Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

1. Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Eşya İthalatına İlişkin Tebliğ (İthalat: 2023/9)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

13/09/2023 tarihli ve 32308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Eşya İthalatına İlişkin Tebliğ (İthalat: 2023/9)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”) ile 31/12/2022 tarihli ve 32060 üçüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Eşya İthalatına İlişkin Tebliğ’de değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu Tebliğ ile Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Eşya İthalatına İlişkin Tebliğ (İthalat: 2023/9)’in geçici 2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “15/9/2023” ibaresi “31/12/2023” olarak değiştirilmiştir.

Bu değişiklik ile geçici 2. madde nihai olarak, “6/2/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle zarar gören ve afet bölgesi ilan edilen yerler için enkaz kaldırma ve yeniden inşa faaliyetlerinin idamesi kapsamında ihtiyaç duyulan Tebliğin Ek-1’inde yer alan liste kapsamı eşya için, anılan listede belirlenen gümrük kıymetine bağlı kalmaksızın izin vermeye Bakanlık (İthalat Genel Müdürlüğü) 31/12/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yetkili” şeklini almıştır.

Tebliğ 13/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

2. Ticaret Bakanlığı Tarafından Yapay Zeka Kullanılarak Oluşturulan Reklamlara İlişkin Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından bünyesinde bulunan Reklam Kurulu'nun (“Kurul”) 12 Eylül 2023 tarihli 337 sayılı toplantısına ilişkin kamuoyu duyurusu yayımlanmıştır. 

Söz konusu kamuoyu duyurusunda;

  • Reklam Kurulu tarafından vatandaşları mağdur edici davranışlar, tüketici algısını manipüle edici filler ile birlikte toplantı gündemine ilk kez yapay zeka kullanılarak oluşturulan reklamlar alındığı,
  • Reklam Kurulu tarafından oluşturulma şekli ya da yayımlandığı mecradan bağımsız olarak tüketicilerin satın alma kararlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen, yapay zeka tarafından oluşturulan bu içerikler incelendiği,
  • Bu kapsamda 337 sayılı Kurul toplantısında "ChatGPT" isimli yapay zeka uygulaması tarafından oluşturulan, rakip ürün veya firmalara göre üstünlük algısı içeren ifadelere yer verilen ve nesnel araştırma sonuçlarına dayanmayan tanıtımlarla ilgili 3 dosya hakkında idari yaptırım uygulandığına

yer verilmiştir. 

İlgili kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

3. Hukuk Davalarında Hükümde Hatalı Gösterilen Kanun Yolu Süresinin İçerisinde Yapılan Kanun Yolu Başvurusunun İncelenmesine İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2021/5 E. 2023/2 K. sayılı ve 22.10.2021 tarihli kararı 14.09.2023 ve 31686 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Karara konu başvuruda hukuk davalarında, hükümde kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi durumunda, hatalı gösterine kanun yolu süresine göre yapılan kanun yolu başvurusunun incelenip incelenemeyeceği hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1. Hukuk Dairesi, 9.Hukuk Dairesi, 11. Hukuk Dairesi ve (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile 2. Hukuk Dairesi, 3. Hukuk Dairesi, 8.Hukuk Dairesi ve 10. Hukuk Dairesinin kararları arasında görüş ve uygulama farklılığı bulunduğunu belirterek içtihatların birleştirilmesini talep etmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile 11. Hukuk Dairesinin görüş yazılarında özetle: 

  • Hükümde kanun yolu süresi yanlış gösterilmiş olsa dahi kanun tarafından belirlenen kanun yolu sürelerinin kesin ve hak düşürücü nitelikte olduğu, 
  • Hakim tarafından yargılama sırasında kesin süreye tabi bir işlemin süresinde yapılıp yapılmadığı hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği,
  • HMK 90. Maddesinin amir hükmü gereğince kanunda belirtilen istisnai haller dışında, hakimin kanundaki sürelerin artırıp eksiltemeyeceği dikkate alındığında,

hukuk davalarında hükümde kanun yolu süresi daha uzun gösterilmiş olsa dahi kanunda belirtilen süreden sonra yapılan başvurunun esastan incelenmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda içtihat aykırılığının Dairelerince de uygulanmakta olan bu çerçevesinde giderilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi,  l. Hukuk Dairesi, 8. Hukuk Dairesi, 10. Hukuk Dairesi ve (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi görüş yazılarında özetle:

  • Anayasa'nın 36 ve 40/4. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 297/1-ç maddesi uyarınca, mahkeme kararlarında başvurulacak kanun yolu ve süresinin doğru olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu,
  • Hükümde sürenin hatalı gösterilmesi nedeniyle kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasına yol açacağı,
  • Konu hakkında yapılan bireysel başvurular üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar da dikkate alındığında,

hatalı da olsa mahkemenin kararında bildirdiği süre içerisinde yapılan kanun yolu başvurusunun, başvuran tarafın hak kaybına yol açacak şekilde aleyhine yorumlanmaması ve istemin esastan incelenmesi gerektiği, mevcut içtihat aykırılığının da bu görüş doğrultusunda giderilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu konusu kesin nitelikte olan kanun yoluna başvuru süresi hakkında mahkemece hatalı karar verilmesine ilişkin olan içtihadı birleştirme kararında özetle:

