Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- İhracat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan İhracat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 6.05.2025 tarihli ve 32892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik ile 6.06.2006 tarihli ve 26190 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhracat Yönetmeliği’nde aşağıdaki hususlarda değişiklik gerçekleştirilmiştir:
- Yönetmelikte geçen “Dış Ticaret Müsteşarlığı” ve “Müsteşarlık” ibareleri, güncel yapıya uygun olarak “Ticaret Bakanlığı” ve “Bakanlık” şeklinde değiştirilmiştir.
- Bağlı muamele, takas, offset, ticari kiralama, transit ticaret, e-ihracat, bedelsiz ihracat, konsinye ihracat, kesin satış, başlamış işlem, ihracat, ihracatçı, ihracat müsaadesi, kayıtlı ihracat ve Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi gibi kavramlar açık ve güncel mevzuata uygun şekilde tanımlanmıştır.
- Konsinye ihracat süreçleri aşağıdaki şekilde detaylandırılmıştır;
- Konsinye ihracat başvuruları, doğrudan ilgili İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğine yapılacak ve İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğince sonuçlandırılacaktır.
- Onaylı gümrük beyannameleri 30 gün içinde gümrük idaresine sunulacaktır.
- Malın kesin satışı, ihraç tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılmalıdır. Bu süre zorunlu durumlarda 2 yıl daha uzatılabilecektir.
- Kesin satış yapıldığında, 120 gün içinde İhracatçı Birliklerine ve aracı bankaya bildirim zorunlu hale getirilmiştir.
- İhracatçı Birlikleri, kesin satış bilgilerini 5 gün içinde bankaya ve konsinye ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin tescil edildiği gümrük idaresine iletmelidir.
- Basitleştirilmiş gümrük beyannamesi ile yapılan konsinye ihracat işlemlerinde, kesin satış süresi 1 yıl olarak belirlenmiş olup bu süre uzatılamaz.
- İhracat işlemlerinde Bakanlık onay süreçlerine ve mevzuat uyumuna açıklık getirilmiştir.
Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Karar Vermiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından verilen 2020/28016 başvuru numaralı "Aliye Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (7)" hakkında 23.01.2025 tarihli karar (“Karar”), 5 Mayıs 2025 tarihli ve 32891 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Somut olayda;
- Başvuruculara ait olan taşınmazın bir kısmının petrol üretim faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
- İdare, uzlaşmanın sağlanamaması üzerine 15/3/2011 tarihinde başvurucular aleyhine kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası açmıştır.
- İlk derece mahkemesi davanın kabulüne, kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydının iptaline ve İdare adına tesciline karar vermiştir. Kararda ek bilirkişi raporunun hükme esas alındığını açıklamış ancak dava konusu taşınmazın il merkezine ve kara yoluna olan yakınlığı, ürün paylarındaki kolaylık, toprağın verimliliği ve taşınmazın makineli tarıma uygun olması nedeniyle objektif değer artış oranının resen %26 olarak belirlendiğini ifade edilmiştir.
Karar'da özetle şu hususlara yer verilmiştir;
- 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı aşağıdaki şekildedir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü.
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d) Varsa vergi beyanını,
e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini.
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.”
- AYM tarafından Anayasa'nın 13-35 ve 46. maddelerine atıf yapılarak mülkiyet hakkının korunmasında, taşınmazın gerçek karşılığının tespitinin anayasal güvence altında olduğu vurgulanmıştır.
- Taşınmazın özelliklerine bağlı olarak gerçek değeri belirlemede objektif değer artışı gibi unsurların dikkate alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu unsurların tahdidî olarak sayılması mümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve iş kapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlı bölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilecektir.
- Objektif değer artış oranının %38 olarak belirlendiği bilirkişi raporunun somut ve bilimsel tespitler içerdiğine işaret edilmiştir. Buna karşın ilk derece mahkemesince bu oranın %26’ya düşürülmesinin gerekçelendirilmemesini, yargılama sürecinin adil yürütülmediğine ve mülkiyet hakkının korunmasında gerekli usuli güvencelerin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Anayasa Mahkemesi, aynı zamanda bilirkişi raporlarının bağlayıcı olmadığını, hâkimin takdir yetkisi bulunduğunu ifade etmekle birlikte, bilirkişi raporlarının reddedilmesi durumunda bu red gerekçesinin açıkça ortaya konulmasının zorunlu olduğunun altını çizmiştir.
