Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

1. Rekabet Kurulu Tarafından İlaç Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Ekonomik Bütünlük Hakkında Yürütülen Soruşturma Sonuçlandırılmıştır

Rekabet Kurulu ("Kurul") tarafından ilaç sektöründe faaliyet gösteren bir ekonomik bütünlük hakkında yürütülen soruşturmanın taahhüt ve uzlaşma usulleri kapsamında sonuçlandırıldığına ilişkin duyuru ("Duyuru") 4 Ağustos 2026 tarihinde Rekabet Kurumunun ("Kurum") resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Duyuru kapsamında özetle aşağıdaki hususlara değinilmiştir:

●İlaç sektöründe faaliyet gösteren bir ekonomik bütünlük hakkında; ortak pazarlama anlaşması kapsamında dağıtımını gerçekleştirdiği iki burun spreyinden birini piyasaya sunmamak suretiyle çift etken maddeli burun spreyleri pazarında rakiplerin pazara girişini engellediği ve kamu zararı yarattığı iddiaları çerçevesinde, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ("4054 sayılı Kanun") 6. maddesi kapsamında yürütülen soruşturma sonuçlandırılmıştır.

●Kurul'un 23 Temmuz 2026 tarihli ve 26-26/748-308 sayılı kararı uyarınca, içerikleri ve formülü aynı olan iki ilaçtan biri için Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödeme programı kapsamında daha yüksek iskonto uygulanmasına rağmen ilgili ürünün piyasadaki pazar payının %1'in altında tutulması suretiyle dışlayıcı ve sömürücü uygulamalarda bulunulduğu ve bu suretle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.

●Söz konusu ihlal nedeniyle ilgili ekonomik bütünlük hakkında 23.813.011,31 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

●Bununla birlikte, piyasadaki bulunurluğu %1'in altında olan ürüne ilişkin ruhsatın askıya alınması ve iptali ile ürünün Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödeme kapsamından çıkarılmasına yönelik süreçlere ilişkin olarak sunulan taahhütler Kurul tarafından kabul edilerek ilgili ekonomik bütünlük bakımından bağlayıcı hâle getirilmiştir.

●Bu kapsamda soruşturmanın, ilgili ekonomik bütünlük bakımından taahhüt ve uzlaşma usulleri çerçevesinde sonlandırılmasına karar verilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

2. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tarafından Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) Yayımlanmıştır

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ("Tebliğ") 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:

●1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 29/2/1972 tarihli ve 7/3995 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümleri uyarınca, binalar için vergi değerinin hesaplanmasında dikkate alınacak bedellerin ilgili Bakanlıklarca müştereken tespit ve ilan edileceği belirtilmiştir.

●Bu hukuki dayanaklar çerçevesinde; emlak vergisine esas olmak üzere 2027 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tespit edilmiş ve Tebliğ ekinde yer alan cetvelde belirtilen tutarlarda hükme bağlanmıştır.

Tebliğ'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

3. Reklam Kurulu Tarafından Elektronik Cihaz Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır

Reklam Kurulu ("Kurul") tarafından elektronik cihaz sektöründe faaliyet gösteren bir şirket hakkında verilen pazaryerlerine ait e-ticaret siteleri üzerinden yürütülen "Değiş-Tokuş", "Eskiyi Getir Yeniyi Götür" vb. isimli kampanya tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1953 dosya numaralı karar ("Karar") yayımlanmıştır.

İnceleme kapsamında; şirket tarafından 15.05.2024 ila 15.05.2025 tarihleri arasında pazaryeri firmalarına ait e-ticaret siteleri üzerinden "Değiş-Tokuş", "Eskiyi Getir Yeniyi Götür" vb. isimlerle kampanya düzenlendiği; tüketicilerin kullanılmış cihazlarının şirket tarafından satın alındığı, ayrıca tüketicilerin sıfır cihaz almaları ve cihaz alımlarını iptal-iade etmemeleri koşuluyla belirli süreler içerisinde kullanılmış cihaz bedeline ek olarak değişen tutarlarda ödeme yapılmasının vadedildiği tespit edilmiştir. Söz konusu kampanyalarda vadedilen ek destek ödemelerinin vadedilen sürelerde gerçekleştirilmesinde gecikmeler yaşandığı tespit edilmiştir.

Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:

●"Değiş-Tokuş", "Eskiyi Getir Yeniyi Götür" vb. isimlerle düzenlenen kampanyalarda vadedilen sürelerde ek ödemelerin yapılmamasının tüketicileri yanıltıcı olduğu; yapılan kampanyalarla tüketicilerin bilinçli olarak karar verme yeteneğinin azaltılarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açıldığı değerlendirilmiştir.

●İlgili ürün hakkında "Sepette %5 İndirim Kazan" ve "2. Ürüne %30 İndirim" şeklinde ifadelere yer verilmesine rağmen ilgili ürünler sepete eklendiğinde sadece %5 indirim uygulandığı; dolayısıyla reklamlarda ürünlerde ne kadar indirim uygulanacağı hususlarında anlam karışıklığına yol açılmak suretiyle gerçekte olduğundan daha fazla indirim uygulanıyormuş izlenimi oluşturulduğu ve tüketicilerin yanıltıldığı değerlendirilmiştir.

●Söz konusu kararın bulunduğu Basın Bültenine ulaşabilirsiniz.