  • Devletin, hukuk devleti olmanın bir gereği olarak, hem hak arama özgürlüğünün ve dolayısıyla dava hakkının etkin bir biçimde kullanılmasını sağlamak hem de bu özgürlüğün ve hakkın kullanılacağı mekanizmaları oluşturmakla yükümlü olduğu, 
  • Anayasa’nın 36, 40/2 ve 6100 sayılı Kanun’un 297. maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemelerin kararlarında ilgililere başvurulabilecek kanun yollarını, başvuru mercilerini ve başvuru sürelerini sadece göstermeleri yeterli olmayıp, aynı zamanda doğru olarak göstermeleri de anayasal ve yasal bir gereklilik olduğu,
  • Özellikle mahkemelerin kanun yolu süresini taraflara doğru gösterme zorunluluğu gözetildiğinde, kanun yollarına başvuru süreleri kesin ve hak düşürücü nitelikte olmasına karşın bu sürenin hükümde hatalı gösterilmesi durumundaoldukça katı ve şekilci bir uygulanması mahkeme kararına güvenerek kararda gösterilen süre içinde kanun yoluna başvuran tarafın hak kaybına sebep olacağı ve aynı zamanda kanun yollarının amacına da uygun düşmediği, 
  • Kesin sürenin değiştirilemeyeceği kuralının bertaraf edilmesi ya da kanun yolu süresinin değiştirilmesi süz konusu olmadığı gibi hakimin kesin süreyi arttırması da söz konusu olmayıp hata sonucu süreyi yanlış bildirip tarafları yanıltması durumunun mevcut olduğu, 
  • Kanun yolu süresinin daha uzun gösterilmesi halinde, hatalı gösterilen süreye uyularak yapılan kanun yolu başvurusunun adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilerek süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerekliliği
  • Hatanın mevzuatta farklı kanunlarda birbirinden farklı kanun yolu sürelerinin bulunması nedeniyle ve yine kanunlarda öngörülen süreler kapsamında olacağının pek tabii olduğu,
  • Kanunlarda hiç yer almayan uzunluktaki bir sürenin hükümde gösterilmesi mahkemelerden beklenemeyeceği gibi hiç düzenlenmemiş uzunluktaki bir süre, yanılgı sonucu hükümde kanun yolu süresi olarak yazılmış olsa dahibu süre içerisinde yapılacak başvurunun süresinde kabul edilmesi söz konusu olmadığı belirtilmiştir.

İşbu gerekçelerle hukuk davalarında, hükümde kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi halinde, hatalı gösterilen kanun yolu süresinin içerisinde kanun yolu başvurusunun incelenmesi gerektiğine, 28.04.2023 tarihinde yapılan üçüncü toplantıda oy çokluğu ile karar verilmiştir. 

İçtihadı birleştirme kararları konulan ile sınırlı olsa da gerekçelerin yol gösterici mahiyette olması nedeniyle, kararda hakimin miktar itibariyle kesin olan ya da kanun kapalı tutulan bir karar hakkında hatalı şekilde açık olacak şekilde karar vermesi de değerlendirilmiştir. Bu durumda hangi kararların kanun yolu denetimi dışında tutulacağı, hakkın kısıtlanması niteliğinde ve kamu düzenine ilişkin olduğundan, Anayasa’nın 11. maddesindeki ölçütler esas alınarak kanuni düzenlemeler ile belirlenmektedir. Bu itibarla, kanun hükmü gereği kesin olan ve taraflara kanun yoluna başvuru hakkı tanınmayan bir konuda, mahkemenin yanılgılı böyle bir hakkı tanınması söz konusu olamayacağı belirtilmiştir. 

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

4. Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

14/09/2023 tarihli ve 32309 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”) ile 25/12/2013 tarihli ve 28862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ’de değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu değişiklikle ile birlikte ilgili Tebliğ’in 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Zorunlu karşılık oranları Türk lirası yükümlülükler için aşağıdaki gibidir:

Tebliğ 1/9/2023 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Söz konusu Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

5. İrlanda Veri Koruma Otoritesi TikTok'a Yönelik Yaptırım İçeren Kararını Açıkladı

İrlanda Veri Koruma Otoritesi ("VKO"), 1 Eylül 2023’te TikTok hakkında açılan soruşturmaya ilişkin nihai kararını verdi.

TikTok'un, 31 Temmuz 2020 ile 31 Aralık 2020 arasındaki dönemde çocuk kullanıcılarla ilgili kişisel verilerin işlenmesinde Avrupa Veri Koruma Tüzüğü (“General Data Protection Regulation” – “GDPR”) yükümlülüklerine uyup uymadığı,

(i) Varsayılan olarak herkese açık ayarların yanı sıra 'Aile Eşleşmesi' özelliğiyle ilişkili ayarlar da dahil olmak üzere belirli TikTok ayarları

(ii) Kayıt sürecinin bir parçası olarak yaş doğrulaması

özellikleri yönünden incelenmiştir.

3 Eylül 2022 tarihinde VKO, soruşturma ile ilgili bir taslak metin sunmuştur. VKO'nun taslak kararında GDPR'nin belirli maddelerinin ihlal edildiğine dair bulgular olduğuna değinilmiştir. VKO tarafından yer verilen bulgular üzerinde geniş bir mutabakat olsa da, İtalya ve Berlin Denetim Otoriteleri tarafından taslak karara itirazda bulunulmuştur.

Avrupa Veri Koruma Kurulu, itirazlara ilişkin bağlayıcı kararını 2 Ağustos 2023 tarihinde kabul etmiştir. Karar ile VKO’ya, taslak kararını Berlin Denetim Otoritesi tarafından yapılan itirazı içerecek şekilde değiştirmesi ve taslakta yer verilen ifadeleri uygulanabilir hale getirmek için mevcut kararın kapsamını genişletmesi gerektiği söylenmiştir.

Veri Koruma Otoritesinin 1 Eylül 2023 tarihinde kabul edilen kararı, GDPR'nin belirli maddelerinin TikTok tarafından ihlal edildiğine dair bulgulara yer vermektedir. Karar ayrıca aşağıdaki yaptırımları içermektedir:

  • Kınama cezası;
  • Kararın kendisine bildirildiği tarihten itibaren üç aylık bir süre içinde işlemlerini GDPR yükümlülüklerine uygun hale getirmesini gerektiren bir emir;
  • Toplam 345 milyon euro tutarında idari para cezası.

Kararla ilgili basın açıklamasının tamamına (İngilizce) buradan ve nihai kararın tam metnine (İngilizce) buradan ulaşabilirsiniz.

6. Ticaret Sicilinden Terkin Olunan Şirketin İhyası İçin Açılacak Davalarda Öngörülen Üst Süre Kuralının İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

Ticaret sicilinden terkin edilmiş olan şirketin ihyası için açılacak davalar için silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreye ilişkin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (“Kanun”) geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının 5. cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde..." ibaresinin iptaline ilişkin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E. – 2023/117 K. sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, 15.09.2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

İtiraz talebinde gerekçe olarak; sicilden terkin edilen şirketin ihyası için açılacak davanın ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren beş yıl ile sınırlanmış olması sebebiyle ihya davası açılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple şirkete karşı açılabilecek diğer davaların da açılamadığı belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa Mahkemesi, anılan Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak ihya talebiyle mahkemeye başvurmaları için itiraz konusu kuralla öngörülen sürenin bu yolu işlevsiz kılıp kılmadığını değerlendirmiştir.