- Objektif değer artışı oranı gibi taşınmazın değerini doğrudan etkileyen unsurların, keyfî biçimde değiştirilmesi ve bu değişikliğin gerekçelendirilmemesi ölçüsüz müdahale kapsamında değerlendirilmiştir.
- Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.
Karar’ın tem metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Müşterek Çocuğun Yurt Dışında Bulunan Mutat Meskenine İade Edilmesi Davasının Uzun Sürmesi Nedeniyle Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin AYM Kararı Resmi Gazetede Yayımlanmıştır
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından, müşterek çocuğun yurt dışında bulunan mutat meskenine iade edilmesi davasının uzun sürmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin 15.01.2025 tarihli ve 2022/95767 B. sayılı Karar (“Karar”) 06.05.2025 tarihli ve 32892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar’da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- Başvurucu tarafından müşterek çocuğun 5717 sayılı Kanun’a aykırı olarak baba tarafından Türkiye’ye kaçırıldığı ve çocuğun İtalya’ya iadesine ilişkin kararın, taraf olunan uluslararası sözleşmeler uyarınca en geç altı hafta içinde verilmesi gerekirken bireysel başvuru tarihine kadar üç yılı aşkın süredir sonuçlandırılamadığı belirtilmiştir.
- AYM tarafından 20/4/2020 tarihinde başlayan yargılamanın, istinaf aşamasındaki kararlarla birlikte –taraflara yüklenilebilecek somut bir gecikme sebebi bulunmaksızın– 3 yıl 9 ay 10 günde tamamlandığı, temyiz süreciyle birlikte toplamda 4 yıl sürdüğü tespit edilmiştir.
- Somut olayın koşullarında uluslararası çocuğun kaçırılması ve alıkonulması ile iadesi davasına ilişkin sürecin aile hayatına saygı hakkının özünü zedelemeyecek şekilde, uygun bir zaman dilimi aralığında tamamlanmamıştır.
- Aile hayatına saygı hakkının özünü zedeleyen hukuki belirsizlikler hızlı ve etkili bir yargısal süreç yürütülerek giderilmediğinden usul güvenceleri yönünden aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından Sınai Mülkiyet Kanunu’nda Tazminat Hesabına Esas Alınan 'Elde Ettiği Net Kazanç' İfadesi Anayasa’ya Uygun Bulunmuştur
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (“SMK”) 151. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan "...elde ettiği net kazanç." ibaresinin Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine ilişkin 11.02.2025 tarihli ve 2024/176 E., 2025/42 K. sayılı Karar (“Karar”), 06.05.2025 tarihli ve 32892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar özetle şu şekildedir:
- Başvuru dilekçesinde; itiraz konusu kuralla sınai mülkiyet hakkına tecavüzde hakka tecavüz edenin elde ettiği net kazancın yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında esas alınabilmesine imkân tanındığı, bu durumun kişinin dürüstlük kurallarına uygun ticari faaliyetleri sonucunda elde ettiği kazancının da tazminata dâhil edilmesi sonucunu doğurduğu, eylemin farklı kişilere karşı gerçekleştirilmesi hâlinde elde edilen kazancın hangi hak sahibine ödeneceğinin belirsiz olduğu, tazminatın zarar görenin sebepsiz zenginleşmesine neden olmaması gerektiği, bu durumun mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- AYM tarafından mülkiyet hakkının Anayasa’nın 35. maddesiyle temel bir hak olarak güvence altına alındığını ve bu hakkın korunmasının yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasıyla sınırlı olmadığını ifade edilmiştir. Bu kapsamda devletin; alacakların tahsilini düzenleyen, bireylerin haklarına etkili şekilde ulaşmasını sağlayan adil ve işleyen bir sistem kurma sorumluluğu bulunduğu belirtilmiştir.
- AYM tarafından sınai mülkiyetin Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkı olarak korunduğu belirtilmiş; bu bağlamda, sınai mülkiyet hakkını etkili şekilde koruyacak önlemlerin alınmasının, devlete yüklenen üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı mülkiyet hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğün bir gereği olduğu ifade edilmiştir.
- AYM tarafından sınai mülkiyet hakkının korunmasına yönelik olarak kanun koyucunun üçüncü kişilerce gerçekleştirilen ihlalleri önlemek amacıyla caydırıcı tedbirler alma yükümlülüğü bulunduğu ifade edilmiştir. Alınacak tedbirlerin yalnızca fiilî zararın karşılanmasıyla sınırlı olmasının şart olmadığı, hak ihlalinde bulunan kişiye fiilî zararın yanında ek mali yükümlülükler getirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Ancak bu yükümlülüklerin orantılı olması ve aşırı bir külfet doğurmaması gerektiği vurgulanmıştır.