4. Reklam Kurulu Tarafından Yapı Market Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır

Reklam Kurulu ("Kurul") tarafından yapı market sektöründe faaliyet gösteren bir şirket hakkında verilen ve şirketin internet sitesinde satışa sunulan "...Mobilya .....2 Çekmeceli Komodin" isimli ürün tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1343 dosya numaralı karar ("Karar") yayımlanmıştır.

İnceleme kapsamında; firmaya ait internet sitesinde satışa sunulan bir ürün hakkında yer alan tanıtımlarda "Sepette %5 İndirim Kazan" ve "2. Ürüne %30 İndirim" şeklinde ifadelere yer verildiği şeklinde ifadelere yer verilmesine rağmen ilgili ürünler sepete eklendiğinde sadece %5 indirim uygulandığı tespit edilmiştir.

Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:

●İnceleme konusu tanıtımların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 7/1, 7/2, 7/3, 7/4, 7/5, 9/1, 9/5 ve 32. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesi hükümlerine aykırı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, reklam veren elektronik cihaz sektöründe faaliyet gösteren söz konusu şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun'un 63. ve 77/12 maddeleri uyarınca 863.580 TL idari para cezası ile anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.

●İnceleme konusu tanıtımların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 7/1, 7/2, 7/3, 7/4, 7/5-a, 9/1, 9/5, 14/1, 14/2, 14/3, 18/1, 18/2, 18/6, 18/7 ve 32/1. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesi hükümlerine aykırı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, reklam veren yapı market sektöründe faaliyet gösteren söz konusu şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun'un 63. ve 77/12 maddeleri uyarınca 1.083.706 TL idari para cezası ile anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.

Söz konusu kararın bulunduğu Basın Bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

5. Reklam Kurulu Tarafından Yat Kiralama Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır

Reklam Kurulu ("Kurul") tarafından yat kiralama sektöründe faaliyet gösteren bir şirket hakkında verilen ve şirketin internet sitesi, şirketin Instagram hesabı ile "Google" arama motorunda yer alan tanıtımların 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1434 dosya numaralı karar ("Karar") yayımlanmıştır.

İnceleme kapsamında; şirketin internet sitesi ve Instagram hesabının 06.05.2026 tarihli görünümünde yer alan tanıtımlarda "Türkiye'nin İlk Aracısız ve Komisyonsuz Yat Kiralama Platformundan Yat Sahiplerine Ulaşın" şeklinde ifadelere ve "Yukarıda Bulunan Fiyatlara Vergiler Dahil Değildir" ibaresine yer verildiği; ayrıca tüketiciler tarafından başka bir firmaya ait isim ile sorgu yapıldığında "Google" arama motorunda "Ücretli sponsorlu reklam" hizmeti kapsamında firmaya ait internet sitesine yönlendirme yapacak şekilde reklamlı içerikle karşılaşıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:

●"Türkiye'nin İlk Aracısız ve Komisyonsuz Yat Kiralama Platformundan Yat Sahiplerine Ulaşın" şeklindeki ifadenin, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin "İspat külfeti" başlıklı 9. maddesi kapsamında ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir.

●"Yukarıda Bulunan Fiyatlara Vergiler Dahil Değildir" ibaresi ile gerçekleştirilen reklam ve tanıtımların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 13. maddesinde yer alan; reklamlarda fiyat bilgilerinin reklamı yapılan mal veya hizmetle ilgili olması ve tüketicilere sunulan fiyatın tüm vergiler dâhil toplam satış fiyatı olması gerektiğine ilişkin hükümlere aykırı olduğu kabul edilmiştir.

Tüketiciler tarafından sorgu yapıldığında "Google" arama motorunda "Ücretli sponsorlu reklam" hizmeti kapsamında firmaya ait internet sitesine yönlendirme yapılması suretiyle tüketicilerin aramalarının manipüle edildiği ve firmaya ait internet sitesinin üst sıralarda çıktığının görüldüğü; dolayısıyla tescilli bir markanın kullanılması suretiyle ilgili firmaya olan güvenden faydalanılarak tüketiciler nezdinde yanıltıcılığa yol açıldığı, bu nitelikteki paylaşımların tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. İnceleme konusu tanıtımların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'ne ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesi hükümlerine aykırı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, reklam veren söz konusu şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun uyarınca 1.083.706 TL idari para cezası ile anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.

Söz konusu kararın bulunduğu Basın Bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

6. Reklam Kurulu Tarafından Kozmetik Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır

Reklam Kurulu ("Kurul") tarafından kozmetik sektöründe faaliyet gösteren bir şirket hakkında verilen ve ...... adresli internet sitesinde şirkete ait "X" mağazasında yer alan "X" markalı ürün tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1477 dosya numaralı karar ("Karar") yayımlanmıştır.

İnceleme kapsamında; ilgili internet sitesinde "Dermatologların En Çok Tavsiye Ettiği Marka", "IQVIA tarafından Eylül 2025'te sonuçlanan bağımsız araştırma raporu esas alınmıştır." ifadelerine ve ilgili ürün sayfasında "Dermatologların En Çok Reçetelediği Marka" ifadesine yer verildiği tespit edilmiştir.

Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususa karar verilmiştir:

●"Dermatologların En Çok Reçetelediği Marka" ifadesine yer verilerek şirkete ait ürünlerin ilaç gibi tedavi edici özelliğe sahip olduğu algısı yaratılarak tüketicilerin yanıltıldığı değerlendirilmiştir. İnceleme konusu tanıtımların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 7/1, 7/2, 7/3, 7/4, 7/5-a, 16/3, 26/1 ve 32. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesi hükümlerine aykırı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, reklam veren söz konusu kozmetik şirketi hakkında, 6502 sayılı Kanun'un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 1.083.706 TL idari para cezası ile anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.

Söz konusu kararın bulunduğu Basın Bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

7. AYM Tarafından Taraf Değişikliği Sonrası Zorunlu Arabuluculuk Şartının Yerine Getirilmediği Gerekçesiyle Davanın Usulden Reddedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verilmiştir

Anayasa Mahkemesi ("AYM") tarafından 2022/52228 numaralı bireysel başvuru sonucunda verilen 18 Şubat 2026 tarihli karar ("Karar") 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

●Karar, işe iade ve işçi alacakları talebiyle açılan bir davada, gerçek işverenin sonradan tespit edilmesi üzerine yapılan taraf değişikliği sonrasında, yeni davalıya karşı dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

●Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine kendisini istihdam ettiğini düşündüğü şirkete karşı arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve ardından bu şirket aleyhine dava açmıştır. Şirket, başvurucunun gerçek işvereninin kendisiyle organik bağı bulunan başka bir şirket olduğunu ileri sürmüş; mahkeme, taraf değişikliği talebini kabul ederek gerçek işveren şirketle yeniden arabuluculuk görüşmesi yapılması için başvurucuya süre vermiş ve bu görüşmenin de olumsuz sonuçlanması üzerine davayı esastan sonuçlandırmıştır.

●İstinaf incelemesinde ise Bölge Adliye Mahkemesi, dava açılmadan önce gerçek işveren şirkete karşı arabuluculuğa başvurulmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesinin işletilmesi suretiyle bu zorunlu dava şartının aşılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine kesin olarak karar vermiştir.

●AYM, mahkemeye erişim hakkına yapılan bir müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini; bu bağlamda zorunlu arabuluculuk şartının usulüne uygun biçimde ancak katı ve şekilci yorumlanmasının kişilerin hak kaybına uğramasına yol açabileceğini vurgulamıştır.

●Somut olayda başvurucunun tarafta yanılmasının dürüstlük kuralı kapsamında kabul edilebilir nitelikte olduğu ve gerçek işverenle arabuluculuk şartının yerine getirilmesi için mahkemece süre verilerek bu görüşmenin gerçekleştirildiği; bu çerçevede zorunlu arabuluculuk şartının, kanun koyucunun amaçladığı şekilde (uyuşmazlığın dava açılmadan önce çözümü için taraflara fırsat verilmesi) yerine getirildiği değerlendirilmiştir.

●Bölge Adliye Mahkemesinin, başvurucunun tarafta yanılmasının dürüstlük kuralı kapsamında kabul edilebilir olup olmadığını ve şirketler arasındaki organik bağ ile davalı işverenin kötü niyetli olduğuna dair iddiaları hakkın kullanımı bağlamında değerlendirmediği; davanın usulden reddi durumunda başvurucunun hak kaybına uğrama riskini de gözetmediği, bu nedenle getirilen sınırlamanın orantılı olmadığı sonucuna varılmıştır.

●Bu nedenle AYM tarafından, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemelere gönderilmesine hükmedilmiştir. Başvurucuların tazminat talebi ise reddedilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

8. AYM Tarafından İstihkak Davasının Süresinde Açılmadığı Gerekçesiyle Reddedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verilmiştir

Anayasa Mahkemesi ("AYM") tarafından 2022/63967 numaralı bireysel başvuru sonucunda verilen 18 Şubat 2026 tarihli karar ("Karar") 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

●Karar, başvurucunun eski eşinin borcu nedeniyle bir şirket adresinde yapılan hacizde el konulan ziynet eşyalarına ilişkin açtığı istihkak davasının, başvurucunun haczi haciz tarihinde öğrendiği varsayımına dayanılarak süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

●Başvurucunun eski eşine ve bir şirkete ait borç nedeniyle şirket adresinde yapılan hacizde, şirket kasasında bulunan bir kısım ziynet eşyasına da el konulmuş; haciz sırasında başvurucunun eski eşi ve kayınbabası hazır bulunmuş, ancak başvurucu haciz mahallinde bulunmamıştır. Başvurucu, haczin öğrenilmesinden dört ay sonra istihkak davası açmıştır.

●İstinaf mahkemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 96. maddesinin üçüncü fıkrasındaki karine uyarınca, haciz sırasında hazır bulunan borçlu eşle birlikte oturduğu gözetilerek başvurucunun haczi haciz tarihinde öğrendiğinin kabulü ile davanın süre yönünden reddine kesin olarak karar vermiştir.

●AYM, haczin öğrenilmesine ilişkin kanuni karinenin, istihkak iddiasında bulunan kişi ile haciz sırasında hazır bulunan borçlu veya üçüncü şahsın "birlikte oturması" hâlini kapsadığını; ancak somut olayda haczin, başvurucunun eski eşiyle birlikte oturdukları adreste değil, üçüncü bir şirketin adresinde gerçekleştirildiğini tespit etmiştir.

