AYM Tarafından Türk Medeni Kanunu’ndaki Yoksulluk Nafakası Düzenlenmesine İlişkin İptal Kararı Verilmiştir

Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 4/6/2026 tarihli ve 2026/156 E. , 2026/131 K. sayılı karar (“Karar”) 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;

·      Başvuru, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından görülmekte olan bir boşanma davasında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla iptal edilmesi talebine ilişkindir.

·      İtiraz konusu kural, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla, geçimini sağlamak amacıyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası talep edebilmesine imkân tanımaktadır.

·      Başvuru kararında; yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğünün kişinin hayatının sonuna kadar devam edebilmesinin, nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi, mülk edinmesi ve yeni bir aile kurması üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği, bu nedenle düzenlemenin mülkiyet hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği ileri sürülmüştür.

·      AYM, norm denetimi kapsamında yaptığı incelemede, kanun hükmünün lafzının her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini zorunlu kılan açık bir düzenleme içermediğini tespit etmiştir. Bununla birlikte, yerleşik yargısal uygulamada söz konusu ibarenin emredici nitelikte kabul edildiği, irat şeklinde hükmedilen yoksulluk nafakasının süresiz olarak belirlenmesi gerektiği ve hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı yönünde bir uygulamanın benimsendiği belirtilmiştir. AYM, bu durumun kuralın açık, belirli ve öngörülebilir olma niteliğini zayıflattığını ve hukuk devleti ilkesi bakımından sorun oluşturduğunu değerlendirmiştir.

·      AYM ayrıca, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin maddi ve manevi varlığının korunmasının gözetilmesi gereken meşru bir amaç olduğunu kabul etmekle birlikte, nafaka yükümlüsünün kusurlu olması dahi aranmaksızın ödeme yükümlülüğünün herhangi bir ölçüt belirlenmeden süresiz şekilde devam edebilmesinin, nafaka yükümlüsü bakımından ağır ve ölçüsüz bir külfete yol açabileceğini değerlendirmiştir.

·      Karar’da, tarafların karşılıklı hak ve menfaatleri arasında makul bir denge kurulabilmesi için nafakanın süresinin belirlenmesinde evliliğin süresi, tarafların yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal koşulları, nafaka alacaklısının ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi ve çalışma hayatına katılma imkânı gibi somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin de kanunda açık ve net biçimde düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

·      Bu kapsamda AYM, yoksulluk nafakasının hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz şekilde öngörülmesinin, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

·      AYM, açıklanan gerekçelerle TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…süresiz olarak…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı olduğuna ve İPTALİNE oyçokluğuyla karar vermiştir.

·      Bununla birlikte AYM, iptal hükmünün yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkabilecek hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte olduğunu değerlendirerek, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Bu nedenle iptal hükmü, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte değil, dokuz aylık erteleme süresinin sonunda yürürlüğe girecektir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

 

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.