- 6769 sayılı Kanun'un 151. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki düzenleme uyarınca mahkemeler tarafından, hakka tecavüz edenin elde ettiği net kazancı tespit edildikten sonra bu ölçütler ile tazminat hukukunun genel ilkelerini dikkate alarak yoksun kalınan kazancın belirleneceği ifade edilmiştir.
- Bu doğrultuda hak sahibine yoksun kaldığı kazancın belirlenmesinde ihlalde bulunanın net kazancını esas alma imkânı tanıyan kuralın, taraflar arasındaki menfaat dengesini gözettiği; fiilin ağırlığı da dikkate alındığında, bunun hak ihlalinde bulunan kişi açısından aşırı bir külfet doğurmadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda söz konusu düzenlemenin mülkiyet hakkına aykırılık teşkil etmediği sonucuna varılmıştır.
AYM tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “...elde ettiği net kazanç.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- MASAK 2024 Yılı Faaliyet Raporu Yayınlanmıştır
T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (“MASAK”) tarafından hazırlanan “2024 Yılı Faaliyet Raporu” (“Rapor”) MASAK resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.
MASAK suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanıyla ekonomik güvenliği esas alan etkin bir mücadele yürütme amacıyla hareket eden bir kurul olarak faaliyet göstermektedir.
MASAK tarafından yayınlanan Rapor, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele alanında yürütülen çalışmaları, yapılan denetimleri ve elde edilen istatistiksel verileri kapsamlı biçimde ortaya koymaktadır.
Rapor’da özetle aşağıdaki hususlarda açıklamalara yer verilmiştir;
- MASAK’ın 2024 yılı faaliyetleri, Türkiye'nin ulusal ve uluslararası mali sistem güvenliğini korumaya dönük stratejik yaklaşımını ortaya koymaktadır.
- 2024 yılında MASAK’a toplam 615.635 bildirim ulaşmıştır. Bu bildirimlerin 588.595’u şüpheli işlem bildirimidir.
- MASAK tarafından 2024 yılı boyunca toplam 6.161 analiz dosyası sonuçlandırılmıştır. Bulgular doğrultusunda ilgili mercilere 4.621 analiz raporu iletilmiştir.
- Sonuçlandırılan analiz dosya sayısı, 2023 yılına kıyasla %17, raporlama sayısı ise %20 oranında artış göstermiştir.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128'inci maddesi kapsamında aşağıdaki bakiyelere;
- 27.713.813 TL
- 6.295 USD
- 17.000 EUR
el koyma kararı verilmiştir.
- 6415 sayılı Kanunu uyarınca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarında listelenen kişi, kuruluş veya organizasyonlara ait malvarlıklarının dondurulması kararı, Cumhurbaşkanı tarafından alınmakta ve gecikmeksizin uygulanmaktadır. Bu kararlar Cumhurbaşkanı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanmalıdır.
- MASAK tarafından gerçekleştirilen incelemelerde aklama suçuna ilişkin somut bulguların tespiti durumunda, yargı mercilerine suç duyurusunda bulunulmaktadır. Bu kapsamda 2024 yılında 148 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
- MASAK tarafından 5549 sayılı Kanunun 11’inci maddesinde düzenlenen yükümlülük denetimi kapsamında “yükümlülüklere uyum denetimi” ve “yükümlülük ihlal incelemesi” yapılmaktadır. İşbu yükümlülüklerin ihlali halinde;
- İdari para cezası,
- Adli mercilere suç duyurusunda bulunma
gündeme gelecektir.
- 2024 yılında MASAK düzenlemelerinde yapılan değişikliklerde öne çıkan hususlar özetle aşağıdaki şekildedir;
- Serbest avukatlar ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar yükümlü kapsamına alınmış, yasal bahis firmalarına müşterinin tanınması kuralı çerçevesinde kimlik tespiti yapılması yükümlülüğü getirilmiştir.
- Kripto varlık hizmet sağlayıcılar, MASAK mevzuatında ciddi yaptırımlar öngörülen finansal kuruluşlar kategorisine alınmıştır.
- İdari para cezalarına ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda görülmekte iken yapılan değişiklikle idari yargı yolu açılmıştır.
- MASAK; Financial Action Task Force, Egmont Grubu ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarla aktif iş birliğini sürdürmüştür.