●Başvurucunun haciz işleminden veya haciz kararından icra hukuk mahkemesi ya da icra müdürlüğü aracılığıyla haberdar edildiğine dair herhangi bir bilgi veya tespitin bulunmadığı; derece mahkemesinin, kanunda öngörülen karinenin uygulanma koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığını tartışmaksızın, sadece anılan karineye dayanarak başvurucunun iddialarını mahkeme önüne taşımasını engelleyen katı bir yorumla sonuca ulaştığı değerlendirilmiştir.

●Bu değerlendirmeler çerçevesinde, mahkemelerin usul kurallarını uygularken kişilere aşırı külfet yükleyen ve öngörülemeyen nitelikte katı yorumlardan kaçınmaları gerektiği; somut olayda getirilen sınırlamanın kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

●Bu nedenle AYM tarafından, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemelere gönderilmesine hükmedilmiştir. Başvurucunun tazminat talebi ise reddedilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

9. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Veri İhlali Bildirimlerine İlişkin Altı Yeni Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

Kişisel Verileri Koruma Kurumu ("Kurum") tarafından altı veri sorumlusuna ilişkin veri ihlali bildirimleri 5 Ağustos 2026 tarihinde Kurum'un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun ("Kanun") "Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında veri sorumluları tarafından Kurum'a bildirilmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun ("Kurul") 05.08.2026 tarihli ve 2026/1632 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, mağazacılık sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●Veri ihlalinin bir siber saldırı sonucunda gerçekleştiği, ancak saldırının gerçekleştirilme yönteminin henüz tespit edilemediği,

●Bir müşteriye ait kişisel verilerin dolandırıcılık girişiminde kullanılması ve ilgili kişinin bu durumu veri sorumlusuna bildirmesi üzerine ihlalin tespit edildiği,

●Dolandırıcılık girişiminde müşteri adı, irtibat bilgileri ve sipariş detaylarının kullanılması nedeniyle ihlalden etkilenen kişisel verilerin bu yönde olduğunun değerlendirildiği,

●İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,

●Siber saldırı sonucunda elde edilen verilerin kapsamı ve büyüklüğü henüz kesin olarak belirlenemediğinden ihlalden etkilenen kişi sayısının net olarak tespit edilemediği, en fazla yaklaşık 50.000 kişinin etkilenmiş olabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul'un 05.08.2026 tarihli ve 2026/1623 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, enerji pazarlama sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●İhlalin 25.07.2026 tarihinde tespit edildiği,

●Merkezi bilgi işlem altyapısında yer alan bazı sistemlere erişilememesi üzerine gerçekleştirilen incelemelerde, sanallaştırma altyapısı ile merkezi depolama sistemlerinin ve birden fazla yedekleme bileşeninin şifrelenerek kullanılamaz hâle getirildiğinin tespit edildiği,

●İhlal kapsamında kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, hukuki işlem, müşteri işlem, fiziksel mekân güvenliği, işlem güvenliği, risk yönetimi, finans, mesleki deneyim ile görsel ve işitsel kayıtlara ilişkin verilerin etkilendiği,

●İhlalden çalışanların, kullanıcıların, öğrencilerin, müşterilerin ve potansiyel müşterilerin etkilendiği,

●İhlalden etkilenen kişi sayısının henüz kesin olarak belirlenemediği belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul'un 05.08.2026 tarihli ve 2026/1622 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, makine sanayisi alanında faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●İhlalin 25.07.2026 tarihinde tespit edildiği,

●Veri sorumlusunun merkezi bilgi işlem altyapısındaki bazı sistemlere erişilememesi üzerine yapılan incelemelerde, sanallaştırma altyapısı ile merkezi depolama sistemlerinin ve birden fazla yedekleme bileşeninin şifrelenerek erişilemez duruma getirildiğinin belirlendiği,

●Sistemlerin şifrelenmesi sonucunda kişisel verilere erişim ve verilerin kullanılabilirliğinin etkilendiği, ayrıca veri bütünlüğünde yetkisiz değişiklikler meydana geldiği ve yetkisiz erişim ihtimali nedeniyle verilerin gizliliği bakımından da risk oluştuğu,

●İhlal kapsamında kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, hukuki işlem, müşteri işlem, fiziksel mekân güvenliği, işlem güvenliği, risk yönetimi, finans, mesleki deneyim ve pazarlama verilerinin etkilendiği,

●İhlalden çalışanların, kullanıcıların, öğrencilerin, müşterilerin ve potansiyel müşterilerin etkilendiği,

●İhlalden etkilenen ilgili kişi sayısının henüz kesin olarak tespit edilemediği belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul'un 05.08.2026 tarihli ve 2026/1624 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, enerji güç sistemleri ve jeneratör pazarlama alanında faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●İhlalin 25.07.2026 tarihinde tespit edildiği,

●Merkezi bilgi işlem altyapısındaki bazı sistemlere erişilememesi üzerine gerçekleştirilen kontrollerde, sanallaştırma altyapısının, merkezi depolama sistemlerinin ve birden fazla yedekleme bileşeninin şifrelenerek erişilemez hâle getirildiğinin belirlendiği,

●İhlal kapsamında kimlik, iletişim, lokasyon, özlük, hukuki işlem, müşteri işlem, fiziksel mekân güvenliği, işlem güvenliği, risk yönetimi, finans, mesleki deneyim ile görsel ve işitsel kayıtlara ilişkin kişisel verilerin etkilendiği,

●İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının çalışanlar, kullanıcılar, öğrenciler, müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,

●İhlalden etkilenen kişi sayısının henüz kesin olarak belirlenemediği belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul'un 05.08.2026 tarihli ve 2026/1636 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, çevrim içi oyun alanında faaliyet gösteren bir veri sorumlusuna ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●İhlalin 02.08.2026-03.08.2026 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 03.08.2026 tarihinde tespit edildiği,

●Veri sorumlusunun sistemlerine daha önce sınırlı erişim yetkisi tanınmış eski bir ekip üyesinin, kendisine verilen yetkinin sınırlarını aşarak sunucu tarafındaki yazılım depolarına eriştiği, veri tabanını yetkisiz şekilde kopyalayarak ticari amaçla kullandığı ve sonrasında veri tabanını sildiği,

●İhlalden çalışanların, kullanıcıların, abonelerin, müşterilerin ve potansiyel müşterilerin etkilendiği,

●İhlal kapsamında e-posta adresleri, kullanıcı adları, parola özetleri, parola sıfırlama kodları, IP adresleri, cihaz ve işletim sistemi bilgileri, kullanıcılar arasındaki özel mesajlar, oyun içi genel sohbet kayıtları, Google Play satın alma kayıtları, Xsolla ödeme kayıtları, iç yazışmalar, işlem kayıtları, envanter, ilerleme ve oyun içi işlem kayıtlarının etkilendiği,

●İhlalden etkilenen kişi sayısının 7.507 olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul'un 05.08.2026 tarihli ve 2026/1634 sayılı Kararı kapsamında yayımlanan, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete ilişkin veri ihlali bildiriminde özetle;

●Veri ihlalinin, veri sorumlusunun web uygulamasında bulunan bir SQL Injection zafiyetinin istismar edilmesi sonucunda gerçekleştiği,

●İhlalin 01.08.2026 tarihinde öğrenildiği ve veri işleyen konumundaki şirketten konuya ilişkin bilgi talep edilmesi üzerine, ihlalin varlığının 03.08.2026 tarihinde veri sorumlusuna bildirildiği,

●İhlalden çalışanlar ile çalışan adaylarının etkilendiği,

●İhlal kapsamında ad-soyad, e-posta adresi, kişilik envanteri ve genel yetenek testi değerlendirme sonuçları, kullanıcı adı, şifre ve unvan bilgilerinin etkilendiği,

●İhlalden etkilenen kişi sayısının kesin olarak belirlenemediği, ancak bu sayının en fazla 422 olabileceği belirtilmiştir.

Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

10. Reklam Mevzuatında Değişiklikler Yapılmıştır

Ticaret Bakanlığı tarafından dijitalleşen tüketici alışkanlıkları göz önüne alınarak hazırlanan ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ("Yönetmelik") 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Tüketicileri korumak adına hedefli reklamlardan yapay zekâya, influencer paylaşımlarından "yeşil aklama"ya kadar oldukça geniş bir yelpazede yepyeni standartlar hayatımıza girmiştir.

Yeni Dönemde Sektörü Bekleyen Değişiklikler:

Hedefli Reklamlar ve Çocukların Korunması:

●Çevrimiçi davranışlar analiz edilerek sunulan hedefli reklamlarda; reklamın hangi kriterlere göre gösterildiği ve bu ayarların nasıl değiştirileceği şeffaf bir şekilde tüketiciye sunulmak zorundadır. En kritik adımlardan biri olarak kişisel verilere dayalı profilleme yapılarak çocuklara yönelik hedefli reklam sunulması tamamen yasaklanmıştır.

Yapay Zekâ ve Deepfake Düzenlemesi:

●Reklamlarda yapay zekâ veya insandan ayırt edilemeyen dijital karakterler kullanıldığında, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Ayrıca, gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulmuş dijital kopyasının (deepfake), o ürünü bizzat deneyimlemiş veya tavsiye ediyormuş gibi gösterildiği reklamlar yasaklanmıştır.

Influencer Paylaşımlarına Katı Kurallar:

●Sosyal medya içerik üreticileri (influencer); ürün/hizmet, maddi kazanç, indirimli veya etkinliğe katılım gibi herhangi bir menfaat elde ettiği paylaşımlarda açıkça "reklam" veya "tanıtım" ibarelerini kullanması zorunlu hale getirilmiştir.

İndirim ve Şartlı Satış Kampanyalarında Şeffaflık:

●Şarta bağlı satış reklamları da artık indirimli satış kurallarına tabi olacak. İndirimli satışlarda referans fiyat için uygulanan 30 gün kuralı 10 güne düşürülmüştür; artık indirimin başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatın üzeri çizilerek sunulabilecektir. Çabuk bozulabilen mallarda ve hizmetlerde ise indirimden bir önceki fiyat esas alınacaktır.

●Tüketicilere indirim veya fayda sağlayan "2 al 1 öde" veya "500 TL üzeri %20 indirim" gibi koşullu kampanyalar da indirimli satış kurallarına tabi olacaktır.

●Tüketicilerin kolayca erişebildiği mağaza sadakat programları üzerinden yapılan kampanyalar da artık yönetmelik kapsamında olacaktır.

