Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- Yeni Asgari Ücret Belirlenmiştir
Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı (“Karar”), 1 Temmuz 2022 tarihli ve 31883 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar uyarınca işçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretinin; 1/7/2022-31/12/2022 tarihleri arasında 215,70 TL (ikiyüzonbeş lira yetmiş kuruş) olarak tespitine karar verilmiştir.
Böylece asgari ücret net 5.500,35 TL, brüt 6.471 TL olmuştur.
Asgari Ücret Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile yapılan değişiklik uyarınca yeni asgari ücret 1 Temmuz 2022’den itibaren geçerlidir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Kıdem Tazminatı Tavanı Yükseltilmiştir
Hazine ve Maliye Bakanı tarafından imzalanan ve yayımlanan Genelge’ye (sıra no:9) göre Temmuz-Aralık 2022 döneminde Kıdem Tazminatı tavanı 15 bin 371 lira 40 kuruş olmuştur.
Bahsi geçen Genelge’nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- İstanbul Finans Merkezi Kanunu Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır
7412 Sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu (Kanun) 28 Haziran 2022 tarihli ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
- Kanun’un Kapsamı
Kanun; İstanbul Finans Merkezi alanını, İstanbul Finans Merkezinin yönetilmesine ve işletilmesine dair hükümleri, İstanbul Finans Merkezinde gerçekleştirilen faaliyetleri ve bu faaliyetlere dair teşvik, indirim, istisna ve muafiyetleri düzenlemektedir.
- Alan - Katılımcı Belgesi – Tek Durak Büro
- Kanun’un ekinde yer alan koordinatlı kroki ve liste ile tespit edilen alan, bu Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında yer alan faaliyetlerin yürütüleceği İstanbul Finans Merkezi (İFM) olarak belirlenmiştir.
- Ofis alanında faaliyet göstermek üzere katılımcılara Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından katılımcı belgesi verilecektir.
- Katılımcı belgesi verilmesine, katılımcı belgesi muafiyet koşullarına, katılımcı belgesinin askıya alınması ve iptaline ilişkin hususlar dâhil katılımcı belgesine dair usul ve esaslar uygulama yönetmeliğinde ayrıca düzenlenecektir.
- Katılımcıların faaliyetlerine ilişkin izin, ruhsat, lisans ve benzeri onay başvuruları ile bunların çalışanlarına ve bu çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin izin ve onay gibi başvuruların yapılabilmesi ve bu başvuru süreçlerinin hızlandırılması amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili birimlerinin görev alacağı tek durak büro oluşturulacaktır. Tek durak büronun işleyişine dair usul ve esaslar uygulama yönetmeliği ile belirlenecektir.
- Finansal Hizmet İhracatı
- Katılımcı belgesi alarak finansal faaliyet gösteren kuruluşların yurt dışında yerleşik kişilere sundukları finansal hizmetler, hizmetten nihai olarak yurt dışında faydalanılması koşuluyla, finansal hizmet ihracatı olarak değerlendirilecektir.
- Finansal kuruluşların kendi nam ve hesabına gerçekleştirdikleri türev işlemleri, portföylerine varlık alma veya portföylerinden varlık satma işlemleri ile yurt içinde yerleşik kişilerin tasarruflarını yurt dışına çıkaran faaliyetleri, hizmetleri ve işlemleri finansal hizmet ihracatı olarak değerlendirilmeyecektir.
- Vergi ve Diğer Mali Yükümlülüklere İlişkin İstisna ve İndirimler
- Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşlar tarafından İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı niteliğindeki;
- Faaliyetler kapsamında elde edilen kazançların %75’i kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilecektir. Kurumların 2022 ila 2031 yılları vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için %100 olarak uygulanacaktır. Bu dönemler özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için ilgili yıllar içinde başlayan hesap dönemlerini kapsayacaktır.
- İşlemler ile bu işlemler nedeniyle lehe alınan paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olacaktır.
- Faaliyetlere ilişkin işlemler her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesna olacaktır.
- Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’de istihdam ettikleri personele ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin; yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde %60’ı, yurt dışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde ise %80’i gelir vergisinden müstesna olacaktır. Bu fıkra kapsamında belirtilen istisna, İFM’de çalışmaya başlamadan önceki son üç yılda Türkiye’de çalışmamış olan personelin ücret gelirlerine uygulanacaktır.
- İFM’de yer alan taşınmazların kiralanmasına dair işlemler her türlü harçtan ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesna olacaktır.
- Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’de bulunan merkez ve şubelerinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken finansal faaliyet harçları, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren beş yıl süreyle alınmayacaktır. Kanun’un yürürlük tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş harçlar terkin edilmeyecek, tahsil olunanlar iade edilmeyecektir.