Söz konusu Rapor’a buradan ulaşabilirsiniz.
- KVKK Tarafından Veri İhlali Bildirimine İlişkin 6 Mart 2025 Tarihli Kamuoyu Duyurusu Yayınlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun (“Kurum”) internet sayfasında yayınlanan kamuoyu duyurusuyla seyahat ve turizm alanında faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlali bildirimi paylaşılmıştır.
Söz konusu ihlal, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında, veri sorumlusu tarafından Kurum’a bildirilmiştir.
Veri ihlali bildiriminde özetle;
- Veri sorumlusuna ait web uygulamasındaki güvenlik zaafiyeti nedeniyle gönderilen e-postalara yetkisiz erişim sağlandığı,
- İhlalin 29.04.2025 tarihinde başladığı ve aynı tarihte tespit edildiği,
- İhlalden etkilenen kişisel verilerin; müşterilerin ad ve soyad bilgisi olduğu,
- İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının tam olarak tespit edilemediği
bilgilerine yer verilmiştir.
Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 6.05.2025 tarih ve 2025/866 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlal bildiriminin Kurumun internet sitesinde ilan edilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Rekabet Kurumu Tarafından Süt ve Süt Ürünleri Pazarında Faaliyet Gösteren Bazı Teşebbüsler Hakkında Soruşturma Açılmıştır
Rekabet Kurulu (“Kurul”) tarafından süt ve süt ürünleri pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerce 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesine aykırı olarak fiyat tespiti, pazar paylaşımı ve rekabete hassas bilgi değişimi gibi rekabeti sınırlayıcı eylemlerde bulundukları iddialarına yönelik ön araştırma tamamlanmıştır.
Kurul tarafından söz konusu iddiaların ayrıntılı olarak incelenmesi amacıyla;
- Çiğ süt alımı pazarında 39 teşebbüs ve 1 sektör derneği,
- Süt yemi satışı pazarında 3 teşebbüs,
- Paketlenmiş süt ve süt ürünleri üretimi ve satışı pazarında 13 teşebbüs hakkında 25-14/316-M(1) sayı ile soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
Söz konusu duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmıştır
Tarım ve Orman Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) 08.05.2025 tarihli ve 32894 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik’e göre;
- Gıda satış yerleri ve toplu tüketim yerlerinde gıda işletmecileri tarafından karekodunun tüketicinin göreceği yerde bulundurulması zorunlu kılınmıştır.
- Bakanlık tarafından uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlenerek resmi internet sitesinde duyurulacaktır. Gıda işletmecilerince işbu duyurudan itibaren altmış (60) gün içerisinde uygulamanın gerekliliklerini yerine getirilecektir.
Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 8.05.2025 tarihli ve 32894 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik ile 26.02.2016 tarihli ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik’te aşağıdaki hususlarda değişiklik gerçekleştirilmiştir:
- Alışveriş merkezi yönetimi tanımı güncellenerek, malikten yetki alan merkezi yönetim birimi vurgulanmıştır.
- Ortak kullanım alanı tanımı genişletilerek sosyal ve kültürel etkinlik alanları, ibadet yerleri, bebek bakım odaları, çocuk oyun alanları ve benzeri doğrudan kullanılabilir alanları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
- Alışveriş merkezi niteliğini taşımayan yapı ve işletmelerin “alışveriş merkezi” ibaresini kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
- Ortak kullanım alanı içermeyen projelere yapı ruhsatı düzenlenmeyeceği belirtilmiştir.
- Belirli koşulları taşıyan alışveriş merkezleri için (satış alanı 10.000 m² altında olanlar veya faal olmayan iş yeri oranı yüksek olanlar doğrudan, n bin ila yirmi bin metrekare satış alanına sahip alışveriş merkezleri için alışveriş merkezinin faaliyeti esnasında iş yerlerinin yarısından fazlasının faal olmadığının veya ulusal ya da uluslararası düzeyde faaliyet gösteren perakende işletmeler tarafından işletilmediğinin tespiti halinde) yükümlülüklerin Bakanlıkça askıya alınabileceği düzenlenmiştir.
- Alışveriş merkezinde oluşturulacak ortak kullanım alanlarının ücretsiz olması zorunlu tutulmuş; yalnızca otoparklar için süreli kullanıma bağlı ücretlendirme yapılabileceği belirtilmiştir.
