform ve saklama kuruluşlarının, SPK’ya faaliyet izni başvurusu yapabilmeleri için gerekli teknik ve sistem entegrasyon testlerini Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları ile başlatmıştır. Bu kapsamda, KVHS’lerin MKK’ya başvurularını en geç 20 Haziran 2025 tarihine kadar iletmeleri gerekmektedir.Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- KVKK Tarafından Kanunlarda Öngörülme Kişisel Veri İşleme Şartına İlişkin Bilgi Notu Güncellenerek Yayınlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından kanunda öngörülme kişisel veri işleme şartına ilişkin bilgi notu güncellenerek yayınlanmıştır.
Güncellenmiş bilgi notuna göre;
- Anayasa’nın 20. maddesiyle güvence altına alınan kişisel verilerin korunması hakkı, temel hak ve özgürlük niteliği taşıdığından yalnızca kanunla, hakkın özüne dokunulmaksızın ve ölçülülük ilkesi gözetilerek sınırlanabilecektir.
- Bu kapsamda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”), kişisel veri işleme faaliyetlerine ilişkin temel düzenlemeleri içermekle birlikte, her bir sektöre özgü ayrıntıların ikincil düzenlemeler (yönetmelik, tebliğ, genelge vb.) ile somutlaştırılması mümkün olacaktır.
- İdare tarafından tesis edilen usulüne uygun yürürlüğe konulmuş düzenleyici işlemler (Özel nitelikli kişisel verilerin Kanun kapsamında nasıl işleneceğine ilişkin Sağlık Bakanlığı tarafından bir yönetmelik çıkartılması, düzenleyici idari otoriteler tarafından verilen ilke kararı vb. tüm kamuyu ilgilendiren idari işlemler) iptal edilmediği sürece idari teşkilat içerisinde bağlayıcı niteliği haiz olup uygulanması gerekmektedir.
- Kanun’un 5. maddesinin yorumlanması açısından da kesin kıstaslar öngörülmemiş olup söz konusu hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesi veya kanunlarda açıkça öngörme hususları değerlendirilirken dar veya geniş yorum yapılması idarenin takdir yetkisi kapsamında olacaktır.
- Bilgi notunda yer verilen bazı örnek uygulamalar ise özetle şu şekildedir:
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na dayanılarak çıkarılan yönetmelik ile parmak izi ve benzeri biyometrik verilerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş; böylece doğrudan parmak izi ifadesine yer verilmese dahi ilgili düzenlemenin kanunlarda öngörülme şartını karşıladığı değerlendirilmiştir.
- 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu temel alınarak hazırlanan yönetmelik kapsamında, trafik ve konum verilerinin üçüncü taraflara aktarılmasında açık rıza alınmasına ilişkin detaylara yer verilmiş; hangi bilgilerin rıza metninde bulunması gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
- Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde, diploma üzerinde yer alması gereken kişisel veriler belirlenmiş; bu verilerin işlenmesinin dayanağını ilgili yönetmelik hükmü oluşturmuştur.
- Hasta Hakları Yönetmeliği çerçevesinde hastanın sağlık kuruluşları arasında nakli veya sağlık personeli bilgisine erişimi gibi durumlarda kişisel veri aktarımının nasıl yapılacağı düzenlenmiştir.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca hazırlanan Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik’te, tüketicinin adı, soyadı ve iletişim bilgileri gibi kişisel verilerin sözleşme içeriğinde yer almasının zorunlu olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Bu yönüyle tüketici verilerinin sözleşmesel zeminde işlenmesi, “kanunlarda öngörülme” şartı kapsamında değerlendirilmiştir.
- Sonuç olarak, bilgi notunda “kanunlarda öngörülme” şartının yalnızca açık kanun hükmü ile sınırlı olmadığı ilgili kanun tarafından yetki verilmiş idari düzenlemelerle somutlaştırılmış veri işleme faaliyetlerinin de bu kapsamda değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.
Güncellenmiş bilgi notunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- KVKK Tarafından Veri İhlali Bildirimine İlişkin Üç Yeni Kamuoyu Duyurusu Yayınlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) tarafından 03.06.2025 tarihinde üç farklı veri sorumlusunun veri ihlali bildirimi Kişisel Verileri Koruma Kurumunun (“Kurum”) resmi internet sayfasında ilan edilmiştir.
Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında, veri sorumluları tarafından Kurum’a bildirilmiştir.