Yapılan denetim sonucunda, kuralla sicilden silinen şirketler ile kooperatiflere ilişkin ihya başvurusu için öngörülen sürenin silinme tarihinden itibaren başladığı ve kuralda alacaklıların veya hukuki menfaati bulunanların bu tasfiyeden haberdar olmasını sağlayacak güvencelere yer verilmediği görülmüştür. Bu durumun, ilgililerin bu süre dolduktan sonra haberdar oldukları veya ileri sürülebilir duruma gelen talepleri için öngörülen ihya yolunun işlevsiz hâle gelmesine neden olabileceği değerlendirilmiştir.

Şirkete veya kooperatife karşı ileri sürülebilir haklı talebin ortaya çıktığı, talep sahibinin bu durumu öğrendiği veya öğrendiğinin makul olarak kabul edilebildiği ve talebin hukuken ileri sürülebilir hâle geldiği tarih yerine silinme tarihinden başlayan sürenin ihya yolunun işlevini gerçekleştirmesine engel teşkil ettiği değerlendirmesinde bulunulmuştur.

Bu nedenlerle, Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca şirketin ihyası davasının açılmasında silinme tarihinden itibaren öngörülen beş yıllık üst süre sınırının Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturması nedeniyle oybirliği ile İPTALİNE karar verilmiştir.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

7. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Üçüncü Dereceye Kadar Kan Hısımlarıyla Eşler ve İkinci Dereceye Kadar Sıhri Hısımlar Arasında Yapılan İvazlı Tasarrufların Bağışlama Sayılacağına İlişkin Hükmünün İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 28. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendindeki kuralın (“Kural”) iptaline ilişkin 22/6/2023 tarihli ve 2022/134 E. – 2023/116 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı, 15/09/2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

İptal talebi gerekçesinde özetle; ivazlı devir işleminin birinci derece kan hısımları arasında yapılmış olması nedeniyle itiraz konusu kural uyarınca bağış olarak kabul edilip hükümsüz sayılacağı, söz konusu tasarrufun kamu alacağının tahsiline imkân bırakmamak amacıyla yapılıp yapılmadığı yönünde bir inceleme yapılmasına imkân tanınmadığı, bu itibarla kamu yararı ve kişisel yarar arasındaki dengenin ölçüsüz bir şekilde bozulduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 

Kanun’un itiraz konusu kuralının da yer aldığı 28. maddesi “Üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan hısımlarıyla, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar; yirmi yedinci maddenin tatbiki bakımından bağışlama hükmündedir.” şeklindedir.

Anayasa Mahkemesine göre belirli derecelerdeki kan ve sıhri hısımlar ile eşler arasında gerçekleşen tasarrufların hukuken nasıl nitelendirileceğinin bir tartışma yapmaya imkân vermeksizin kesin karine olarak belirlenmesi, yargılama sırasında savunma yapmayı anlamsız kılmakta ve taraflardan birine diğerine nazaran önemli bir avantaj sağlamaktadır ve bu nedenle kural, silahların eşitliği ilkesine de sınırlama getirmektedir.

Mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığını ve yasal kuralların belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiğini belirten Anayasa Mahkemesi; Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceğini ancak kuralın kamu yararı amacına dönük olmasının yeterli olmayıp Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olmasının da gerekli olduğunu ifade etmiştir.

Anayasa Mahkemesi kuralın ölçülü olup olmadığına yönelik yaptığı değerlendirmesinde “Kuralın amacı, yakın kişi veya hısımlarla gerçekleştirilen tasarruflarda kamu alacaklısının yaşayabileceği ispat zorluklarını ortadan kaldırmak ve şüpheli tasarruflarla alacaklıdan mal kaçırılmasını önlemektir. Dolayısıyla bahse konu ivazlı tasarrufların peşinen bağışlama olarak kabul edilmesi, söz konusu amaca ulaşma bakımından elverişlidir. Bu durumda sınırlamanın gerekli olup olmadığı hususu irdelenmelidir. Kamu alacağının ödenmemesi sonucunu doğuran tasarrufların geçersiz sayılmasındaki amaç kamu alacağının tahsil edilebilmesini sağlamaktır, söz konusu amaca daha hafif bir sınırlamayla ulaşmak mümkünse bu sınırlamanın tercih edilmesi gerekir.” ifadelerine yer vermiştir.

Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki düzenlemelerin iptali talebiyle yapılan başvurulara ilişkin yaptığı incelemelerde[1] belirttiği üzere itiraz konusu kural; borçlunun belirtilen derecelerdeki kan veya sıhri hısımları ve eşiyle yaptığı ivazlı tasarrufların bağışlama olarak kabulünü, aksinin iddiası ve ispatı mümkün olmayan bir olgu olarak öngörmüştür. Anayasa Mahkemesi kararına göre borçlunun üçüncü derece dâhil kan hısımları ile eşi ve ikinci derece dahil sıhri hısımları ile gerçekleştireceği ivazlı tasarruflara kesin olarak bağışlama sonucunun bağlanması, taraflara belirtilen hususlarda iddia ve savunmada bulunma, bu hususların ispatı yönünden delil, bilgi ve belge sunma imkânı vermemektedir. Hâlbuki kamu alacağının korunması, aksi ispat edilebilir bir karineyle de mümkün olabilir. Bu yönde bir tercihin gerek mülkiyet hakkı gerekse hak arama özgürlüğü üzerinde daha hafif bir etki yaratacağı açıktır. Bu itibarla kuralın kamu alacağının korunmasını sağlamak şeklindeki amaç bakımından gerekli olduğu söylenemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı bulunmuştur ve kuralın İPTALİNE karar verilmiştir. 6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

8. KVKK Tarafından Veri İhlali Bildirimlerine İlişkin Yeni Kamuoyu Duyuruları Yayımlanmıştır

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“Kurul”) 14.09.2023 tarihli, 2023/1599 sayılı ve 2023/1600 sayılı Kararları ile aşağıda ticaret unvanlarına yer verilen şirkeler tarafından yapılan veri ihlali bildirimlerinin Kişisel Verileri Koruma Kurumunun (“Kurum”) internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.