- Sözleşme ve İşlemlerde Türkçe Kullanma Zorunluluğundan Muafiyet
Katılımcıların kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamında düzenlenen her nevi muamele, mukavele ve muhabere hakkında 10/4/1926 tarihli ve 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’un 1 inci ve 3 üncü maddeleri uygulanmayacaktır. Uygulanmayacak maddeler aşağıdaki gibidir:
Madde 1 – Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar.
Madde 3 – İkinci maddede mezkür şirket ve müesseseler muamelatında Türkçeden başka bir lisanı dahi ilaveten kullanabilirlerse de asıl olan Türkçe olup mesul imzaların Türkçe metin zirine vaz'ı mecburidir. Bu memnuiyete rağmen imza diğer lisanla yazılmış kısım veya nüshanın altına mevzu olsa dahi Türkçesi muteberdir.
- Serbestçe Hukuk Seçimi Yapılabilmesi
Katılımcılar, kendi aralarında İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamında, faaliyetlerinin tabi olduğu mevzuata aykırı olmaması kaydıyla, özel hukuka tabi olarak yaptıkları her nevi işlem ve sözleşmelerde serbestçe hukuk seçimi yapabileceklerdir.
- Taşınmazlara İlişkin Düzenlemeler
- İFM’de bulunan taşınmazlar, yalnızca projesinde ve yönetim planında belirlenen amaçlar doğrultusunda kullanılabilecektir. Her tür ve ölçekteki mekânsal plan, parselasyon planı, arsa ve arazi düzenlemesi, jeolojik ve jeoteknik etüt, mikro bölgeleme, harita ve kentsel tasarım projeleri yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkili olacaktır.
- İFM yönetim planı ve işletme projesi, yönetici şirket tarafından hazırlanarak resen tescil ettirilir.
- Katılımcı belgesinin herhangi bir sebeple iptal edilmesi durumunda, katılımcıların İFM’de faaliyette bulunmak üzere yaptıkları kira sözleşmesi de kendiliğinden sona erecektir. Kira sözleşmesi tapuya şerh edilmişse yönetici şirketin talebiyle şerh terkin edilecektir. Bu şekilde sona eren kira sözleşmelerine konu taşınmazların tahliyesi hakkında 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanacaktır.
Tüm bunlara ek olarak, İFM yönetimi Türk Varlık Fonu’na verilmiştir.
Katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı para birimiyle tutulabilmesi ve düzenlenebilmesine ilişkin olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın düzenleme yapma yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilmiştir.
Kanun’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
4.Mevduat Faizleri ile Katılım Bankalarınca Ödenen Kar Paylarına Uygulanan Düşük Oranlı Stopajın Süresi Uzatılmıştır
28/6/2022 tarihli ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Karar ile; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan yetki çerçevesinde, 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karar’da değişiklik yapılmıştır.
Karar’a göre;
- Yeni açılan veya vadesi yenilenen hesaplara uygulanmak üzere mevduat faizleri ile katılım hesapları karşılığı ödenen kar paylarında geçici süreliğine belirlenen tevkifat oranlarının yürürlük süresi ile bazı yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlarda ve bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bu bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlarda geçici süreliğine belirlenen tevkifat oranlarının yürürlük süresi 31/12/2022 tarihine kadar geçerli olmak üzere 6 ay uzatılmıştır.
- 2006/10731 sayılı BKK’nın eki Karara Geçici Madde 5 eklenmiştir. Geçici Madde 5 in yürürlüğe girdiği tarih ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, 6362 sayılı Kanun kapsamında kurulan ipotek finansmanı kuruluşları (bu şirketlerin kurucusu olduğu varlık finansmanı fonları ve konut finansmanı fonları dahil) tarafından ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetler, ipoteğe dayalı menkul kıymetler, ipotek teminatlı menkul kıymetler ve varlık teminatlı menkul kıymetlerden elde edilen gelir ve kazançlara bu Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) bendinde yer alan oranlar %5 olarak uygulanacağı belirtilmiştir.
Bahsi geçen Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
5.Teminat Verme Süresinin Uzatılmasına İlişkin Sirküler Yayımlanmıştır
30/06/2022 tarihli ve VUK-143/2022-6 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde; 531 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ile Geçici 1 inci maddesi uyarınca, anılan Tebliğ ile getirilen yükümlülükler kapsamında 31/5/2022 gününe kadar verilmesi gereken teminatların verilme süresi 25/5/2022 tarih ve VUK-141/2022-4 sayılı Sirküler ile 30/6/2022 gününe (bu tarih dahil) kadar uzatılmıştı.
Gelir İdaresi Başkanlığı’na iletilen talepler doğrultusunda söz konusu teminat verme süresi 1/8/2022 gününe (bu tarih dahil) kadar uzatılmıştır.
Konuya ilişkin Sirkülere buradan ulaşabilirsiniz.
- Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmıştır
Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 5 Temmuz 2022 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
- Ticari Defterlerin Zıyaı Halinde Dava Açma Süresine İlişkin Değişiklik
Kanun uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 82. maddesinin_ftn1 yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “onbeş” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiş ve böylece ticari defterlerin ziyaı davasında süre 15 günden 30 güne çıkarılmıştır.
- Emeklilik Aylığına İlişkin Değişiklik
Yaşlılık, malullük, ölüm aylığı alan emeklilere ve hak sahiplerine dosya bazında 2 bin 500 lira olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarı 3 bin 500 liraya yükseltilmiştir.
- Vergi Usul Kanunu'nda Yer Alan Özel Usulsüzlük Cezalarına İlişkin Değişiklik
Kanun ile birlikte Vergi Usul Kanunu'nda yer alan özel usulsüzlük cezalarında düzenlemeye gidilmiş ve buna göre fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmamasına ilişkin cezalar artırılmıştır.
- Öğrenci Affına İlişkin Değişiklik
Kanun uyarınca yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler ile bu yükseköğretim kurumlarına kayıt hakkı elde ettiği halde çeşitli sebeplerle kayıt yaptıramamış öğrencilere geçmişe yönelik süre sınırlaması olmaksızın yüksek öğrenimlerine devam etme hakkı tanınmıştır.
- Kabahatlar Kanunu Kapsamında Ödenecek İdari Para Cezalarına İlişkin Değişiklik
Kanun’a göre Kabahatler Kanunu'na göre kabahatler karşılığında uygulanacak ve ödeme süresi düzenlenmemiş idari para cezaları, tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödenecektir. İdari para cezasının süresi içinde ödenmesi halinde cezadan yüzde 25 oranında indirim yapılacaktır.
- Varlık Barışına İlişkin Değişiklik
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen önergeyle, "varlık barışı" uygulamasından yararlanma süresi 31 Mart 2023'e kadar uzatılmıştır. Buna göre, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, Türkiye'deki banka veya aracı kurumlara 31 Mart 2023'e kadar bildirilebilecektir.
Yeni varlık barışı uygulamasında yurtdışı varlıkların banka veya aracı kurumlara yapılan bildirimlerinde önceki varlık barışı uygulamasından farklı olarak, bildirimin yapılma zamanına göre değişen oranlarda olmak üzere önce vergi tahsil edilecektir. Bu oranlar aşağıdaki gibidir:
- 30.09.2022 ye kadar bildirim yapılırsa % 1,
- 01.10.2022 ila 31.12.2021 tarihleri (31.12.2021 dahil) arasında yapılırsa % 2,
- 1.1.2023 ila 31.3.2023 tarihleri arasında yapılırsa %3 oranında)
Bahsi geçen Kanun’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
7.29 Haziran 2022 Tarihli Veri İhlali Bildirimleri
Veri sorumlusu sıfatını haiz olan Tofisa Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ARG Denizcilik İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., İstek Gemi İnşa Bakım İnşaat Hırdavat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Safter Ulubay tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na (“Kurum”) veri ihlali bildirimlerinde bulunulmuştur. Veri ihlali bildirimleri Kurum’un resmi internet sayfasında 29 Haziran 2022 tarihinde yayımlanmıştır.
Tofisa Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
Veri sorumlusu sıfatını haiz olan Tofisa Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Kurum’a gönderilen veri ihlali bildiriminde özetle;
- Veri sorumlusu çağrı merkezine müşterilerden gelen aramalarda, teslim almadıkları kargo bedellerine ilişkin icra takibi başlayacağına ilişkin çeşitli hukuk bürolarından mesaj ve arama aldıkları bilgisinin verildiği,
- Yapılan kontroller sonucunda çağrı merkezini arayanların, veri işleyen (Dolunay Kargo Lojistik Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) ile paylaşılan kişiler olduklarının tespit edildiği,
- Veri sorumlusunun veri işleyen ile iletişime geçmek istediği ancak başarısız olduğu,
- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişilere ait isim, soyisimleri, telefon numaraları, e-posta adreslerinin veri işleyen ile paylaşılmakta olduğu, ilgili kişilerin isim, soy isim ve telefon numaralarının hukuka aykırı olarak kullanıldığı,
- İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,
- İhlalden etkilenen kişi sayısının 42.373 olduğu, bu sayının veri işleyen kayıtlarında bulunan kargo teslimi yapılmayan kişi sayısı olduğu
bilgilerine yer verilmiştir.
Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“Kurul”) 29.06.2022 tarih ve 2022/649 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlali bildiriminin Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.