03.06.2025 tarih ve 2025/997 sayılı Karar ile Kurum’un internet sitesinde yayınlanan bir üniversitenin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin 13.05.2025-14.05.2025 tarihleri aralığında gerçekleştiği,
- İhlalin veri işleyen şirketin sistemlerine yetkisiz erişim sağlanarak gerçekleştiği,
- Veri ihlali kapsamında ihlalden çalışanlar, kullanıcılar ve öğrencilerin etkilendiği,
- İhlal kapsamında etkilenen kişisel verilerin; ad, soyadı, kullanıcı adı, maskelenmiş ve yalnızca son dört hanesi görünür biçimde T.C. kimlik numarası, e-posta adresi, kurum-departman bilgileri ve kullanıcının trafik verileri olduğu
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
03.06.2025 tarih ve 2025/1006 sayılı Karar ile Kurum’un internet sitesinde yayınlanan bir eşya dağıtım şirketinin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin 17.01.2025-18.01.2025 tarihleri aralığında gerçekleştiği,
- İhlalin veri sorumlusunun da yer aldığı bir grup şirket bünyesinde görevli çalışanın hesabının yetkisiz kişi/kişilerce elde edilmesi ve bu hesap kullanılarak n müşterilere ait kişisel verilerin ele geçirilmesi sonucunda gerçekleştiği,
- Veri ihlali kapsamında ihlalden müşteriler ve potansiyel müşterilerin etkilendiği,
- İhlal kapsamında etkilenen kişisel verilerin; sim, e-posta adresi, ülke bilgisi, müşteri kimliği ve doğum tarihi olduğu
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
03.06.2025 tarih ve 2025/999 sayılı Karar ile Kurum’un internet sitesinde yayınlanan ulaşım hizmetleri alanında faaliyet gösteren şirketinin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin 25.05.2025 tarihinde gerçekleştiği,
- İhlalin veri sorumlusu sistemine yönelik siber saldırı sonucunda gerçekleştiği ve henüz verilerin dışarıya aktarılıp aktarılmadığının tespit edilemediği,
- Veri ihlali kapsamında ihlalden aboneler/üyelerin etkilendiği,
- İhlal kapsamında etkilenen kişisel verilerin; ad, soyadı, T.C. kimlik numarası, doğum tarihi, cinsiyet, telefon numarası, e-posta adresi, açık adres, meslek bilgisi (öğretmen/ polis/öğrenci vb.), plaka no, fotoğraf ve sağlık bilgileri (engellilik bilgisi, engellilik oranı) olduğu
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından Kanun Yoluna Başvuruya Esas Parasal Sınırın Hüküm Tarihine Göre Belirlenmesini Öngören Düzenlemenin İptaline Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 7445 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen geçici 20. maddede yer alan bazı hükümlerin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine ilişkin 27.03.2025 tarihli ve 2024/205 E., 2025/88 K. sayılı Karar (“Karar”), 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- Başvuru kararında; muhafaza işleminin dayanağı olan haczin sona ermesine rağmen malların icra dairesi tarafından re’sen tasfiye edilmesini ve bu sürece ilişkin bilgilerin yalnızca UYAP üzerinden ilan edilmesini öngören düzenlemelerin, borçlu ve diğer hak sahiplerinin sürece katılımını engellediği belirtilmiştir. Ayrıca, mülkiyetin haciz ve rehinlerden arındırılarak devredilmesine imkân tanınmasının, ilgililerin mal üzerindeki haklarının haberleri olmaksızın sona ermesine yol açabileceği ifade edilerek söz konusu kuralların Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- Yapılan incelemede, geçici 20. maddede öngörülen re’sen tasfiye usulünün menfaati etkilenecek kişilerin bilgiye erişimini ve sürece katılımını sağlayacak yeterli bir mekanizma içermediği, malların malik olan borçlunun ve rehin hakkı sahiplerinin bilgisi dışında tasfiye edilerek mülkiyetin devredilmesine ve haklarının ortadan kalkmasına yol açabileceği, bu nedenle söz konusu kuralların mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda geçici 20. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
- İptal edilen bu hükümler doğrultusunda, madde sistematiğinde bu kurallara bağlı olarak düzenlenmiş olan sekizinci ve dokuzuncu fıkralar ile on birinci fıkranın birinci cümlesi ve aynı fıkrada yer alan “Kabul kararıyla, malın mülkiyeti ilgiliye geçer;” ibaresi ve on ikinci fıkranın birinci cümlesinin de uygulanma imkânı kalmadığı gerekçesiyle, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu hükümler hakkında da iptal kararı verilmiştir.