Veri sorumlusu sıfatını haiz Doğan Trend Otomotiv Ticaret Hizmet ve Teknoloji Anonim Şirketi ve Suzuki Motorlu Araçlar Pazarlama A.Ş. tarafından Kurula iletilen veri ihlali bildirimlerinde özetle;

  • İhlalin Vodatech Bilişim Proje Danışmanlık Sanayi ve Dış Ticaret AŞ (Vodatech) sunucularına yapılan siber saldırı sonucu depolama aygıtlarında bulunan verilerin şifrelenmek suretiyle erişilemez duruma gelmesiyle gerçekleştiği,
  • İhlalin 25.07.2023 tarihinde meydana geldiği ve 31.07.2023 tarihinde tespit edildiği,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun henüz bilinmediği,
  • İhlalden etkilenen kişi ve kayıt sayısının henüz tespit edilemediği,
  • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin henüz tespit edilemediği

ifadelerine yer verilmiştir.

Bahsi geçen kamuoyu duyurularının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

9. Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/14)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/25) Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

18/09/2023 tarihli ve 32313 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/25) (“Tebliğ”) ile 21/12/2021 tarihli ve 31696 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/14)’in 4. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır.

Yapılan değişiklik öncesinde, 20/12/2021 tarihinde mevcut olan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsinden döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonu hesapları, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilir” hükmündeki kural; kimlerin, ne zamandan itibaren bankalarında mevcut olan bakiyeleri Türk lirasına çevirebileceklerine dair ile değişikliğe uğramıştır.

Tebliğ ile, Yurt içi yerleşik gerçek kişilerin 31/8/2023, yurt içi yerleşik tüzel kişilerin ise 30/6/2023 tarihi itibarıyla bankalarda mevcut olan ABD doları, Euro ve İngiliz sterlini cinsinden döviz tevdiat hesabı ve döviz cinsinden katılım fonu hesabı bakiyeleri, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Tebliğ 18/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

10. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu İlaç Ruhsatlandırma Dairesi Başkanlığı Tarafından Beşeri Tıbbi Ürünler İçin Bilimsel Tavsiye Kılavuzu Yayımlanmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) İlaç Ruhsatlandırma Dairesi Başkanlığı (“Başkanlık”) tarafından 15.09.2023 tarihinde yayımlanan “Beşerı̇ Tıbbı̇ Ürünler İçı̇n Bı̇lı̇msel Tavsı̇ye Kılavuzu” na göre ;

  • Kılavuz, ruhsat başvurusu planlanan, ruhsat sürecindeki veya ruhsatlı beşeri tıbbi ürünler hakkında Kurumtarafından bilimsel tavsiye verilmesiyle ilgili genel bilgiler hakkında yapılacak iş ve işlemlerin usul ve esaslarını belirlemektir.
  • Hedeflenen hasta popülasyonunu, mevcut tedavi yöntemlerini ve ürünün özelliklerini göz önüne alarak beşeri tıbbi ürünlerin geliştirilmesine yardımcı olmak üzere bilimsel tavsiyede bulunulmaktadır.
  • Bilimsel tavsiye, başvuru sahibinin uygun çalışmaları ve testleri yapmalarını sağlamaya yardımcı olur,böylece ruhsat başvurusunun ve ruhsatlı ürünlere ilişkin başvuruların değerlendirilmesi sırasında hızlı ve olumlu bir sonuç olasılığı artar.
  • Kılavuzda, başvuru sahibinin Kuruma soracağı sorular ürün geliştirme çalışmaları veya ruhsat başvurusu hangi aşamada olursa olsun bilimsel konularla ilgili olması gerektiği belirtilerek bilimsel tavsiyenin söz konusu olabileceği konulara yer verilmiştir.
  • Bilimsel tavsiye, bir başvuru sahibinin ürününün geliştirilmesi sırasındaki sorumluluğunun azaltılması veya ruhsat başvurusu sırasında sunulacak verilerin ön değerlendirmesi olmayıp, başvuru sahiplerinin farklı geliştirme projelerinin Kuruma sunulması ve bu kapsamda tavsiye alınması amacıyla geliştirilmiş bir uygulamadır. 
  • Tavsiyeler, başvuru sahibinin sağladığı dokümantasyona dayanarak güncel bilimsel bilgiler ışığında verilir. Ancak koşullar değişebilir ve tavsiye edilenlere alternatif bir yaklaşım uygun hale gelebilir. Bu nedenle Kurumdan alınan bilimsel tavsiyeler, ilgili ürünün gelecekteki herhangi bir başvurusu ile ilgili olarak Kurumu veya başvuru sahibini yasal olarak bağlayıcı nitelikte değildir
  • Bilimsel tavsiye talebi isteğe bağlıdır. Kurum da talebi kabul etme veya reddetme hakkına sahiptir. 
  • Kurum tarafından idari incelemesi uygun olduğu bildirilen başvurular için Kurumca yayımlanan fiyat tarifesindeyer alan ilgili ücretin ödenmesi gerekmektedir.
  • Bir beşeri tıbbi ürün için Kurum tarafından verilen bilimsel tavsiye gizli kabul edilir ve bir ruhsat başvurusundan önce, başvurunun değerlendirilmesi sırasında veya ruhsat düzenlenmesinden sonra halkla veya diğer başvuru sahipleriyle paylaşılmaz.
  • Kılavuzda aynı zamanda Başvuru İçin Gerekli Belgeler, Bilimsel Tavsiye Başvurusunun Değerlendirilmesine, Bilimsel Tavsiye Toplantısının Planlanması ve Yürütülmesine ilişkin kurallara da yer verilmiştir. 

Yayımlanan kılavuzun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

11. Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/16)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/26) Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

18/09/2023 tarihli ve 32313 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/26) (“Tebliğ”) ile 29/12/2021 tarihli ve 31704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/16)’in 4. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır.