●Çok kanallı satışlarda (örneğin sadece internet sitesinde indirim varsa), indirimden önceki fiyat olarak yalnızca indirimin uygulandığı kanaldaki fiyat dikkate alınacaktır; fiziksel mağaza fiyatı baz alınamayacaktır.

Gerçekçi Tüketici Yorumları ve Şikâyet Süreleri:

●Satın alım süreci doğrulanamayan mecralardan alınan tüketici değerlendirmeleri kesinlikle yayımlanamayacaktır. Farklı başlıklardaki yorumların tümüne aynı alanda ulaşılabilecektir. Şikâyet platformlarında ise satıcılara cevap için tanınan süre 72 saatten 48 saate indirilmiştir.

●"Cherry-picking" (sadece 5 yıldızlı veya olumlu yorumları öne çıkarma) yasağı getirilmiş olup; reklamlarda kullanılacak yorumların, ilgili platformdaki değerlendirmelerin genel niteliğini yansıtması zorunlu kılınmıştır.

Çevresel Beyanlar (Greenwashing) ve Takviye Edici Gıdalar:

●Çevresel beyan içeren reklamlarda "çevre dostu", "sürdürülebilir", "doğaya saygılı" gibi genel içerikli kavramların açıklama yapılmadan kullanılması yasaklanmıştır. Çevresel işaret ve onayların aldatıcı ve "yanıltıcı" kullanımına karşı Yönetmelik seviyesinde sıkı bir denetim yaklaşımı benimsenmiştir.

●Çevresel beyanların, ürünün yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğu açıkça belirtilecek; ayrıca sertifika ve onayların Üniversiteler veya akredite/bağımsız araştırma kuruluşlarından alınan belgeler ile ispatlanması zorunlu tutulacaktır.

Genişletilen Reklam Yasakları:

●Yasa dışı şans oyunları reklamları; falcı, medyum ve astrologlar tarafından verilen hizmet reklamlarıyla birlikte tamamen yasak kapsamına alınmıştır. Ayrıca ticari reklamlarda tüketicinin bilgisizliğini istismar edecek şekilde akademik unvanların aldatıcı kullanımı da yasaklanmıştır.

●Takviye edici gıdaların, normal beslenme kapsamında tüketilen gıdaların yerine geçtiği izlenimi uyandıracak şekilde reklamının yapılması tamamen yasaklanmıştır. Ancak bu ürünlerin, sağlık beyanı kapsamına giren hususlar hariç olmak üzere karşılaştırmalı reklamı yapılabilecektir.

●Ticari reklam ve ilanlarda, tüketicilerin bilgi ve tecrübe eksikliğinin istismar edilmesinin önlenmesi amacıyla akademik unvanların yanıltıcı ve aldatıcı şekilde kullanılamayacağına ilişkin hüküm doğrudan Yönetmelik'e eklenmiştir.

Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

11. Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Ulusal Kontrol Laboratuvarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu ("TİTCK") tarafından hazırlanan Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Ulusal Kontrol Laboratuvarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ("Yönetmelik") 7 Ağustos 2026 tarihli ve 33333 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:

●TİTCK'in, güven uygulamaları kapsamında yürütülen analiz ve değerlendirme faaliyetlerinde, karşılaştırılabilir standartlara sahip diğer ilaç otoriteleri, ulusal kontrol laboratuvarları ile bölgesel veya uluslararası kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen analiz, değerlendirme ve seri serbest bırakma süreçlerine ilişkin bilgi ve belgeleri, Kurum tarafından yayımlanan kılavuza uygun olarak dikkate alabileceği düzenlenmiştir.

●Uygulanmaya yönelik TİTCK tarafından yayımlanmış bir kılavuzun bulunmadığı durumlarda, TİTCK'in resmî internet sitesinde ilan edilmek kaydıyla, diğer ülkelerin resmî sağlık otoriteleri veya uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanan kılavuzları kabul edebileceği hüküm altına alınmıştır.

Yönetmelik, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

12. Rekabet Kurulu Tarafından A101'in CARREFOURSA'yı Devralması İşlemine Koşullu Olarak İzin Verilmiştir

Rekabet Kurumu ("Kurum") tarafından Yeni Mağazacılık A.Ş. ("A101")'nin Carrefoursa Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi A.Ş. ("CARREFOURSA")'nin tek kontrolünü devralmasına ilişkin işleme, koşullu olarak izin verildiğine dair 30.07.2026 tarihli ve 26-27/789-331 sayılı Rekabet Kurulu ("Kurul") kararı ("Karar") 6 Ağustos 2026 tarihinde Kurum'un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

●İşlemin, ilgili mevzuat kapsamında "HTM organize perakendeciliği" pazarında etkin rekabeti kısıtlayabileceği tespit edilmiş ancak sunulan taahhütlerin endişeleri gidermeye yeterli bulunmasıyla işleme koşullu olarak izin verilmesine karar verilmiştir.

●İzin kararı doğrultusunda 10 adedi A101 ve 38 adedi CARREFOURSA olmak üzere toplam 48 adet mağazanın elden çıkarılması kararlaştırılmıştır.

●İki mağazanın ayrı bir organizasyon yapısı altında faaliyet göstermeye devam edeceği ve günlük ticari faaliyetlerden sorumlu yönetici ve çalışanların her iki şirkette de ayrı olacağı hususu kabul edilmiştir.