- Başvuru kararında ileri sürülen yürürlüğün durdurulması taleplerinin ise gerekli koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından Haczi Kalkmış Malların Tasfiyesine İlişkin Usulün Anayasa’ya Aykırı Bulunarak İptaline Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 7445 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen geçici 20. maddede yer alan bazı hükümlerin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine ilişkin 27.03.2025 tarihli ve 2024/205 E., 2025/88 K. sayılı Karar (“Karar”), 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- Başvuru kararında; muhafaza işleminin dayanağı olan haczin sona ermesine rağmen malların icra dairesi tarafından re’sen tasfiye edilmesini ve bu sürece ilişkin bilgilerin yalnızca UYAP üzerinden ilan edilmesini öngören düzenlemelerin, borçlu ve diğer hak sahiplerinin sürece katılımını engellediği belirtilmiştir. Ayrıca, mülkiyetin haciz ve rehinlerden arındırılarak devredilmesine imkân tanınmasının, ilgililerin mal üzerindeki haklarının haberleri olmaksızın sona ermesine yol açabileceği ifade edilerek söz konusu kuralların Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- Yapılan incelemede, geçici 20. maddede öngörülen re’sen tasfiye usulünün menfaati etkilenecek kişilerin bilgiye erişimini ve sürece katılımını sağlayacak yeterli bir mekanizma içermediği, malların malik olan borçlunun ve rehin hakkı sahiplerinin bilgisi dışında tasfiye edilerek mülkiyetin devredilmesine ve haklarının ortadan kalkmasına yol açabileceği, bu nedenle söz konusu kuralların mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda geçici 20. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
- İptal edilen bu hükümler doğrultusunda, madde sistematiğinde bu kurallara bağlı olarak düzenlenmiş olan sekizinci ve dokuzuncu fıkralar ile on birinci fıkranın birinci cümlesi ve aynı fıkrada yer alan “Kabul kararıyla, malın mülkiyeti ilgiliye geçer;” ibaresi ve on ikinci fıkranın birinci cümlesinin de uygulanma imkânı kalmadığı gerekçesiyle, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu hükümler hakkında da iptal kararı verilmiştir.
- Başvuru kararında ileri sürülen yürürlüğün durdurulması taleplerinin ise gerekli koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Bazı Kanunlarda ve 660 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlanmıştır
7549 sayılı Bazı Kanunlarda ve 660 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) 4.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanun ile özetle aşağıdaki hususlarda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir;
- 22/6/1965 tarihli ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da değişiklikler yapılmıştır. Bu kapsamda;
- Dinî yayınların incelenmesi ve müdahale yetkisi genişletilmiştir.
- Mushaf yayınları üzerinde denetim artırılmıştır.
- Görev ve yetki tanımları güncellenmiştir.
- Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Düzenlemeler
1. Kurum Muafiyetleri Genişletilmiştir
Yeni düzenleme ile Kurum, ithalat vergileri, belediye harçları, yargı harçları, bina vergileri gibi çok sayıda mali yükümlülükten muaf tutulmuştur.
2. Fikrî ve Sınai Haklar Kuruma Ait Olacaktır
Kurumun yürüttüğü projeler sonucunda ortaya çıkan tüm fikrî ve sınai mülkiyet hakları Kuruma ait olacaktır. Ekonomik değerlendirme sonucunda gelirinin yüzde 50’sine kadarı fikri ve sınai ürünü geliştiren kişilere ödenebilecektir.
3. Kurum Malvarlığı Devlet Malı Sayılacaktır
Kurumun tüm mal ve varlıkları Devlet malı sayılarak haciz ve rehin işlemlerinden korunmuştur.
4. Yurtdışı Eğitim Gören Personelin Atama Esasları Belirlenmiştir
1416 sayılı Kanun kapsamında yurtdışına gönderilen ve mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlayarak dönenlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında uzman yardımcısı veya uzman kadrolarına atanmalarına imkân tanınmıştır.
- 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan düzenleme ile Rekabet Kurulunun, Rekabet Kurumunun karar organı olduğu ve biri Başkan biri İkinci Başkan olmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından atanan toplam yedi üyeden oluştuğu belirtilmiştir.
- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da gerçekleştirilen düzenleme ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanan yedi üyeden oluşacaktır.
Kanun Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Kanun'un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (10. Yargı Paketi)
7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Kanun ile aşağıdaki hususlarda yeni düzenlemeler getirilmiştir:
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
- İstinaf ve temyiz yoluna başvuru ve incelemede, davanın açıldığı veya şikayet başvurusunun yapıldığı parasal sınırlar esas alınacaktır.
- “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacağı, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacağına.” ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
- Kanun’un 17. maddesi uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davalar ile Kanun’un 45. ve 46. maddeleri uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınacaktır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
- Suça teşebbüs halinde faile ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları yerine verilecek süreli hapis cezasının alt ve üst sınırı artırılmıştır. Bu çerçevede;
- Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on dört yıldan yirmi bir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
- Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliklerle birlikte, bazı suç tiplerine ilişkin hapis cezası sürelerinde artırıma gidilmiş, bazı ceza sınırları yeniden düzenlenmiştir.
- Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişiye yönelik hapis cezasının alt sınırı 1 yıldan 1 yıl 6 aya çıkarılmıştır.
- Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine hükmolunacak 4 aydan 1 yıla kadar olan hapis cezası ise 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar şeklinde değiştirilmiştir. Suçun kadına karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın alt sınırı 6 aydan 9 aya yükseltilmiştir.
- Kasten yaralama fiili, mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olmuşsa verilecek hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan 4 yıla; kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması sonucu kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre uygulanacak hapis cezasının alt sınırı ise 5 yıldan 6 yıla çıkarılmıştır.
- Kasten yaralama fiili, mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, yüzünün sürekli değişikliğine ve gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine neden olması halinde verilecek hapis cezasının alt sınırı 5 yıldan 6 yıla yükseltilmiştir.
- Kasten yaralama fiilin vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması sonucu kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre verilecek hapis cezasının alt sınırı ise 8 yıldan 9 yıla yükseltilmiştir.
- Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse verilecek hapis cezasının alt ve üst sınırı 8 yıldan 12 yıla kadar yerine 10 yıldan 14 yıla kadar şeklinde değiştirilmiştir.
- Vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olan kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi halinde ise verilecek hapis cezasının alt sınırı 12 yıldan 14 yıla çıkarılmıştır.
- Mal varlığı itibarıyla büyük zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit suçu bakımından mağdurun şikayeti üzerine verilecek hapis cezasının alt sınırı 2 ay olarak belirlenmiştir.
- Tehdit suçunun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle; birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde hükmolunacak hapis cezasının üst sınırı 5 yıldan 7 yıla çıkarılmıştır.
- Kara, deniz, hava veya demir yolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edenlere verilecek hapis cezasının alt sınırı 3 aydan 4 aya çıkarılmıştır.
- Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullananlara uygulanacak hapis cezasının alt sınırı 3 aydan 6 aya yükseltilmiştir.
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da Yapılan Değişiklikler
- Denetimli serbestlik tedbiriyle infaz usulünden yararlanılabilmesi, hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birinin ve beş günden az olmamak kaydıyla ceza infaz kurumunda fiilen geçirilmiş olması şartına bağlanmıştır.
- Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olmayacaktır. Ancak ikinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmayacaktır.
- İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 39 yılının, müebbet hapis cezasının 33 yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla 32 yılının, süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılacaktır.
- Hafta sonu veya geceleyin infaz usulünün kapsamı aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
- Kasten işlenen suçlarda 1 yıl 6 aydan, 3 yıla çıkarılmıştır.
- Taksirle öldürme suçu hariç taksirle işlenen suçlarda 3 yıldan 5 yıla çıkarılmıştı.
- Hafta sonu infaz usulünün hafta içi olabilecek şekilde uygulanabilmesi kabul edilmiştir.
- Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;
- Kadın, çocuk ve 65 yaşını bitirmiş kişilerin toplam 3 yıl,
- 70 yaşını bitirmiş kişilerin toplam 4 yıl,
- 75 yaşını bitirmiş kişilerin toplam 5 yıl,
- 80 yaşını bitirmiş kişilerin ise toplam 6 yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutta infazına infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere:
- Ceza infaz kurumunda tek başına yaşamını sürdüremeyecek derecede ağır hastalığı veya engelliliği bulunan hükümlülerden, toplum güvenliği bakımından ciddi tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezası konutta infaz edilebilecektir.
- Bu durumda olanlar hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığınca her yıl değerlendirme yapılacak; iyileşme tespiti halinde infaz hâkimi kararı kaldırabilecektir.
- Toplam cezası 10 yılı aşan hükümlüler elektronik cihazla takip edilecektir.
- Doğum tarihinden itibaren 6 ay geçmiş ve toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan kadınların cezalarının, konutta infaz edilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.
- Denetimli serbestlik yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, özel infaz usullerinden yararlanamayacaktır.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da Yapılan Değişiklikler
- İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbi olacaktır.
- Ancak hâlin bütün şartlarına göre işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye yerine bu hukuk uygulanabilecektir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, senetle ispat zorunluluğu ve senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin hükümlerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, temyiz edilemeyen kararlar ile temyiz incelemesi ve duruşmasına yönelik hükümlerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınacaktır.
- Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 5.06.2025 tarihli ve 32921 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik ile 27/5/2023 tarihli ve 32203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelik’te özetle aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır;
- Araştırmacılara ait bilgilerin etik kurul ve Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumuna bildirilmesi, yardımcı klinik araştırma personeline ait bilgilerin ise etik kurula iletilmesi ve gerektiğinde Kurumun talebi üzerine Kuruma da sunulması hükme bağlanmıştır.
- Klinik araştırmaların, araştırma gönüllülerinin güvenliğini sağlayacak ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesine uygun niteliklere sahip, Kurumca belirlenen standartlara sahip sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, 36. maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Bakanlık veya üniversitelere bağlı olan" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
- Klinik araştırmalardaki sorumluluğun kapsamı yeniden düzenlenmiştir. “Araştırma ekibine” ifadesi metinden çıkarılmıştır.
- 61. maddenin on yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle, iyi klinik uygulamaları kurallarına göre düzenlenmiş en az bir uluslararası veya en az üç ulusal klinik araştırmada yer almış, tıbbın dahili ve cerrahi bilimlerinden uzmanlığını almış ya da doktorasını yapmış kişilere ilişkin düzenlemeye ek olarak; tıbbın temel bilimlerinden uzmanlığını almış veya doktorasını yapmış bir kişinin de etik kurulda yer alabileceği hüküm altına alınmıştır.
Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbî İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmıştır
Sağlık Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbî İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 05.06.2025 tarihli ve 32921 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik’e göre;
- Yönetmelik; Mesleki Sorumluluk Kurulu, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile Devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının, soruşturma işlemleri ile idarece ödenen tazminatın rücu işlemlerini kapsamaktadır.
- Ön inceleme sırasında fiilin faili veya konusu bakımından tefrik edilmesi gerektiği anlaşılır ise Kanun kapsamında olan kısım tefrik edilerek buna ilişkin ön inceleme yetkili mercilerce ayrıca yürütülerek sonuçlandırılacaktır.
- Mesleki Sorumluluk Kurulu, soruşturma izni konusundaki kararını suçun öğrenme tarihinden itibaren ön inceleme dâhil en geç altmış gün içinde verecektir. Öğrenme tarihi; ihbar, şikâyet veya soruşturma izin talebi ile ilgili olarak yetkili merci tarafından ön inceleme onayının verildiği tarihi ifade etmektedir.
- Kesinleşen mahkeme kararları doğrultusunda tazminatın idare tarafından ödenmesinin ardından, kamu kurum ve kuruluşlarında ya da Devlet üniversitelerinde görev yapan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan sağlık meslek mensuplarının yerine geçilmektedir.
- Bu kapsamda; sağlık meslek mensubunun kusur oranına göre, sigorta teminat limitleri dâhilinde ve tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası kapsamında, ödenen tazminat, avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama giderleriyle birlikte ilgili sigorta şirketinden rücuen talep edilmektedir.
Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Rekabet Kurumu Tarafından Tohum Sektöründe Faaliyet Gösteren Bazı Teşebbüsler Hakkında Soruşturma Açılmıştır
Rekabet Kurulu (“Kurul”) tarafından tarla bitkileri tohumları pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerce bölge/müşteri paylaşımı ve rekabete hassas bilgi değişimi yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik olarak yürütülen ön araştırma karara bağlanmıştır.
Kurul tarafından 22.05.2025 tarihli toplantısında ön araştırma sürecinde elde edilen bilgi, belge ve bulguları değerlendirilerek söz konusu iddiaları ciddi ve yeterli bulunmuştur. Bu çerçevede ilgili teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla 25-20/478-M sayı ile soruşturma açılmasına karar vermiştir.
Duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Tarife ve Talimatında Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ve Talimat Yayımlanmıştır
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“Kurum”) tarafından hazırlanan, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Tarife ve Talimatında Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ve Talimat (“Tarife ve Talimat”) 05.06.2025 tarihli ve 32921 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Tarife ve Talimat’a göre;
- Teminat tutarları, taşımanın yapıldığı motorlu kara taşıtındaki görevli sürücü ve yardımcıları ile yolcu koltuk başına, sağlık giderleri için 252.000 TL, sakatlanma ve ölüm halleri için 252.000 TL olarak belirlenmiştir.
- Sigorta şirketleri tarafından düzenlenen poliçelerin ön yüzünde “Sözleşme süresi içinde Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından teminat tutarları artırıldığı takdirde, bu poliçede yazılı teminat tutarları, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve ek prim alınmaksızın yeni teminat tutarları üzerinden geçerli olur.” ibaresine yer verilmesi zorunlu kılınmıştır.
Tarife ve Talimat 01.07.2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Tarife ve Talimat’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English