Duyurular
OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI YOLUYLA MÜLKİYETİ KAZANILAN TAŞINMAZA İLİŞKİN ECRİMİSİL TAHAKKUK ETTİRİLMESİNİN MÜLKİYET HAKKINI İHLAL ETTİĞİ HUSUSUNDA KARAR
Anayasa Mahkemesi’nin, başvurucunun, olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyeti kazanılan taşınmaza ilişkin olarak ecrimisil tahakkuk ettirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin 2018/6259 numaralı başvurusu neticesinde verdiği karar 9 Eylül 2021 tarihli ve 31593 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Olayın Özeti
Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesi Kumbağ Mahallesi'nde tarla vasıflı taşınmaz 21/2/1977 tarihinde başvurucu ile kardeşleri C.B. ve H.B. tarafından 480.000 TL bedelle satın alınmıştır. Tapu kaydında taşınmazın sınırları "şarkan deniz, garben yol şimalen köy tarlası cenuben yol" şeklindedir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede başvuru dosyasından anlaşılamayan bir tarihte kadastro çalışması yapılmıştır. Kadastro çalışması sonucu yapılan tespiti gösteren tutanak ve diğer belgeler başvurucu tarafından bireysel başvuru formuna eklenmemiştir. Bununla birlikte Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvuru formuna ekli bulunan 22/2/2010 tarihli kararından anlaşıldığı kadarıyla Kadastro Komisyonunca anılan taşınmaz üç parçaya ifraz edilmiş, bir parçası 1568 sayılı parsel olarak başvurucu adına tespit edilmiştir. Yine anılan mahkeme kararından anlaşıldığına göre komisyon haritasında A harfi ile gösterilen ve toplam büyüklüğü 1.492,8 m² olan bir arazi parçası tespit dışı bırakılmıştır. Başvurucunun bu arazinin önceki tapudaki parselin bir parçası olduğu yolundaki itirazları Kadastro Komisyonunca reddedilmiştir.
Başvurucu, adına tespit edilen taşınmazın yanı sıra bu taşınmaza komşu olan ve kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan arazi parçası üzerinde turistik tesis işletmektedir. İdari yargıda açtığı davaya ait dilekçede belirttiğine göre başvurucu, aşağıda değinilecek olan ecrimisil ihbarnamelerinin kapsadığı dönemden önceki tarihlerde -13/5/2008 tarihinden önce- bu taşınmaz için ecrimisil ödemektedir.
Başvurucu, Kadastro Komisyonunca tespit dışı bırakılan taşınmaz için 15/1/1981 tarihinde Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açmıştır.
Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 3/12/1985 tarihli kararıyla dava kabul edilmiş ise de anılan karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14/7/1993 tarihli kararıyla kadastro mahkemesinin görevsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyan Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Hukuk Mahkemesi) göndermiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi 2/11/1994 tarihinde taşınmaz mahallinde keşif yapmış ve hazır olan tanıkları dinlemiştir. Başvurucunun tanığı A.S. taşınmazın A.B.ye iskân hakkı olarak verildiğini, önceki malikleri tarafından bağdan tarlaya dönüştürülen taşınmazın başvurucu ve annesi tarafından satın alındığını beyan etmiştir. A.S. taşınmazın dinlenme tesisi yapılarak başvurucu tarafından kullanıldığını ve annesinin de hissesini başvurucuya devrettiğini ifade etmiştir. Başvurucunun diğer bir tanığı Ş.A. da benzer yönde beyanlarda bulunmuştur.
Başvurucunun taşınmazın mülkiyetinin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak kazanıldığına yönelik Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan tespite karşı temyiz yoluna başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi başvuru dosyasında bulunmamaktadır. Hazine tarafından yapılan temyiz sonucu Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 4/3/2013 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
Tekirdağ Valiliği Defterdarlık Millî Emlak Müdürlüğü (İdare) başvurucu adına 30/12/2015 tarihli ecrimisil düzeltme ihbarnameleriyle 13/5/2008 ve 6/7/2010 tarihleri arasındaki dönem için 20.930 TL, 6/7/2010 ve 4/3/2013 tarihleri arasındaki dönem için 32.500 TL ecrimisil tahakkuk ettirmiştir. İdare, başvurucunun devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazda tasarrufta bulunduğunu kabul etmiştir. Başvurucu 5/2/2016 tarihinde Tekirdağ İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi
Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu kabul edilerek işgalci olarak nitelendirilmesinin ve aleyhine ecrimisil tahakkuk ettirilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ifade etmiştir. Başvurucuya göre Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/2/2010 tarihli kararıyla taşınmazın kendisine ait olduğu ispatlanmıştır.
Başvurucu, bu iddiaların tümünü yargılama sırasında ileri sürdüğü hâlde derece mahkemelerince dikkate alınmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği kanaatindedir. Başvurucu ayrıca Hazinenin söz konusu taşınmaza malik olduğunu gösteren hiçbir belge gösterilemediği hâlde İdare Mahkemesinin Hazine lehine karar vermesinin taraflı bir yaklaşım olduğunu iddia etmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmede;
- Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği, Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verildiği, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlendiği,
- mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin kontrolünün, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleri olduğu,
- Mülkten yoksun bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybının söz konusu olduğu, mülkiyetin kullanımının kontrolünde ise mülkiyetin kaybedilmediğini ancak mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçiminin toplum yararı gözetilerek belirlendiği veya sınırlandırıldığı,
- Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin ise genel nitelikte bir müdahale türü olduğu ve mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerektiği,
- Başvurucu adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesinin sebebinin, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir taşınmaz üzerinde başvurucunun zilyetlik kurduğu ve bu taşınmazdan ekonomik olarak yararlanması olduğu,
- Tahakkukun dayanağının ise 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesi olduğu ve anılan maddede devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların fuzuli işgal edilmesi hâlinde bu kullanımları karşılığında fuzuli şagillerden kanunda belirtilen ölçülere uygun olarak ecrimisil alınmasının düzenlendiği,
- Dolayısıyla devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların kullanımını düzenleyen mevzuat kapsamında başvurucu adına bireysel başvuru konusu tahakkuk işlemi tesis edildiği ve bu durumda ecrimisil tahakkuk ettirilmek suretiyle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin mülkiyetin kontrolü şeklindeki üçüncü kural kapsamında incelenmesi gerektiği,
- Başvurucu adına yapılan tahakkukun kanuni dayanağı olan 2886 sayılı Kanun'un 75. maddenin birinci fıkrasında, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil isteneceğinin hükme bağlandığı ve ecrimisil talep edilebilmesi için idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağının kurala bağlandığı,
- Buna göre anılan kural uyarınca ecrimisil tahakkuk ettirilebilmesi için taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gerektiği,
- 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinin beşinci fıkrasında "Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur." hükmüne yer verildiği ve bu hükme göre kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyetin kazanılmasının tescil tarihinde değil davasız ve aralıksız yirmi yıllık malik sıfatıyla zilyetlik süresinin dolduğu tarihte gerçekleştiği, Kanunun yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıktaki bu hükmüne rağmen mülkiyetin tescil tarihinde kazanıldığının kabulünün bariz takdir hatası teşkil edeceği
ifade edilmiştir.
Bu değerlendirmeler ışığında, başvurucunun işgalci olarak kabulü suretiyle adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiştir.
Söz konusu mahkeme kararının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz ve/veya yorumunuz olması halinde, bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
info@zumbul.av.tr
Türkçe
English