●İşlemin kapanışını takiben üç yıl boyunca her iki teşebbüs bünyesindeki istihdam seviyesinin korunacağı ve artırılması için çaba gösterileceği taahhüt edilmiştir.

●Yine üç yıl boyunca yıllık en az 75 KOBİ ve yerel tedarikçinin destekleneceği, bu sürece kadın üretici ve girişimcilerin de dâhil edilmesine özen gösterileceği hüküm altına alınmıştır.

●Yöresel tarım ürünlerinin sürdürülebilirliği ve görünürlüğünün artırılması amacıyla bütüncül bir "çatı marka" stratejisinin uygulanacağı kabul edilmiştir.

●Taahhütlerin bağlayıcı olduğu ve ihlali hâlinde 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca teşebbüse günlük idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

13. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tarafından Numune Kabul Kriterleri Prosedürü Güncellenmiştir

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ("TİTCK/Kurum") tarafından PR10/KYB Numune Kabul Kriterleri Prosedürü'nün ("Prosedür") 7.1.5.2, 7.1.5.2.1 ve 7.1.5.3 maddelerinin revize edildiğine dair kamuoyu duyurusu 07.08.2026 tarihinde TİTCK'in resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Prosedür'ün revize edilen maddelerine göre:

●Aktif cihazlar hariç olmak üzere, Tıbbi Cihaz Laboratuvarına analiz amacıyla gönderilecek numunelerin orijinal ambalajında olması ve ambalaj bütünlüğünün korunmuş olması gerekmektedir.

●Numunelerin etiket bilgilerinin; seri/lot numarası, imal tarihi, son kullanma tarihi ve üretici/ithalatçı firma ismi gibi bilgileri içerecek şekilde tam ve okunaklı olması gerekmektedir.

●Numunelerin aynı seriden olması, miadının dolmasına en az 6 ay kalmış olması, ağzının açılmamış ve ambalajının bozulmamış olması ile uygun saklama koşullarında alınmış olması gerekmektedir.

●Aktif cihaz numuneleri bakımından etiket bilgilerinin; seri/lot numarası, son kullanma tarihi ve/veya imalatçı tarafından belirlenen beklenen kullanma süresi, üretici/ithalatçı firma ismi ve varsa imal tarihi gibi bilgileri içerecek şekilde tam ve okunaklı olması gerekmektedir.

●Kullanılmış aktif cihaz numunelerinin dezenfekte edilmiş olması, son kullanma tarihine veya beklenen kullanma süresinin dolmasına en az 6 ay kalmış olması ve dezenfeksiyon işleminin gerçekleştirildiğine ilişkin beyanın bulunması gerekmektedir.

●Tıbbi Cihaz Laboratuvarında gerçekleştirilen analizler için gerekli minimum numune miktarları; genel analizler, sterilite testleri ve bakteriyel endotoksin testleri bakımından Prosedür ekinde yer alan ilgili tablolarda belirlenmiştir. Numune miktarına ilişkin bilgi bulunmayan ürün gruplarında tahmini minimum numune sayılarının ilgili tablolar esas alınarak belirlenmesi; tabloda yer almayan numune gruplarında ise numune sayısının ilgili standart veya firma bildirimi doğrultusunda belirlenmesi öngörülmüştür.

●Kullanım sırasında yaşanan sorun nedeniyle şikâyet veya piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında laboratuvara gönderilen kullanılmış numunelerin analizlerde kullanılmayacağı, ancak aktif cihazların bu kuralın dışında tutulacağı düzenlenmiştir.

●Şikâyet kapsamında gönderilecek numunelerin şikâyete konu numune ile aynı seriden, ağzı açılmamış, ambalajı bozulmamış ve uygun saklama koşullarında alınmış olması gerekmektedir. Gönderilen numune miktarının yetersiz olması veya tekrar deney yapılmasının gerekmesi halinde ek numune talep edilebilecektir. Soğuk zincir gerektiren numunelerin ise uygun koşullarda taşınması gerekmektedir.

Prosedür'ün tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

14. Rekabet Kurumu Tarafından Hazırlanan İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu Yayımlanmıştır

Rekabet Kurumu ("Kurum") tarafından hazırlanan İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu ("Ön Rapor") 10.08.2026 tarihinde Kurum'un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.

Rekabet Kurulunun 08.12.2021 tarihli ve 21-59/844-M sayılı kararıyla, ilaç sektöründeki yapısal rekabet sorunlarının tespit edilmesi ve rekabetçi çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla sektör incelemesi başlatılmıştır.

Ön Rapor'da; ilaç sektörünün genel görünümü ve sektöre ilişkin sayısal verilerin yanı sıra Kurum'un son 10 yıllık dönemde sektöre yönelik faaliyetleri ele alınmış; üretim, pazara giriş ve dağıtım aşamalarındaki rekabet koşulları ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Ön Rapor'da özetle:

●Üretim aşamasında, patent koruması ile rekabet hukuku arasındaki ilişki değerlendirilmiş; patent haklarının elde edilmesi veya kullanılmasına ilişkin bazı uygulamaların rekabet karşıtı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilmiştir. Bu kapsamda patent otoritelerine yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi, patent kümeleri ve bölünmüş patent uygulamaları, rakiplerin pazara girişini geciktirebilecek patent uyuşmazlıkları ve patent uzlaşma anlaşmaları incelenmiştir. Yaklaşık 350 patent davası değerlendirilmiş ve belirli davalar yönünden ayrıntılı incelemeler gerçekleştirilmiş olmakla birlikte, Türkiye'de pazara girişin ertelenmesi karşılığında ödeme yapılmasına dayanan "pay-for-delay" anlaşmalarının bulunduğuna ilişkin bir emareye ulaşılamadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu alanın Kurum tarafından yakından takip edilmesi gereken öncelikli konulardan biri olduğu değerlendirilmiştir.