Yapılan değişiklik öncesinde, 28/12/2021 tarihinde mevcut olan altın hesapları ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesapları, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilir” hükmündeki kural; kimlerin, ne zamandan itibaren bankalarında mevcut olan altın hesaplarını Türk lirasına çevirebileceklerine dair değişikliğe uğramıştır.

Tebliğ ile, Yurt içi yerleşik gerçek kişilerin 31/8/2023, yurt içi yerleşik tüzel kişilerin ise 31/12/2021 tarihi itibarıyla bankalarda mevcut olan altın hesabı, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevrilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Tebliğ 18/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

12. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 2024 Yılında Uygulanacak İletim Ek Ücretine İlişkin Kararı Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (“EPDK”) 14.09.2023 tarihli ve 12069 sayılı Kararı (“Karar”)16.09.2023 tarihli ve 32311 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu karar uyarınca;

  • 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu 'nun 5 inci maddesinin yedinci fıkrasının (h) bendi ve 10 uncu maddesinin (A) fıkrasının (e) bendi ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, 2024 yılında uygulanacak iletim ek ücretiTürkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi'nin iletim tarifesinin %0,5 (binde beş)'i olarak belirlenmiştir.
  • İletim ek ücretleri, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından aylık olarak hesaplanır ve takip eden ayın 25'ine kadar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu hesabına yatırılacaktır.

Bu Karar, 01.01.2024 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir. 

Bahsi geçen Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

13. 2024-2026 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıklarına İlişkin 2023/14 Sayılı Genelge Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan, “2024-2026 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıkları” konulu, 2023/14 sayılı Genelge (“Genelge”) 15.09.2023 tarihli ve 32310 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Genelge’de özetle;

  • Sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek üzere kamu harcamalarında tasarruf yapmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak suretiyle makroekonomik ve finansal istikrarı korumanın önceleneceği,
  • Kamu yatırım harcamalarından azami düzeyde tasarruf edilirken kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edileceği,
  • Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını ve ticareti destekleyecek mahiyette belirleneceği; iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştiren nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verileceği,
  • 2024 Yılı Yatırım Programı hazırlıklarında, 2024-2026 dönemi Orta Vadeli Program'da yer alan amaçlar, politikalar, öncelikler ve mali çerçeve esas alınacağı, Orta Vadeli Program ile uyumlu olmak kaydıyla, kamu idarelerinin stratejik planları da hazırlıklarda dikkate alınacağı belirtilmektedir.

Genelge’nin EK-inde 2024-2026 Dönemi Yatırım Programı Hazırlama Rehberi’ne yer verilmiştir.

Buna göre;

  • Rehberde 2024- 2026 dönemi Yatırım Programı hazırlıklarına esas olmak üzere, kamu yatırım önceliklerine ve 5018 sayılı  Kamu Mali  Yönetimi  ve Kontrol Kanunun 16'ncı maddesine uygun şekilde; kamu idarelerince uyulması gereken genel ilkeler, nesnel ve ölçülebilir standartları, hesaplama yöntemleri ve bunlara ilişkin olarak kullanılacak tablo örnekleri ve diğer  bilgiler  ortaya  koyulmaktadır.
  • On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023), Orta Vadeli Program (2024-2026), Bölge Planlan, GAP, DAP, KOP, DOKAP Eylem Planlan, 2.4) İdare Stratejik Planı ve Performans Programları, 2024-2025 Dönemi Yatırım Politikasının genel çerçevesini oluşturacaktır. 
  • Kuruluşlar depremle ilişkili yatırım tekliflerini deprem özelinde tanımlanmış olan projeleri için yapacaklardır. Deprem kapsamındaki ödenekler sadece deprem özelinde tanımlanmış projelerde kullanılacaktır.
  • Acil ve çok zorunlu haller dışında yatırım programına çok yıllı yeni proje alınmayacaktır. Getirilen bu sınırlamaya yatırım programı uygulama sürecinde de devam edilecektir. 
  • Rehberde Yatırım Programı hazırlanırken dikkate alınacak sektörel esaslar ayrıca belirtilmiştir. 
  • Hizmet   binası olarak kullanılmak üzere   bina   kamulaştırması   veya   hizmet binası   yapımı amacıyla arazi kamulaştırması teklifleri sadece zorunlu hallerde yapılacaktır.
  • Rehberde dış kredi ve hibe ile yürütülecek yatırım projelerine ilişkin kredi düzenlemeleri, hibe bilgilerine ilişkin kurallara da yer verilmiştir. 
  • 2024-2026 Dönemi Kamu Yatırım Politikası bakımından genel olarak büyümeye, özel sektöre tarafından gerçekleştirilemeyecek ekonomik ve sosyal altyapı projelere, makroekonomik hedefleri destekleyecek ve büyümeyi sürdürülebilir kılacak nitelikli insan gücü ve güçlü toplum hedefi ile ilgili projelere öncelik verilecektir.
  • Bunların yanında, Rehberde, sektörel, alt sektörel, bölgesel, proje bazında birtakım önceliklere de yer verilmiştir. 

Bahsi geçen Genelge’nin tam metni ve 2024-2026 Dönemi Yatırım Programı Hazırlama Rehberi’ne  buradan ulaşabilirsiniz. 

14. Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (V-101.1.a) Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır

19/09/2023 tarihli ve 32314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (V-101.1.a) ile 21/1/2014 tarihli ve 28889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)’nde (“Tebliğ”) değişiklikler yapılmıştır.

Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)’nin 14. maddesinin ilk fıkrasına “16 ncı maddenin beşinci fıkrasında belirtilen istisnalar” ifadesi eklenmiş; söz konusu hüküm nihai olarak “(1) Yasaklı statüdeki sermaye piyasası araçları, 15 inci maddede ve 16 ncı maddenin beşinci fıkrasında belirtilen istisnalar dışında işlem yapma yasağı süresince hiçbir gerekçeyle borsalarda satılamaz.” şeklini almıştır.