- Ortak gelir ve gider raporlarına ilişkin detaylı bildirim yükümlülükleri getirilmiş; raporun perakende işletmelere ve Bakanlığa belirli sürelerde iletilmesi zorunlu kılınmıştır. Ayrıca, rapora esas belge ve sözleşmelerin perakende işletmelere verilmesi düzenlenmiştir.
- Ortak gider katılım payı alınan alışveriş merkezlerinin finansal işlemlerinin, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşları aracılığıyla denetlenmesi ve raporlanması hükme bağlanmıştır.
Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Bankacılık Hesaplarından Kaynaklanan Faiz Oranı Riskinin Standart Yaklaşımla Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmıştır
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“BDDK”) tarafından hazırlanan Bankacılık Hesaplarından Kaynaklanan Faiz Oranı Riskinin Standart Yaklaşımla Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) 12.05.2025 tarihli ve 32898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik’e göre;
- Bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz oranı riski standart rasyosu, ekonomik değer değişimi risk tutarının ana sermayeye bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır.
- Konsolide ve konsolide olmayan bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz oranı riski standart rasyosu %15'i aşamayacaktır.
- Bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz oranı riski standart rasyosunun hesaplanmasında, bankacılık hesaplarında yer alan pozisyonlardan katılma hesabı kaynaklı olanlar Kurulca belirlenecek oranda dikkate alınacaktır.
- Ekonomik değer değişimi hesaplamasında, “faize duyarlı çekirdek sermayeden indirilen varlıklar, maddi duran varlıklar, maddi olmayan duyarlı varlıklar, hisse senedi yatırılmaları duşunda kalan bankacaılık hesaplarında izlenen tüm aktif kalemler, çekirdek sermaye dışında kalan tüm pasif kalemler, bilanço dışı kalemler” pozisyonlarından kaynaklanan gelecekteki tüm nakit akışları dikkate alınacaktır.
- Yönetmelik’in konsolide esasa göre uygulanması 01/04/2026 tarihinde başlayacaktır.
Yönetmelik 01.10.2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarının Rezerv Kanıt Denetim Süreçlerine İlişkin Uygulanacak Esaslar Belirlenmiştir
Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”, “Kurul”), i-SPK.35/B.2 (08.05.2025 tarih 30/846 s.k.) sayılı İlke Kararı (“Karar”) 08.05.2025 tarihli ve 2025/29 sayılı Sermaye Piyasası Kurulu Bülteni’nde yayınlanmıştır.
Karar özetle şu şekildedir:
- Karar kapsamında, Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-35/B.1) uyarınca gerçekleştirilecek periyodik rezerv kanıt denetimlerinde ve faaliyet izni başvurularından önce yapılması gereken denetimlerde uygulanacak usul ve esaslar belirlenmiştir.
- Denetim dönemi, III-35/B.1 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Şartlarına İlişkin Tebliğ’in (III35/B.1 sayılı Tebliğ) 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan üçüncü, altıncı, dokuzuncu ve on ikinci ayları arasındaki her bir üçer aylık periyodu ifade etmektedir.
- Kripto varlık hizmet sağlayıcılar (“KVHS”) ile bilgi sistemleri bağımsız denetim kuruluşları arasında, denetime tabi her üç aylık dönemin en geç ilk ayı içerisinde rezerv kanıt denetiminin yürütülmesine ilişkin olarak bir sözleşme imzalanacaktır.
- KVHS’ler imzalanan sözleşme kapsamında denetime konu olan her türlü kayıt, bilgi ve belge ile denetimin yapılacağı sistemleri hazır hale getirmekle yükümlü kılınmıştır.
- Denetim kapsamında asgari olarak kripto varlıkların listesi, müşterilere ait cari değerler, saklama modeli, cüzdan adresleri ve erişim kontrol mekanizmalarına ilişkin bilgiler talep edilecektir. Platformlar açısından ilave olarak nakit bakiyelere ve saklama kuruluşlarına ilişkin bilgiler de sunulacaktır.
- Denetim kapsamının, müşteri varlıklarının en az %80’ini ve ilk 10 büyük kripto varlığı kapsayacak şekilde olması gerektiği düzenlenmiştir.
- Denetim kapsamına giren kripto varlıkların %100’ünün varlığı teyit edilmesi gerekmektedir.
- Denetim sürecinde, BDS 500 Bağımsız Denetim Kanıtları Standardı, BDS 520 Analitik Prosedürler Standardı ve BDS 530 Bağımsız Denetimde Örnekleme Standardı hükümleri; denetim kanıtı, teknikleri ve örneklemesi bakımından kıyasen uygulanacaktır.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English