Konuya ilişkin detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
ARG Denizcilik İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., İstek Gemi İnşa Bakım İnşaat Hırdavat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Safter Ulubay
Veri sorumlusu sıfatını haiz olan ARG Denizcilik İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., İstek Gemi İnşa Bakım İnşaat Hırdavat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Safter Ulubay tarafından tarafından Kuruma gönderilen veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin bilgisayardaki dosyalara erişimin engellenmesi suretiyle gerçekleştiği,
- İhlalin kaynağının sabotaj olarak belirtildiği,
- İhlalin 21.06.2022 tarihinde gerçekleştiği ve aynı gün tespit edildiği,
- İhlalden veri sorumlusu çalışanlarına ait kimlik, iletişim ve özlük bilgilerinin etkilendiği,
- Her bir veri sorumlusu için ihlalden etkilenen kişi sayısının tahmini 2000 olduğu
bilgilerine yer verilmiştir.
Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kurulun 29.06.2022 tarih ve 2022/646-647-648 sayılı Kararları ile söz konusu veri ihlali bildirimlerinin Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.
Konuya ilişkin detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
- Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı (Seri No:10) Görüşe Açılmıştır
Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı (Seri No:10) (“Tebliğ Taslağı") Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Tebliğ Taslağı'nın nihai hale getirilmesi sürecinde görüş ve önerilerin kagan.yuce@gelirler.gov.tr e-posta adresine 7/7/2022 tarihi mesai bitimine kadar ulaştırılması halinde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından söz konusu görüş ve öneriler dikkate alınıp incelenecektir.
Tebliğ taslağına ulaşmak için tıklayınız.
Tebliğ taslağının ekine ulaşmak için tıklayınız.
Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
- Mülkiyet Hakkına İlişkin Hak Arama ve Başvuru Özgürlüklerinin Kısıtlanması İhlaline Yol Açan Kanun Hükmünün İptaline Dair Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/46 E., 2022/47 K. sayılı kararı 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 6. Maddesinin (13) numaralı fıkrası Anayasa’nın 2., 13., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde bulunan ancak hak sahiplerine satışı mümkün olmayan taşınmazlara karşılık idarece belirlenen eşdeğer taşınmazların satışlarının iptalleri talebiyle açılan davalarda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Kanun hükmünün iptal edilen ilgili fıkrası şu şekildedir:
“(13) Hak sahiplerinden idarenin teklifini kabul etmeyenler doğrudan satış hakkından yararlanamazlar, başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar.”
Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 137)
Kural, hak sahiplerinin idarenin eşdeğer taşınmazın satışına ilişkin teklifini kabul etmemeleri durumunda doğrudan satış hakkından yararlanamayacaklarını, başkaca bir talepte bulunamayacaklarını, hak ve tazminat talep edemeyeceklerini ve dava açamayacaklarını öngörmektedir.
Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” hükmünü içermektedir. Anılan hükme göre kişilerin yargı makamları ile idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması anayasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, temel hak ve özgürlüğü ihlal edilen ya da ihlal edildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargı veya idari merciler nezdinde şikâyetlerini dile getirmesi hususunda devlete gerekli ve yeterli mekanizmaları oluşturarak uygun koşulları sağlama yükümlülüğü getirmektedir (AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 16).
Bu çerçevede Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altına almaktadır (AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17).
Kural, hak sahiplerinin hak sahipliğine konu taşınmazın veya idarece satışı teklif edilen eş değer taşınmazın değerinin yanlış hesaplandığı, bu nedenle idarece satışı teklif edilen eş değer taşınmazın hak sahipliğine konu taşınmaz ile aynı değerde olmadığı, aynı il sınırlarındaki bir taşınmazın satışı mümkün iken başka bir ildeki taşınmazın satışının teklif edildiği gibi itirazlarını ileri sürmesini, bu kapsamda satışı teklif edilen eş değer taşınmaz yerine başka bir eş değer taşınmazın belirlenmesini talep etmesini mümkün kılmamaktadır. Bunun yanı sıra kurala göre hak sahipleri, idarenin işlemlerinden veya hak sahipliğine konu taşınmazı kullanamamasından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek bu zararlarının tazmin edilmesini de talep edemeyeceklerdir. Bu durum, hak sahiplerinin olması gerekenden daha yüksek bir satış bedeli ödemesine, kullandıkları taşınmazdan daha düşük bedelli bir taşınmaz satın almalarına ya da doğrudan satış hakkından yararlanamamalarına yol açabilecektir.
Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi söz konusu kuralın, eş değer taşınmazın satışı konusundaki idarenin teklifine karşı idari ve yargı mercilerine başvuru yollarını kapatmak suretiyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturduğunu ifade etmiştir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 35. ve 40. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Netice itibariyle Anayasa Mahkemesi bahsi geçen kuralın Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı görerek iptal etmiş ve bu nedenle ayrıca Anayasa’nın 13., 36. ve 125. maddeleri yönünden inceleme yapmamıştır.
İlgili kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Türkçe
English