Getirilen düzenlemeyle birlikte Tebliğ’in 16. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:

“(5) Haklarında işlem yapma yasağı kararı alınmış kişilerin Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasındaki mevcut açık pozisyonlara ilişkin takas ve/veya teminat tamamlama yükümlülüklerinin yatırım kuruluşlarınca yerine getirilmesi durumunda, yatırım kuruluşları kendilerine söz konusu takas ve/veya teminat tamamlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle borçlu olan müşterileri ile yatırım hizmet ve faaliyetleri bağlamında akdedilen sözleşmelerde hüküm bulunması kaydıyla kendi nezdinde yer alan hesaplardaki borçlu müşterilerine ait sermaye piyasası araçlarını Borsa’da veya ilgili aracın Borsa’da işlem görmemesi halinde Borsa dışında satarak veya virmanlayarak alacaklarını tahsil edebilirler. Bu fıkra uyarınca yapılacak satışlarda yatırım kuruluşları tarafından, ekte yer alan taahhütname (Ek-2), yatırım kuruluşu imza sirküleri ve taahhütnamede verilen bildirimleri destekleyici belge ve kayıtlar MKK’ya gönderilir. Bu fıkra kapsamında gerçekleştirilecek işlemler bakımından 15 inci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü, altıncı ve yedinci fıkraları kıyasen uygulanır, yapılacak satış işlemleri kapsamında gerekli kıymet tanım değişikliklerini yapmaya, hesaplar arası aktarım işlemlerine onay vermeye MKK yetkilidir. Bu fıkra kapsamında yapılacak satış ve/veya virman işlemlerine ilişkin yatırım kuruluşları ile müşterileri arasındaki uyuşmazlıklar genel hükümlere tabidir.”

Tebliğ’e “Başvuruların Sonuçlandırılması” başlıklı “(1) 16 ncı maddenin beşinci fıkrası, haklarında işlem yapma yasağı kararı alınmış kişilerin işlem yapma yasağı uygulanmadan önce Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasında gerçekleştirdikleri işlemlere ilişkin takas ve/veya teminat tamamlama yükümlülükleri, mezkur fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce doğmuş ve bu yükümlülüklerin yatırım kuruluşlarınca yerine getirilmiş olduğu hallere de uygulanır.” geçici madde eklenmiştir.

Tebliğ’e, ekte yer alan Ek-2 eklenmiştir.

Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği (V-101.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (V-101.1.a), 19/09/2023 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in tam metnine buradan ve eklenen Ek-2’ye buradan ulaşabilirsiniz.

15. Döner Sermaye İşletmesi Kapsamında Destekleyici Talebi ile Yürütülecek Çalışmalar ve Hizmetler Hakkında Yönerge Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Tarafından Yayımlanmıştır

Döner Sermaye İşletmesi Kapsamında Destekleyici Talebi ile Yürütülecek Çalışmalar ve Hizmetler Hakkında Yönerge (“Yönerge”), Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmıştır. Yönerge, Bakanlığın merkez teşkilatı ile Bakanlığa bağlı sağlık tesislerini ve bünyelerinde görev yapan personeli kapsamaktadır.

Yönergenin amacı, Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşları haricindeki gerçek ve tüzel kişilerce, sağlık hizmetleri dışında, sağlık tesisi içinde veya hizmetin gerektirdiği yerde, Bakanlıktan veya sağlık tesisinden talep edilecek bilimsel görüş, proje, araştırma, uygulama ve benzeri hizmetler ile ilgili usul ve esasları belirlemek ve bu kapsamda izin başvuruları ve mali hükümlere ilişkin hususları düzenlemektir.

  • Döner sermaye işletmesi kapsamında destekleyiciler tarafından talep edilebilecek çalışmalar şunlardır:

i. Klinik araştırmalar

ii. Gözlemsel çalışmalar

iii. Düşük riskli bilimsel çalışmalar

iv. Piyasa arz sonrası çalışmalar

v. Sağlıklı ve/veya hasta gönüllüler ve/veya verileri üzerinde yapılması planlanan geriye dönük arşiv taramaları, yaşam alışkanlıklarını değerlendirilme araştırmaları gibi insana hiçbir şekilde doğrudan müdahale edilmesini gerektirmeden müdahale içermeyen bilimsel çalışmalar ve

vi. Sağlık alanına evrensel veya ulusal ölçülerde katkı sağlaması beklenen bilimsel içerikli çalışma ve projeler

gibi gelir getirici çalışmalar.

  • Döner sermaye işletmesi kapsamında destekleyiciler tarafından talep edilebilecek hizmetler şunlardır:

i. Danışmanlık hizmeti

ii. Sağlık alanında verilebilecek kurs ve eğitim hizmeti

iii. Yazılı ve görsel medyada ticari amaçlı işlerde (video çekimi gibi) yer alınması

iv. Kongre, seminer, sempozyum gibi yurtiçi ve yurtdışı bilimsel toplantılarda konuşmacı ve/veya oturum başkanı olarak görev alınması veya bildiri sunulması

v. Bilimsel görüş verilmesi

gibi gelir getirici hizmetler.

Destekleyici veya yasal temsilcisi tarafından Bakanlığa bağlı sağlık tesislerinde yukarıda belirtilen çalışmaların yapılabilmesi için Yönerge’de belirtilen belgeler ile Genel Müdürlüğe başvuru yapılması gerekmektedir.

Yönerge’nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

16. TİTCK Tarafından Yurt Dışı Üretim Tesislerinin GMP Denetimleri İçin Yapılacak Müracaatlara Dair Kılavuz Güncellenmiştir

10.07.2023 tarihinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (“TİTCK/Kurum”) resmi internet sitesinde yayımlananYurt Dışı Üretim Tesislerinin GMP Denetimleri İçin Yapılacak Müracaatlara Dair Kılavuz güncellenmiştir. Söz konusu Kılavuz 18.09.2023 tarihli ve E-24931227-000-15015 sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe girmiştir.

İlaç Denetim Daire Başkanlığı, Yurt Dışı Tesis Denetimleri Başvuru ve Takip Birimine yapılan tüm başvuruların zaman kaybına neden olunmaması için Kılavuz’da belirtilen gerekli belgeler ile eksiksiz bir şekilde yapılması önem arz etmektedir.