●Referans ve eşdeğer ilaç üreticileri arasında gerçekleştirilecek patent uzlaşmalarının, patent süresi ve uyuşmazlığın niteliğiyle açıklanamayan şekilde pazara girişi erteleyici koşullar veya olağan yargılama giderleriyle açıklanamayacak nitelikte değer transferleri içermemesinin rekabet hukuku bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir. Ayrıca patent uyuşmazlıklarına ilişkin bilgilerin sektör genelinde daha şeffaf hâle getirilmesi ve Türk Patent ve Marka Kurumu ile yargı makamları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gündeme getirilmiştir.

●Pazara giriş aşamasında, sektörel düzenlemelerin meşru ve gerekli amaçlara hizmet etmekle birlikte teşebbüsler tarafından rakiplerin pazara girişini veya pazarda büyümesini zorlaştıracak şekilde stratejik olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Özellikle ruhsatlandırma mevzuatının "ürün yenileme" stratejileri kapsamında rakiplerin pazara girişini engellemek amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesi için ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesi önerilmiştir.

●Geri ödeme listesine hızlı giriş ve iç referans fiyatlandırma sistemi bakımından, fiilen piyasada bulunmayan bir ilacın en düşük fiyatlı ürün olarak dikkate alınmasının diğer ilaçların hızlı geri ödeme sürecine girişini engelleyebileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle en düşük fiyatın belirlenmesinde ilacın fiilen piyasada bulunurluğunun dikkate alınması ve ilgili mevzuatın fiili erişilebilirliği esas alacak şekilde gözden geçirilmesi önerilmiştir. Ayrıca iç referans fiyatlandırma sistemindeki %1 pazar payı kriterinin, ilaca gerçek ve sürdürülebilir erişimi göstermekte tek başına yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.

●Dağıtım aşamasında, serbest eczane kanalında faaliyet gösteren ecza depoları bakımından yüksek bir yoğunlaşma bulunduğu tespit edilmiştir. Ön Rapor'a göre, bu kanalda faaliyet gösteren 92 ecza deposu içerisinde ilk iki depo pazarın yaklaşık üçte ikisine, ilk beş depo ise yaklaşık %90'ına sahiptir. Eczacı kooperatifleri ve bölgesel depoların ise büyük ölçekli depolar karşısında rekabetçi baskının ve hizmet kalitesi rekabetinin korunması bakımından önemli bir denge unsuru oluşturduğu değerlendirilmiştir.

●Kamu ilaç alımlarında kullanılan Sağlık Market Uygulaması kapsamında öngörülen tek yetkili satıcılık yapısı da rekabet açısından ele alınmıştır. 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştirilen 53 binden fazla alım kalemine ilişkin incelemelerde, ihalelerdeki katılımcı sayısının artmasıyla indirim oranlarının da yükseldiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, tek yetkili satıcılık yerine birden fazla yetkili satıcının ihaleye katılımına imkân sağlayan ve ihalelere en az iki, en fazla beş katılımcının katılabileceği "paylaşımlı münhasırlık" modelinin daha rekabetçi sonuçlar sağlayabileceği değerlendirilmiştir.

●İlaç üreticileri ile ecza depoları arasındaki münhasır dağıtım anlaşmaları bakımından, münhasırlığın doğurduğu etkinliklerin ve tüketici faydasının somut ve ayrıntılı verilerle ortaya konulması gerektiği; yalnızca genel veya varsayımsal etkinlik gerekçelerine dayanılarak bu tür anlaşmalara muafiyet tanınmasının yeterli olmayacağı belirtilmiştir.

●Perakende dağıtım seviyesinde ise Kamu Kurum İskontosu ("KKİ") uygulamasındaki belirsizlikler Ön Rapor'un öne çıkan konularından biri olmuştur. KKİ yükümlülüğünün hangi aktör tarafından ve tedarik zincirinin hangi aşamasında yerine getirileceğine ilişkin belirsizliğin giderilmesi amacıyla; KKİ'nin yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu ("SGK") tarafından geri ödenen ve MEDULA sistemi üzerinden onaylanan reçetelerde uygulanması, mali sorumluluğun KKİ'yi taahhüt eden sağlayıcıya ait olduğunun açıkça düzenlenmesi ve KKİ'ye tabi ilaçların doğrulanması bakımından MEDULA ile İlaç Takip Sistemi ("İTS") arasında entegre bir veri paylaşım altyapısı kurulması önerilmiştir.

●KKİ'nin hiç veya eksik uygulanması hâlinde oluşabilecek zararların giderilmesine yönelik olarak ise SGK nezdinde bir teminat hesabı oluşturulması ve söz konusu hesabın eczanelerin uğrayabileceği zararları karşılayacak şekilde işletilmesi ile yaptırım ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi önerilmiştir.

Ön Rapor'un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.