  • Kılavuzun amacı; yurt dışında üretilen ve ülkemize ithal edilecek olan beşeri tıbbi ürünlerin imalat yerlerinin İyi İmalat Uygulamaları denetim başvurularının değerlendirilmesi ve denetim süreçlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
  • Kılavuz, yurt dışında üretilen ve ülkemize ithal edilecek olan beşeri tıbbi ürünlerin ve ileri tedavi tıbbi ürünlerinin imalat yerlerinin İyi İmalat Uygulamaları denetim başvuruları ve denetim süreçlerini kapsamaktadır.
  • Gerekli hallerde ülkemizde ruhsatlandırılmamış ve/veya ruhsatlandırıldığı hâlde çeşitli sebeplerle piyasada bulunmayan beşerî tıbbi ürünlerin Yurt Dışından İlaç Temini ve Kullanımı Kılavuzu kapsamında yurt dışından temini durumlarında söz konusu ürünler de bu Kılavuz kapsamında değerlendirilmektedir.
  • Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği hükümleri kapsamında, iyi imalat uygulamaları çerçevesinde üretim yapabileceğini gösterir GMP belgesinin sunulması gerekliliği bulunmaktadır. 
  • Kılavuz yurt dışında üretilip, ülkemize ithal edilecek ürünler için yapılacak yerinde GMP denetimleri/dosya üzerinden denetimler/risk bazlı denetimler ile ilgili olarak başvuru, denetim ve denetim sonrası süreçler ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken hususları belirtilmektedir. 
  • Kılavuzda GMP denetiminin kapsamı ı̇le ı̇lgili esaslar düzenlenmiş olup yurt dışında üretilip ülkemize ithal edilecek ürünlerin bulk üretim, primer ambalajlama, sekonder ambalajlama, kalite kontrol testlerinin yapıldığı laboratuvarlar ve seri serbest bırakma faaliyetlerinin GMP denetimleri bu kılavuz hükümleri çerçevesinde yürütüleceği belirtilmektedir. 
  • Düzenlenecek GMP sertifikalarının geçerlilikleri ilgili tesisinin denetim tarihinden itibaren 3 yıldır. Risk bazlı denetim sonucu düzenlenecek GMP sertifikasının geçerlilik süresi, bir önceki sertifikanın geçerlilik süresinin dolmasından itibaren 3 yıldır. Dosya üzerinden yapılacak denetimler sonucunda düzenlenecek GMP sertifikasının geçerlilik süresi de başvuruya esas yerinde denetlenen ürünün GMP sertifikasının geçerlilik süresi kadardır. 
  • Kriz, acil durumlar, salgın, pandemi gibi halk sağlığını tehdit eden olağanüstü durumlardan kaynaklı kısıtlamalar nedeniyle beşeri tıbbi ürünlerin üretim ve tedarik süreçleri ile ilgili yaşanabilecek aksaklıkların azaltılması, ürünlerin piyasaya arzının devamlılığı ile vatandaşların tedavileri için gerekli olan beşeri tıbbi ürünlere erişiminin sürekliliğinin sağlanması amacıyla Kurum tarafından alınan tedbirler kapsamında ulusal ve uluslararası kısıtlamalar nedeniyle yurt dışında bulunan üretim tesislerinde yerinde GMP denetimlerinin gerçekleştirilememesi durumunda uygulanacak hükümlere Kılavuzda yer verilmiştir. Bu kapsamda; ithalatçı firmaların ruhsatına sahip oldukları/ruhsat başvurusunda bulundukları ürünlerle ilgili yürürlükteki mevzuat hükümleri kapsamında yükümlülükleri devam edecektir. 

Bahsi geçen Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

17. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 19 Eylül 2023 tarihli ve 32314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelikte gerçekleştirilen değişiklik kapsamında:

  • 14/7/2007 tarihli ve 26582 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin Ek- 4’ünün 1 inci maddesinin birinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere,

Kurul, belirlenen süre içerisinde bu Yönetmelik kapsamında sigorta prim teklifi alamayan işletenlerin araçlarının grubuna bakılmaksızın Havuz kapsamına alınmasına ve bunlara uygulanacak azami prim tutarlarına karar vermeye yetkilidir.” cümlesi eklenmiştir.

Bu Yönetmelik Resmi Gazete’de yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

18. Ticaret Bakanlığı Tarafından Tüketici Değerlendirmeleri Hakkında Kılavuz Yayımlandı

Reklam Kurulu’nun (“Kurul”) 12.09.2023 tarihli ve 337 sayılı toplantısında tüketicilerin alışveriş tercihlerinde önemli bir yer tutan ve onların satın alma kararlarını önemli ölçüde etkileyen tüketici deneyim ve tecrübelerinden oluşan yorum ve derecelendirme uygulamaları ile bunların sıralanmasına ilişkin Reklam Kurulu’nun konuya bakışını yansıtan, sektöre mevzuata uyum konusunda rehberlik edecek olan “Tüketici Değerlendirmeleri Hakkında Kılavuz” ilke kararı olarak kabul edilmiştir.

Bahsi geçen Kılavuzda özetle:

  • Kılavuzun amacı tüketici değerlendirmeleri ile ilgili temel ilkeler, bilgilendirme, kontrol süreci, aldatıcı kabul edilen durumlar ile yükümlülüklere ilişkin reklam veren, reklam ajansları, mecra kuruluşları ve reklamcılıkla ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol göstermektir.
  • Satıcı ve sağlayıcılar ya da aracı hizmet sağlayıcılar tarafından sunulan mal veya hizmete ve bunların yan sözleşmelerine ilişkin internet ortamında yapılan tüketici değerlendirmeleri, esas faaliyet alanı internet ortamında bir mal veya hizmete ya da o mal veya hizmetin satıcı veya sağlayıcılarına ilişkin tüketici şikâyetlerinin yayınlanmasına imkân sağlamak olan şikâyet platformlarında yayınlanan değerlendirmeler hakkında uygulanacaktır.
  • Kılavuz hükümleri bir satıcı ya da sağlayıcı adına hareket etmeyen gerçek ve tüzel kişilerce kendine ait internet ortamında yapılan ve bir mal veya hizmete ya da satıcı veya sağlayıcıya ilişkin edinilen deneyim hakkında bilgi verme niteliği taşıyan tüketici değerlendirmelerine, tüketici işlemi kapsamında olmayan satın alma ve uygulamalara ilişkin değerlendirmelere uygulanmayacaktır.
  • Tüketici değerlendirmeleri, satıcı, sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcı tarafından tüketicilere sunulan bir mal veya hizmetin üretim süreçleri dahil niteliği, kullanım kolaylığı, tanıtımı, satışı veya tedariki ile doğrudan bağlantılı değerlendirmelerdir.
  • Tüketici değerlendirmeleri bir tüketicinin satın aldığı mal veya hizmete ilişkin olabileceği gibi teslimat, kredi ve sigorta hizmeti gibi yan sözleşmeleri de içerebilir.
  • Satın alınan mal veya hizmete ilişkin yazılan yorum ya da verilen puan veya yıldız gibi derecelendirme uygulamaları da tüketici değerlendirmeleri kapsamındadır.
  • İnternet ortamında değerlendirme yapılmasına imkân sağlanması durumunda bu değerlendirmelerin, sadece ilgili mal veya hizmeti satın alanlar tarafından yapılmasına izin verilir. Sipariş iptali, sözleşmenin feshi veya cayma hakkının kullanılması halinde satın alma sürecinin geldiği aşamaya kadar olan süreçte yaşanan deneyimlerle sınırlı olarak yapılan değerlendirmeler de satın alma kapsamında değerlendirilecektir.
  • Tüketici değerlendirmeleri, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra olumlu ya da olumsuz ayrımı yapılmaksızın en az bir yıl süre ile herhangi bir yönlendirme yapılmadan tarih, değerlendirme notu, satıcı veya sağlayıcıya göre sıralanma gibi objektif bir ölçüte göre yayınlanacaktır.
  • İlgili mevzuatına aykırı sağlık beyanı içeren tüketici değerlendirmeleri yayınlanamayacaktır. Bu kapsamda, satışa sunulan bir mal veya hizmete ilişkin sağlık beyanları kullanımına izin verilmemelidir.
  • Değerlendirmelerin yayınlanmasına yönelik olarak satıcı, sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcı tarafından belirlenen esas ve kurallara, değerlendirmelerin yayınlandığı alanda ya da bir bağlantı veya uyarı işareti ile tüketicilerin yönlendirildiği açılır ekranda yer verilecektir.
  • Satıcı, sağlayıcı ya da aracı hizmet sağlayıcılar, yayınlanan değerlendirmelerin o mal veya hizmeti satın alan tüketiciler tarafından yapıldığının ispatına ilişkin uygulanan süreçler ile tüm tüketici değerlendirmelerinin yayınlanıp yayınlanmadığı, ortalama değerlendirme puanının nasıl hesaplandığı ve değerlendirmelerin nasıl sıralandığı konularında tüketicileri açık ve anlaşılır bir biçimde bilgilendirmelidir.
  • Değerlendirmesi yayın ilkesine uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilen tüketiciye düzeltme yaparak yeniden değerlendirme yapma hakkı verilecektir.
  • Satıcı, sağlayıcı ya da aracı hizmet sağlayıcıların, değerlendirmenin yayınlanmasına ilişkin işletecekleri kontrol süreci, tüketicilerin değerlendirme yapma cesaretini kırmaması veya zorlaştırmaması bakımından makul ve orantılı olmalıdır. Kılavuzda makul ve orantılı değerlendirme süreçlerine ilişkin örneklere yer verilmiştir.
  • Olumlu veya olumsuz olmasına bakılmaksızın tüm değerlendirmeler, aynı kontrol sürecine ve zaman sınırlarına tabi olmalıdır.
  • Satıcı veya sağlayıcıya ait sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımlara yönelik bir menfaat karşılığında yapılan beğeni veya onay belirten sembol ve ifadeler, dürüst ve objektif olmayacağı için yanıltıcı tüketici değerlendirmesi olarak kabul edilir ve yayınlanmaz.
  • Farklı bir satıcı veya sağlayıcı ya da satın aldığından farklı bir mal veya hizmete yönelik değerlendirmeler yanıltıcı olarak kabul edilir ve yayınlanmaz.
  • Olumsuz değerlendirmelerin yayınlanmasının önüne geçilemez, ilgili veriler manipüle edilerek arama motorları üzerinden işletmelerin görünürlüğü yanıltıcı bir biçimde arttırılamaz, mal veya hizmet satın almayan kişiler değerlendirme yapmaya veya onay belirten semboller kullanmaya yönlendirilemez ve bu değerlendirmeler farklı mecralarda yayınlatılamaz.
  • Satıcı, sağlayıcı ya da aracı hizmet sağlayıcıların tüketici değerlendirmelerini manipüle edebilecek uygulamalardan kaçınmaları gerekir. Kılavuzda sadece olumlu değerlendirmeleri yayınlamak ve olumsuz olanları yayınlamamak, tüketicilere önceden doldurulmuş olumlu değerlendirme şablonu sağlamak, tüketicilerin bir mal veya hizmetin yalnızca bir yönüyle değerlendirme yapabilmesini sağlamak, Tüketicilere sadece olumlu yorum yapmalarını teşvik etmek amacıyla hediye çeki, indirim imkânı gibi fırsatlar sunmak, Olumsuz değerlendirme yapılmasına ilişkin işlem ve süreçlerde olumlu değerlendirmeye nazaran tüketicilere zorluk çıkartmak veya ek yükümlülükler getirmek tüketici değerlendirmelerini manipüle edici uygulamalara örnek olarak verilmiştir.
  • Reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları, bu Kılavuz maddelerine uyum konusunda ayrı ayrı sorumludur.
  • 6502 sayılı Kanunun 61 inci ve 62 nci maddelerine, Yönetmeliğe ve bu Kılavuza uygun olmayan reklamın veya ticari uygulamanın daha sonra düzeltilmesi veya telafi edilmesi reklam verenin veya ticari uygulamada bulunanın tespit edilen aykırılığa ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Bahsi geçen Kurul Kararının tam metnine ve Tüketici Değerlendirmeleri Hakkında Kılavuza buradan ulaşabilirsiniz.

 


[1] (AYM, E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018, § 29; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021, § 22; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 41).